Ana içeriğe geç
Ekrem Işık
Ekrem IşıkKöşe Yazarı

Kaç kişi kaldı?

Tarihin ve mitolojinin derinliklerinden süzülüp gelen her kıssa, aslında insan ruhunun değişmeyen vefasızlıklarına ve zaaflarına tutulmuş birer aynadır.

Kaç kişi kaldı?

Tarihin ve mitolojinin derinliklerinden süzülüp gelen her kıssa, aslında insan ruhunun değişmeyen vefasızlıklarına ve zaaflarına tutulmuş birer aynadır. Hz. İsa döneminde geçtiği rivayet edilen o meşhur olay, sadece hukuki bir ikilemi değil, insanın kendi vicdanıyla baş başa kaldığında yaşadığı yüzleşmeyi gözler önüne serer.

Rivayet odur ki; zinayla suçlanan bir kadın, Yahudi din adamları tarafından Hz. İsa’nın önüne getirilir. Amaçları, peygamberi köşeye sıkıştırmaktır. Eğer "Taşlayın" derse merhamet öğretileriyle çelişecek; "Serbest bırakın" derse kendi şeriatını uygulamamış duruma düşecektir. Hz. İsa, bu tuzak karşısında hiçbir şey söylemeden toprağa bir daire çizer ve içine şu unutulmaz cümleyi yazar:

> "İlk taşı, aranızda hiç günahı olmayan atsın."

Bu davet karşısında kalabalık yavaş yavaş sessizliğe bürünür ve oradan uzaklaşır. Çünkü herkes, kendi içindeki kusurların ve günahların farkındadır. Bir diğer rivayete göre ise o dairenin içinde bir ayna belirmiş, herkes kendi günahlarıyla yüzleştiği için utancından başını öne eğip alanı terk etmiştir. O gün, o meydanda "hiç kimse" kalmamıştır.

Aynası Kırılan Zamanlar

Peki, bugün aynı daireyi bugünün meydanlarına, sokaklarına ve kurumlarına çizsek ortada kaç kişi kalır?

Bugün geldiğimiz noktada, neredeyse herkesin hatalarla malul olduğu bir çağda yaşıyoruz. Ancak mesele sadece bireysel kusurlar veya sıradan günahlar değildir. Asıl tehlike, bu kusurların masumiyet sınırlarını çoktan aşarak toplumun köklerine kadar yayılan bir yozlaşma sarmalına dönüşmesidir. Hırsızlık, rüşvet, hile, aldatma ve adaletsizlik; sağlıktan eğitime, gıdadan ticarete kadar hayatın her alanını kuşatmış durumdadır. Son dönemde adını sıkça duyduğumuz skandallar ve fon yolsuzlukları, bu bataklığın artık sadece münferit birer olay olmadığını, sistemin tamamını tehdit eden kangrenleşmiş bir yapıya büründüğünü göstermektedir.

Hz. İsa’nın devrindeki insanlar, işledikleri günahların farkına varıp utandıkları için ellerindeki taşları yere bırakmışlardı. Bugünün dünyasında ise en acı manzaralarımızdan biri şudur: Maalesef utanma duygusu da erozyona uğramıştır. Haksızlık yapanlar pişmanlık duymak bir yana, bu düzeni adeta bir beceri gibi savunur hale gelmiştir.

Toplumu Saran Kanser

Bu yayılım hali, tıpkı kanser hücrelerinin sağlıklı dokuları sarması gibidir. Vücudun bir yerine sızan o zararlı hücre, zamanla bütün organları işlevsiz hale getirir. Ya da tarihin gözü önünde insanlığa karşı suç işleyen Siyonist rejim gibi; yavaş yavaş, sindire sindire, hak ve adalet kavramlarını hiçe sayarak her yeri zehirler. İşte yolsuzluk ve ahlaki çöküntü de bugün toplumumuzun dokularına bu şekilde yayılmış, milli bünyemizi derinden yaralayan metastatik bir tehdit haline gelmiştir.

Kıssadaki o meydan boşalmıştı, çünkü o gün insanlarda hâlâ uyanık bir vicdan ve utanma erdemi vardı. Bugün ise elimizde kalan tek şey, o vicdanı yeniden kuşanma zorunluluğudur. Liyakatin, dürüstlüğün ve ahlakın yeniden başköşeye kurulmadığı bir toplumun ayakta kalması mümkün değildir.

Allah sonumuzu hayr eylesin.

 

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın