Ana içeriğe geç
Ekrem Işık
Ekrem IşıkKöşe Yazarı

Özbekistan gezi notları – 4

TAŞKENT Semerkand'da tarihin ihtişamını, Buhara'da ilmin ve tasavvufun derinliğini, Hive'de ise geçmişin taş ve kerpiç duvarlar arasında nasıl korunabildiğini…

Özbekistan gezi notları – 4

TAŞKENT

Semerkand'da tarihin ihtişamını, Buhara'da ilmin ve tasavvufun derinliğini, Hive'de ise geçmişin taş ve kerpiç duvarlar arasında nasıl korunabildiğini gördük.

Şimdi yolculuğumuzun son önemli duraklarından biri olan Taşkent'teyiz.

Taşkent, diğer üç şehirden biraz farklı.

Semerkand tarihin, Buhara ilmin, Hive ise adeta zamanın şehriyse; Taşkent modern Özbekistan'ın yüzü.

Geniş caddeleri, parkları, modern binaları, alışveriş merkezleri ve hareketli şehir hayatıyla Taşkent, ülkenin geçmiş ile gelecek arasında kurduğu köprüyü en açık şekilde gösteriyor.

"TAŞ ŞEHİR"

Taşkent'in adı, kelime anlamıyla "taş şehir" anlamına geliyor.

Bugün milyonlarca insanın yaşadığı büyük bir başkent olan şehir, Orta Asya'nın önemli siyasi, ekonomik ve kültürel merkezlerinden biri.

Şehre ilk girdiğinizde dikkatinizi çeken şeylerden biri geniş caddeler ve düzenli şehir planı.

Sovyet döneminin şehircilik anlayışının izleri burada da görülüyor.

Geniş bulvarlar, büyük meydanlar ve birbirinden ayrılmış yerleşim alanları Taşkent'in karakterini oluşturuyor.

Ancak şehir sadece Sovyet döneminden ibaret değil.

Eski mahallelerde, camilerde, medreselerde ve tarihî yapılarda çok daha eski bir Taşkent'le karşılaşıyorsunuz.

DEPREMİN YIKTIĞI, İNSANLARIN YENİDEN KURDUĞU ŞEHİR

Taşkent denildiğinde şehrin yakın tarihindeki en önemli olaylardan biri hiç şüphesiz 1966 Taşkent Depremi.

Büyük yıkıma neden olan deprem, şehrin önemli bir bölümünü etkiledi.

Fakat Taşkent'in hikâyesi burada bitmedi.

Şehir yeniden inşa edildi.

Sovyetler Birliği'nin farklı bölgelerinden gelen yardımlar ve iş gücüyle Taşkent yeniden ayağa kaldırıldı.

Bugün gördüğümüz geniş caddelerin, büyük yapıların ve şehir planının önemli bir bölümü bu yeniden yapılanma döneminin izlerini taşıyor.

Taşkent'in hikâyesi aslında bize çok önemli bir şey söylüyor:

Şehirleri sadece binalar değil, onları yeniden ayağa kaldıran insanlar yaşatır.

Bir şehir büyük bir felaket yaşayabilir.

Binalar yıkılabilir.

Sokaklar değişebilir.

Ama şehir yeniden kurulabilir.

Yeter ki irade, planlama ve ortak hedef olsun.

HAZİN BİR HATIRA: AĞLAYAN ANNE ANITI

Taşkent'in kalbi sayılan Müstakillik Meydanı'nda yürürken insanı sessizliğe ve derin bir tefekküre davet eden çok özel bir mekânla karşılaşıyorsunuz: Ağlayan Anne Anıtı.

İkinci Dünya Savaşı’nda cepheye giden ve bir daha geri dönmeyen yüz binlerce evladını bekleyen anaların acısını simgeleyen bu heykel, taşın ve bronzun ötesinde canlı bir hafıza gibi duruyor. Heykelin önünde hiç sönmeden yanan ateş, kaybolan canların anısını aydınlatırken; iki tarafa uzanan ahşap oymalı galerilerde, savaşa gidip dönmeyen Özbek evlatlarının isimleri metal yapraklar üzerine nakış nakış işlenmiş.

Anıtın önündeki "Sen daim kalbimdesin, ciğerim" yazısı, sadece savaşın yıkıcılığını değil; bir annenin evladına duyduğu sonsuz sevgiyi ve milletin geçmişine sahip çıkma iradesini de özetliyor. Taşkent bize bir kez daha gösteriyor ki; geleceği inşa eden şehirler, geçmişin acılarını ve fedakârlıklarını hürmetle anmayı bilen şehirlerdir.

MAGIC CITY: MODERN DÜNYANIN MASALSI YÜZÜ

Taşkent'te yeni Özbekistan'ın vizyonunu ve modern şehir hayatının ritmini hissetmek istiyorsanız uğramanız gereken yerlerden biri de Magic City.

Burası adeta şehrin ortasında kurulmuş masalsı bir dünya. Dünya mimarisinden ilham alınarak tasarlanan sokakları, renkli binaları, yapay gölü ve gösterişli ışıklandırmalarıyla Taşkent'in modern eğlence anlayışını temsil ediyor.

Akşam saatlerinde ailelerin, gençlerin ve turistlerin doldurduğu Magic City, sadece bir alışveriş veya eğlence alanı değil; aynı zamanda Özbekistan'ın dışa açılan modern yüzünün bir simgesi.

Burada yürürken Taşkent'in sadece tarihi mirasından ibaret kalmadığını, küresel dünyanın trendlerini ve modern şehir estetiğini de hızla benimsediğini görüyorsunuz. Geleneksel ile modernin yan yana aktığı bu şehirde Magic City, geleceğe bakışın canlı bir vitrini olarak duruyor.

TARİHİN İÇİNDE MODERN HAYAT

Taşkent'in ilginç taraflarından biri de geçmiş ile bugünün yan yana yaşayabilmesi.

Bir tarafta modern alışveriş merkezleri, geniş caddeler ve yeni yapılar...

Diğer tarafta tarihî camiler, medreseler, pazarlar ve geleneksel mahalleler...

Bu iki farklı Taşkent birbirini tamamen dışlamıyor.

Aksine aynı şehir içinde yan yana yaşamaya devam ediyor.

Modernleşmenin belki de en önemli sınavı burada ortaya çıkıyor:

Yeni olanı inşa ederken eski olanı yok etmemek.

Taşkent bu konuda Özbekistan'ın diğer şehirlerine göre daha farklı bir deneyim sunuyor.

ÇARŞILARDA ÖZBEKİSTAN

Taşkent'te günlük hayatı anlamanın en güzel yollarından biri de pazarları gezmek.

Özellikle büyük pazarlar, sadece alışveriş yapılan yerler değil; Özbek toplumunun günlük hayatının bütün renklerini görebileceğiniz mekânlar.

Sebzeler, meyveler, kuru yemişler, baharatlar, ekmekler ve yöresel ürünler...

Renkler ve kokular birbirine karışıyor.

Özbekistan'ın bereketli topraklarından gelen ürünler, Orta Asya'nın ticaret kültürünün hâlâ canlı olduğunu gösteriyor.

Ve tabii ki pazarlık kültürü burada da devam ediyor.

Semerkand'da başlayan pazarlık dersimiz Taşkent'te de peşimizi bırakmadı.

ÖZBEK EKMEĞİ VE SOFRANIN BEREKETİ

Özbekistan gezimiz boyunca dikkatimi çeken şeylerden biri de sofraya verilen önem oldu.

Özellikle geleneksel Özbek ekmeği, sofranın önemli bir parçası.

Ekmek sadece bir yiyecek değil, aynı zamanda kültürel bir değer.

Pilav ise Özbek mutfağının adeta sembolü.

Şehirden şehre farklılık gösterse de Özbek pilavının sofradaki yeri oldukça özel.

Bir ülkeyi tanımanın yollarından biri de mutfağını tanımaktır.

Çünkü yemekler, toplumların tarihini ve kültürünü çoğu zaman kitaplardan daha sade bir şekilde anlatır.

TEMİZLİK VE ŞEHİR DÜZENİ

Semerkand'da bizi etkileyen temizlik anlayışını Taşkent'te de görmek mümkün.

Geniş caddeler, bakımlı parklar ve düzenli şehir alanları dikkat çekiyor.

Şehirlerde çalışan temizlik görevlileri sürekli sahada.

Özbekistan gezimiz boyunca dikkatimi çeken bu husus, aslında yalnızca belediyecilik meselesi değil.

Bir şehirde temizlik kültürünün yerleşmesi için sadece temizlik işçilerine değil, vatandaşın şehirle kurduğu ilişkiye de ihtiyaç var.

