Ana içeriğe geç
Hatice Türkan
Hatice TürkanKöşe Yazarı

Silah konuşunca herkes kaybeder

Bir kez daha gördük, bireysel silahlanmanın bedeli çok ağır.

Silah konuşunca herkes kaybeder

Bir kez daha gördük, bireysel silahlanmanın bedeli çok ağır.

Bazen bir paylaşım, bazen bir söz, bazen de bir anlık öfke… Sonrası ise geri dönüşü olmayan acılar.

Görege ve Direk aileleri arasında sosyal medyada paylaşılan bir not nedeniyle başlayan husumet, bu kez dört canı hayattan kopardı. Yaralıların durumu ise hâlâ ciddiyetini koruyor.

İnsan ister istemez soruyor:

Buna gerçekten değer miydi?

Büyük şehirlerde benzer olaylar birkaç gün konuşulur, sonra gündem değişir. Ama Batman gibi şehirlerde öyle olmaz.

Burada acılar kolay eskimez.

Aynı sokakta yürürsünüz, aynı parkın önünden geçersiniz, aynı camide karşılaşırsınız. Yaşananlar hafızadan silinmez.

Herkes, o acının bir parçasıyla yaşamaya devam eder.

İşte bu yüzden burada unutmak da, toparlanmak da çok daha zordur.

Asıl konuşmamız gereken ise başka bir gerçek...

Neden bu kadar öfkeliyiz?

Neden gençlerin aklına ilk gelen çözüm konuşmak değil de silah oluyor?

Bu silahlar nasıl oluyor da bu kadar kolay dolaşıma giriyor?

Kim üretiyor, kim satıyor, kim göz yumuyor?

Bir insanın eline ruhsatlı ya da ruhsatsız bir silahın ekmek kadar kolay geçebildiği bir düzende, yalnızca tetiği çeken değil, denetlemeyen, görmezden gelen ve gerekli önlemleri almayan herkes bu tablonun sorumluluğunu taşır.

Toplum olarak ciddi bir şiddet sarmalının içindeyiz.

Tahammülümüz azalıyor.

Öfkemiz büyüyor.

En küçük anlaşmazlıklar bile mezarlıkta son buluyor.

Bunun adı kader değil, toplumsal bir çöküştür.

Belki artık eğitim sisteminde şiddetle mücadeleye daha fazla yer vermenin zamanı gelmiştir.

Çocuklara ve gençlere sadece matematik ya da fen değil, öfke kontrolünü, empatiyi, uzlaşmayı ve birlikte yaşamayı da öğretmeliyiz.

Çünkü silaha uzanan el, çoğu zaman konuşmayı hiç öğrenememiş bir zihnin yansımasıdır.

Tam da barışı, kardeşliği ve huzuru en çok konuştuğumuz bir dönemdeyiz.

Buna rağmen birkaç satırlık bir paylaşımın, birkaç dakikalık öfkenin ardından dört insan yaşamını yitiriyor.

Bu tabloyu normalleştiremeyiz.

“Bir anlık sinir" diyerek geçiştiremeyiz.

Bir gazeteci olarak yıllardır pek çok acı haberi yazdım. Ama bazı haberler vardır ki sadece haber değildir, insanın vicdanına yük olur. Bu da onlardan biri.

Artık bireysel silahlanmayı bir özgürlük meselesi gibi görmekten vazgeçmeliyiz.

Bu, doğrudan doğruya bir kamu güvenliği sorunudur.

Silaha ulaşmak zorlaşmadıkça, etkin denetimler sağlanmadıkça, şiddetle gerçek anlamda mücadele edilmedikçe ve caydırıcı adımlar atılmadıkça, ne yazık ki benzer haberleri yazmaya devam edeceğiz.

Oysa bir gazetecinin en büyük dileği, aynı acıları defalarca yazmak değil, bir gün bu haberleri hiç yazmak zorunda kalmamaktır.

Çünkü mesele sadece dört kişinin hayatını kaybetmesi değildir.

Mesele, bir toplumun öfkeyi normal, silahı çözüm, ölümü ise sıradan bir haber olarak görmeye başlamasıdır.

Eğer bugün bu gidişata dur diyemezsek, yarın yine aynı başlıkları atacağız, yine aynı isimleri yazacağız.

Değişecek olan, sadece hayatını kaybedenlerin isimleri olacak.

Ve buna artık hiçbirimizin alışmaya hakkı yok.

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın