Geçen haftalarda kaleme aldığım "Erenler ve Ermeyenler" başlıklı yazımda da değinmiştim; ama şahit olduğum bir manzara bu konuyu yeniden ve çok daha güçlü bir şekilde gündeme getirmemi zorunlu kıldı. Kızımın sınavı vesilesiyle gittiğimiz Bitlis’te, bir kentin kaderinin sessizce ve samimiyetle nasıl değiştirilebildiğine bir kez daha tanık oldum.
Bitlisli varlıklı bir ailenin memleketlerine kazandırdığı fakülteler, okullar, camiler, fabrikalar ve konukevlerinin sayısını anlatmaya kelimeler yetmez. Son olarak Bitlis Eren Üniversitesi’ne görkemli bir Tıp Fakültesi kazandırıyorlar; inşaat hızla yükseliyor.
Öğrenciler ilk 3 yıl İstanbul Çapa Tıp Fakültesi’nde eğitim alacak, ilk 15 tercihine burayı yazan öğrencilere aylık 50 bin lira burs veriliyor. Sonuç? Üniversitenin başarı sırası 10 binlere kadar tırmanmış durumda.
İşin asıl etkileyici yanı ise şu: Eren Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Eren ve ailesinin imzasını taşıyan bu devasa eğitim ve istihdam yatırımlarının hiçbiri büyük reklam kampanyalarıyla sunulmuyor. Ne kenti donatan afişler var, ne gösterişli lansmanlar, ne de yapılan şovlar... Bitlis’te konuştuğum her insanın dilinde sadece samimi bir dua vardı. Onlar devasa işler yapıyor ama ses çıkarmıyorlar.
Peki, dönüp kendi etrafımıza baktığımızda ne görüyoruz?
Üç öğrenciye verilen ufacık bir yardımın, iki koli erzak dağıtımının arkasından patlayan flaşlar, düzenlenen protokol programları, yerel gazeteleri kaplayan afişler ve sosyal medya şovları... İnsan sormadan edemiyor: Amaç gerçekten yardım etmek mi, yoksa yardım kılıfı altında kendi reklamını yapmak mı? Kime, neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz? Yapılan reklamın maliyeti ve gürültüsü, yapılan yardımın özünü aşıyorsa orada durup düşünmek gerekir.
Toplumda çok güzel ve veciz bir söz vardır: "Tavuk bir yumurta yumurtlar, dünyayı ayağa kaldırır; inek kovalarca süt verir, sesi bile çıkmaz."
İşte aradaki bütün fark buradadır. Gerçekten taşın altına elini koyan, derdi memlekete ve insana hizmet olan ses çıkarmaz; ürettiği değer zaten konuşur. İş yapmayan, içi boş icraatlarla gündem işgal etmek isteyenler ise sadece gürültü çıkarır.
Yardımın da, hizmetin de, yatırımın da esası gösterişten uzak oluşundadır. Sağ elin verdiğini sol elin görmediği, yapılan her işin gösteriş için değil, sırf "Lillah için" yapıldığı bir anlayışa her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Gürültü çıkaran tavuklar değil, sessizce memleketi doyuran ve geleceği inşa eden değerler çoğalsın dileğiyle...

Allah cc onlardan razı olsun inşallah. Ben de bunlara şahidim.