Ana içeriğe geç
Sait Temel
Sait TemelKöşe Yazarı

Mekke antlaşması: Kime karşı, kimin yanında?

Yirminci yüzyılın başında, Almanların başını çektiği Üçlü İttifak ile İngilizlerin önderliğindeki Üçlü İtilaf olmak üzere iki karşıt savunma ittifakı vardı.

Mekke antlaşması: Kime karşı, kimin yanında?

Yirminci yüzyılın başında, Almanların başını çektiği Üçlü İttifak ile İngilizlerin önderliğindeki Üçlü İtilaf olmak üzere iki karşıt savunma ittifakı vardı. Bu oluşumlar, dünyaya Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarını yaşattı. Bu iki büyük savaşın ardından yeniden şekillenen dünya düzeni ise NATO askerî ittifakı ve Avrupa Birliği ekonomik ittifakı ile tanıştı. Bunlar, bugün de varlığını sürdüren en aktif iki ittifak olarak öne çıkıyor.

Bugünkü konumuz, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında yapılan savunma ittifakı. Bu ittifak hakkında, deyim yerindeyse, her kafadan bir ses çıkıyor. Bir yanda bunu canıgönülden destekleyenler, diğer yanda ise son derece rahatsız olanlar var. Bunun böyle olması da muhtemeldir.

Bu nedenle, kimin ne söylediğine bakmaksızın, 1990’lı yıllarda MİT Müsteşarlığı yapmış olan Köksal Sönmez’in şu tespitini yerinde buluyorum. Sönmez, “Bir olay olduğu zaman, kime ve niçin yapıldığını bilmek için bununla ilgilenen kişi ve kurumların beyanlarına bakmak lazımdır.” diyordu.

Şimdi, bu anlaşmanın içeriğine ve kapsama alanına geçmeden önce, bazı devletlerin ve onların kamuoylarının bu olayı nasıl gördüklerine bakalım.

Türkiye’de iktidara yakın medyaya bakıldığında, ittifakın adeta bir zafer sarhoşluğu içinde göklere çıkarıldığını görüyoruz. Olay, yılların birikimi ve ümmetin uzun zamandır duyduğu bir özlem olarak yansıtılıyor.

Bu anlaşmadan en çok rahatsız olan ülke, tabii ki İran’dır. İran’ın Suudilere, “Kâğıt üzerinde yaptığınız bu anlaşma sizi kurtarmayacak.” şeklindeki mesajı, olaya nasıl baktıklarının bir özeti niteliğindedir.

İsrail basınında ise biraz kafa karıştırıcı yayınlar var. Fakat İsrailliler bir şeyi çok iyi biliyor: Bu üç ülkenin İsrail’le savaşacak durumda olmadığının farkındalar. Bu nedenle ittifakı açık ve sert bir şekilde eleştirmiyorlar.

Başta ABD ve İngiliz medyası olmak üzere, Batı medyasının genelinde de benzer bir yaklaşım görülüyor. Bu ittifakın kendilerine rağmen yapılmadığının farkındalar. Bu nedenle mümkün mertebe taraf olmamaya çalışıyorlar. Batı medyasında ittifaka karşı belirgin bir olumsuz hava da yok.

Yunan medyası ise biraz daha temkinli. Ancak onların da muhtemelen şöyle düşündüğünü söyleyebiliriz: İngilizlerin onayı olmadan Orta Doğu’da böyle bir oluşum gerçekleşmez. Bu nedenle fazla tedirgin değiller.

İttifak Nasıl İşleyecek?

Şimdi ittifakın uygulamasına gelelim.

Bu anlaşmaya göre, üç ülkeden herhangi birine dışarıdan yapılacak bir saldırı, üç ülkeye birden yapılmış sayılacak. Bu yönüyle, NATO’nun meşhur 5. maddesine benziyor.

Ancak NATO’nun bunun için oluşturulmuş bir mekanizması, bir komuta merkezi ve işlerliği kanıtlanmış bir sistemi var. Üye ülkelerin tamamında belirli askerî üsleri ve ortak savunma mekanizmaları bulunuyor.

Peki, burada nasıl olacak?

Şu anda Suudiler Yemen’de Husilerle, Irak’ta ise İran destekli milislerle karşı karşıya. Buralardan Suudi Arabistan’a yönelik bir saldırı gerçekleştiğinde, Türkiye Husilere veya Irak’taki milislere savaş mı açacak?

Pakistan’a gelince…

Pakistan’ın Suudi Arabistan’la ilişkileri zaten oldukça güçlü. On binlerce Pakistanlı Suudi Arabistan’da çalışıyor. İki ülke arasında savunma alanında anlaşmalar da bulunuyor. Suudi Arabistan’da hâlihazırda belli düzeyde Pakistanlı askerî personel ve savaş uçakları bulunuyor. Pakistan, askerî eğitim konusunda da uzun yıllardan beri Suudilere destek veriyor.

Ancak bugüne kadar Pakistan, ne Husilerle ne de İran’la sıcak bir çatışmaya girdi. Bundan sonra da böyle bir çatışmanın içine girmesi kolay görünmüyor.

Pakistan, ABD’nin bölgedeki önemli müttefiklerinden biridir. Öte yandan Hindistan’la zaten başı derttedir. Afganistan’la ilişkileri iyi değildir ve iki ülke arasındaki sınır çatışmaları hiç bitmiyor. İran’la da dostane bir ilişki içinde olduğu söylenemez.

Bütün bunlar ortadayken şu soru akla geliyor: Pakistan, böylesine uzun ve geniş çaplı bir savaşı nasıl kaldıracak?

Sonunda şunu söyleyeyim: İngilizlerin istemediği bir anlaşmanın hayata geçmesi ve uzun süreli bir ittifaka dönüşmesi yerine, kâğıt üzerinde kalması daha kuvvetli bir ihtimaldir.

 

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın