<div>Neredeyse iki yıldır tüm dünyanın gözü önünde ve tüm halkların tepkilerine rağmen katliamlarına devam eden yeryüzünün en büyük terör örgütü, Siyonist İsrail 7 Ekimden bu yana kaç cana kıydı biliyor musunuz?</div> <div><strong>4 Ağustos tarihi itibariyle 60 bin 933 insan. Neredeyse ölümün her türlüsünü dayattığı Filistin halkını şimdi de bir ölüm laboratuvarında açlıkla öldürmeye başladılar. Daha şimdiden 93’ü çocuk 180 kişi, İsrail’in dayattığı abluka altında açlık sebebiyle öldürüldü. </strong></div> <div>Tek başına, minik Amir’in katledilmesi ve katledilmeden önceki acı hikâyesi bile artık daha ne kadar insanlıktan çıkabileceğimizi sorgulatır oldu bize.</div> <div>Amir olarak tanıdığımız 8 yaşındaki Abdurrahim el-Ceraba, yarım paket pirinç ve mercimekten oluşan kırıntıları almak için çıplak ayaklarıyla 12 kilometre yürümüş ve topladığı kırıntılar için Gazze İnsani Yardım Vakfının (GHF) eski çalışanı ve ABD ordusundan emekli Yarbay Anthony Aguilar’e teşekkür ettikten sonra, kadın ve çocuklardan oluşan Filistinli grupla birlikte uzaklaşırken, İsrailli askerlerce taranarak şehit edildi</div> <div><strong>Bir buçuk yıl önce de Hind Receb isimli 6 yaşındaki bir kız çocuğu, akrabalarıyla birlikte şehirden kaçarken, içinde bulundukları araç, İsrail tanklarıyla karşı karşıya gelmiş ve hedef alınmıştı. Kendisi dışında araçtaki herkes ölmüş, akrabalarının cesetleri arasında acil yardım operatörlerini arayıp yardım istemiş ve o çağrıdan sonra bir ambulans yardımına gönderilmiş ama Hind’le birlikte o ambulans da İsrailli katillerin hedefi olmuştu.</strong></div> <div>O ses kaydı haberlere konu olmuş sosyal medyada çokça paylaşılmıştı.</div> <div>İnsanların yüreğini dağlayan daha nice vahşice katliamına ve tüm dünya halklarının tepkisine rağmen İsrail daha ne kadar ileri gidebilir ki bunun daha da ilerisi var mı ki.</div> <div><strong>Ve tüm bunlara rağmen, politik körlüğüne boğulmuş, kurumuş, kine dönüşmüş vicdanlarıyla kimi Kürtlerin, gerçekliği tartışılır paylaşımlarla, İsrail’in Filistinlilere dönük katliam ve vahşetini kınayan Kürtleri eleştiren ve onlara cevap niteliğinde; Arafat’ın Halepçe katliamından sonra Saddam’ı kutladığı ve kutlarken sarf ettiği sözleri paylaşması midemi bulandırıyor, beni insanlığımdan ve Kürtlüğümden utandırıyor.</strong></div> <div>60 bin insanın, ölümün her türlüsüyle hayattan koparılması ve sadece Amir ve Hind’in acı hikayesi bile tüm dünyada, insanları; tüm alt kimlikleri, rengi, dili, dini, mezhebi ve benzerlerini silip sadece insan olma temelinde buluşturmuşken.</div> <div>Artık insan demeye dilim varmıyor, nasıl bir mahluk, İsrail’i kınayanları ve Filistinlilerin yanında olmayı eleştirip Yaser Arafat ve sözüm ona o sözleri üstünden, katledilen Filistin halkını görmezden gelebiliyor.</div> <div><strong>Kanaatimce, nasıl ki tüm dünya halkları bütün alt kimlik ve aidiyetlerinden arınıp insan olmak temelinde tepki gösterip İsrail’e lanet okuyorsa, aynı şekilde Filistinliler de etnik ve dini kimliklerinin üstünde sadece insan kimlikleriyle sahiplenilmeye başlandı. </strong></div> <div>Kim olursa olsun, neye inanıyorsa inansın, hangi dili konuşup hangi rengi taşıyor olursa olsun, hiçbir halk, hiçbir insan bunu hak etmiyor.</div> <div>Bu noktadan sonra insan olan herkes, yaşanan vahşet ve katliamlara böyle bakıyor ve karşı duruyorken, nasıl bir kimliktir ki Kürtlüğümüz insan olmanın üstüne çıkabiliyor ve bizi bu vahşete karşıtlıktan geri çekiyor.</div> <div>Ve maalesef insanlığımız ve vicdanımızı ezip, bizi insaf ve vicdanı kurumuş birer caniye dönüştürüyor. </div> <div> </div>