<div><strong>“Yalan söylemek bir seyahate çıkmak gibi.”</strong></div> <div>Ve bir gün o seyahatlerinizden birinde bir kazaya uğrar ya da yolunu kaybedersiniz. O kazada ölmemiş ve yaralanıp birileri tarafından kurtarılmayı bekliyor olabilirsiniz.</div> <div>Ya da dönmek isteyip de yolu bulamadığınızda yol sorduğunuz kişinin ya da ölmek üzere olduğunuz kazadan sizi kurtarmaya çalışanın da sizin gibi benzer seyahatlerin ya da yalanların insanı olduğunu düşünün.</div> <div><strong>“Bir öğretmen bir keresinde bana, yeniden keşfin metresi olduğumu söylemişti”</strong> Diyor hasta psikiyatristine.</div> <div>Psikiyatrist değil belki ama bir gün yakınınızda duranlardan birinin durup size bunu söylediğini düşünün.</div> <div>Bunu ilk etapta anlamıyor olabilirsiniz.</div> <div>Ama anlamaya başladığınızda belki de neden o keşfin kendisi olmadığınıza itiraz ediyorken keşfin kendisine dönmüş bir diğer metres ise keşfin kendisi olmak istediğinden sıkılmış ve yerinizde olmanın arzusunu taşıyor olacaktır.</div> <div>Kendinizi başkasının hikâyesinde en olmadık şekilde başrolde bulduğunuz oldu mu hiç? Ya da her gün sabah akşam işe gidip gelirken bindiğiniz aracın camından izlediğiniz uzaktaki evin balkonundan içeri girip o evin içerisindekileri bir film yönetmeni edasıyla yönetmeye çalıştığınız?</div> <div>Kaybettiğiniz her ne var ise hepsini, uzaktan izlediğiniz o evin içerisinde yaşayanlara giydirip yaşattığınız oldu mu?</div> <div>Bir türlü kurmayı ve sürdürmeyi beceremediğiniz mutlu bir aile ve hayalini kurduğunuz aşkın şekil bulmuş halini uzaktan izlemenin sizi mutlu mu yoksa mutsuz mu edeceğini düşünün.</div> <div>16. Yüzyıl deneme yazarlarından Michel de Montaigne, <strong>“Eğer mutlu olmak istiyorsanız, bu kolay. Başkaları kadar mutlu olmak istiyorsanız, bu imkansız. Çünkü biz, başkalarını olduklarından daha mutlu zannederiz.”</strong> der.</div> <div>Etrafınıza bakın herkes birbiriyle yarışıyor.</div> <div>Herkes birbiriyle yarışmakla da yetinmiyor, eşini çocuklarını sevdiklerini ve hatta nefret ettiklerini bile bile birbiriyle yarıştırıyor.</div> <div>Mutlu olmak evet çok kolay ama bir başkası neden daha zengin, neden daha akıllı, daha güçlü, daha zeki, daha akıllı ve neden daha mutlu başkası.</div> <div>Siz kendi başkanızı kıskanıp, kendi başkanızla yarışıp ona imrenirken, sizde diğerlerinin başkasısınız farkında değil misiniz?</div> <div>Kendinizi ve kendinizle birlikte etrafınızdakileri kandırmaktan vazgeçin.</div> <div>Önünüze konulan yarısı dolu ya da boş bardağın felsefenin değil sizin susuzluğunuzu giderecek bir su olduğunu ne zaman görecek ve ne zaman içeceksiniz o suyu?</div> <div>Sanmayın ki 4 yanlış bir doğruyu götürüyor bazen bir yanlış binlerce doğruyu silip yok ediyor.</div> <div>Kaybettiğiniz her ne varsa hep başkasında, peki ya bulduklarınız da bir başkasının kayıpları değil mi? Saçma sapan kıyaslamalardan ve yarışmalardan ve hayatın “daha” lıklarından geçin artık.</div> <div>Tate Taylor’un yönetmenliğini yaptığı ve Emily Blunt’un başrolünü oynadığı 2016 yapımı Trendeki Kız filmini izleyin. Mutlaka izleyin.</div>