Çünkü dünyanın en iyi temizlik sistemini kurabilirsiniz.

Eğer insanlar çöplerini yere atıyorsa o sistem hiçbir zaman yeterli olmaz.

TAŞKENT'İN GENÇLERİ

Taşkent'in diğer şehirlerden farklı bir yüzü de genç nüfusunda görülüyor.

Üniversiteler, kafeler, alışveriş merkezleri ve modern yaşam alanları gençlerin şehir hayatındaki ağırlığını gösteriyor.

Özbekistan'ın geleceğinin nasıl şekilleneceğini anlamak için aslında bu gençlere bakmak yeterli.

Bir tarafta geleneklerine bağlı bir toplum...

Diğer tarafta dünyayı takip eden, teknoloji kullanan ve modern hayatın imkânlarından yararlanmak isteyen gençler.

Özbekistan'ın önündeki en önemli meselelerden biri de bu iki dünyayı nasıl buluşturacağı.

Gelenek ile modernlik birbirinin düşmanı olmak zorunda değil.

Önemli olan, modernleşirken kimliğini kaybetmemek.

TAŞKENT'TEN ÖZBEKİSTAN'A BAKMAK

Taşkent'te geçirdiğimiz zamanın sonunda geriye dönüp baktığımda, aslında dört farklı şehirde tek bir hikâyenin farklı bölümlerini gördüğümüzü düşündüm.

Semerkand bize ihtişamı gösterdi.

Buhara ilmi ve tasavvufu hatırlattı.

Hive geçmişi korumanın mümkün olduğunu gösterdi.

Taşkent ise geleceğe yürüyen Özbekistan'ı gösterdi.

Bu dört şehir bir araya geldiğinde Özbekistan'ın nasıl bir ülke olduğu daha iyi anlaşılıyor.

Geçmişi çok güçlü.

Kültürü çok zengin.

Medeniyet mirası çok derin.

Ama aynı zamanda modernleşme arayışı da güçlü.

ÖZBEKİSTAN'DAN AYRILIRKEN...

Özbekistan gezimizin sonlarına doğru insan ister istemez kendi ülkesini de düşünmeye başlıyor.

Şehirlerimizi nasıl planlıyoruz?

Tarihî eserlerimizi ne kadar koruyoruz?

Geçmiş ile modern hayatı nasıl buluşturuyoruz?

Gençlerimize nasıl bir gelecek hazırlıyoruz?

Ve en önemlisi:

Medeniyet mirasımızı sadece ziyaret edilen tarihî eserler olarak mı görüyoruz, yoksa geleceğimizi şekillendirecek bir kaynak olarak mı değerlendiriyoruz?

Özbekistan bize bu soruları sordurdu.

Çünkü burada tarih sadece müzelerde saklanmıyor.

Sokaklarda, camilerde, medreselerde, pazarlarda, sofralarda ve insanların günlük hayatında yaşamaya devam ediyor.

Semerkand'da tarihin ihtişamını gördük.

Buhara'da ilmin izini sürdük.

Hive'de zamanın durduğunu hissettik.

Taşkent'te ise geleceğe doğru yürüyen bir ülkeyle karşılaştık.

Ve belki de Özbekistan yolculuğumuzun bize bıraktığı en önemli düşünce şu oldu:

Bir millet geleceğini kurarken geçmişini unutmazsa, geçmişi onun yükü değil, en büyük sermayesi olur.

 

Okur görüşleri
1 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster1 yorum
NAMIK TORLAKCevap verBildir

Özbekistan, Kazakistan gezimize güzel bir finalle özetlemişsiniz. Tebrik ederim.
Size bir kez daha sorsalar " Bir daha böyle bir geziye gitmek ister misiniz?
Sizi bilmem ama ben Gözüm kapalı hemen EVET derdim Ekrem bey.
Yazılarınızı dostlarıma da sunabilir miyim? Şimdiden teşekkür ederim dostum.
Namık TORLAK

Ekrem IŞIKCevap verBildir

Sorunuzu sorduğunuz gün ben bir arkadaşa bunu söylemiştim. Burada tekrar etmiş olayım. Elbette bir kez daha gitmek isterim. Bir çok kez yurtdışına gittim. Ancak ilk kez bu kadar keyif aldım. Tarihin içinde bir yolculuk yapmış olduk.
Selamlar