Ana içeriğe geç
Ekrem Işık
Ekrem IşıkKöşe Yazarı

İsrail dünyadan büyük mü?

Gazze'de her gün canlı yayınlarda sergilenen dehşet, modern insanlığın üzerine inşa edildiği iddia edilen tüm değerleri birer birer yerle bir ediyor.

İsrail dünyadan büyük mü?

Gazze'de her gün canlı yayınlarda sergilenen dehşet, modern insanlığın üzerine inşa edildiği iddia edilen tüm değerleri birer birer yerle bir ediyor. On binlerce çocuğun hayattan koparıldığı, binlercesinin uzuvsuz kaldığı, kadınların ve gazetecilerin hedef alındığı, hastanelerin ve sığınakların bombalandığı bu tablo karşısında sorulan o yalın soru zihinleri tırmalıyor: İsrail dünyadan, uluslararası hukuktan ve insan vicdanından daha mı büyük?

Hitler’den Cengiz Han’a kadar tarihin şahit olduğu en vahşi yıkımları hatırlatan bu sistematik katliamlar, 21. yüzyılda, tüm dünyanın gözü önünde yaşanıyor. Ancak asıl acı olan, bu suçları işleyenlerin her türlü uluslararası yaptırımdan muaf tutulmasıdır. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) kararlarına ve Netanyahu hakkında istenen yakalama kararlarına rağmen, bu cezaların infazı için kılını kıpırdatmayan bir küresel düzenle karşı karşıyayız.

Nükleer ve kimyasal silah kapasitesini denetimsizce artıran İsrail’e göstermelik tepkiler dışında hiçbir yaptırım uygulanmazken; uluslararası denetimleri kabul eden devletlerin hedef board'una oturtulması, küresel siyasetteki çifte standardın en somut kanıtıdır. Bıçak kemiğe dayandığında ortaya çıkan acı gerçek şudur: İsrail dünyadan büyük değildir; ancak dünya sistemi ikiyüzlü, çürümüş ve işlevsizdir.

Bu durumun temelindeki faktörleri üç ana başlıkta özetlemek mümkündür:

 *1 . Küresel Güç Mimarisi ve BMGK’nın İflası:

İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan Birleşmiş Milletler (BM) mimarisi, barışı korumak değil, kazananların çıkarını kollamak üzerine tasarlanmıştır. Güvenlik Konseyi’ndeki veto yetkisi, İsrail’in işlediği tüm savaş suçlarına karşı koruyucu bir kalkan işlevi görmektedir. ABD ve Batılı müttefiklerin sağladığı koşulsuz askeri, diplomatik ve finansal destek, İsrail'e hukukun üstünde bir "dokunulmazlık" alanı yaratmaktadır.

 2. Müslüman Ülkelerin ve Arap Rejimlerinin Stratejik Felç Hali

En büyük utanç kaynaklarından biri de coğrafi ve kültürel olarak sürece en yakın duran Müslüman nüfuslu ülkelerin ve Arap yönetimlerinin sergilediği edilgenliktir. Halkların derin öfkesine rağmen yöneticilerin somut adım atamamasının arkasında yatan nedenler şunlardır:

 Kendi Koltuklarını Koruma Kaygısı:

 Batı ile askeri ve ekonomik bağımlılık ilişkileri içindeki rejimler, iktidarlarını riske atmaktan korkmaktadır.

 Siyasi Birlik Yoksunluğu:

 Ortak bir yaptırım, ambargo ya da askeri/diplomatik caydırıcılık mekanizması oluşturacak siyasi iradenin ve koordinasyonun bulunmaması.

 Normalleşme Süreçleri:

 Katliamlar sürerken dahi perde arkasında yürütülen diplomatik ve ticari pazarlıkların yarattığı stratejik körlük.

 3. Rafta Tozlanan "Evrensel" Beyannameler

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Cenevre Sözleşmeleri gibi metinlerin sadece "Batılı olmayanlar" söz konusu olduğunda çöpe atıldığı açıkça görülmüştür. Bu düzenlemeler, muktedirlerin elinde birer retorik aracına dönüşmüş; masumların canını korumak konusunda tamamen işlevsiz kalmıştır. Uluslararası kurumlar adaleti dağıtan organlar değil, güçlülerin suçlarını meşrulaştıran ya da zamana yayan noterler haline gelmiştir.

İsrail dünyadan büyük değildir. Ancak dünya, kendi koyduğu kuralları çiğneyen bir güce dur diyecek ahlaki ve siyasi cesaretten yoksundur. Adaletin infaz edilmediği, masum çocukların çığlıklarının bürokratik koridorlarda boğulduğu bu sistem, eninde sonunda kendi kurduğu bu adaletsizlik düzeninin altında kalmaya mahkûmdur.

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın