Ana içeriğe geç
Ekrem Işık
Ekrem IşıkKöşe Yazarı

Voltaj dalgalanmaları karşısında tüketici mağduriyeti

Elektrik, modern yaşamın en temel gereksinimi olmanın ötesinde, günümüz evlerinde çalışan yüz binlerce liralık elektronik cihazın da can damarıdır.

Voltaj dalgalanmaları karşısında tüketici mağduriyeti

Elektrik, modern yaşamın en temel gereksinimi olmanın ötesinde, günümüz evlerinde çalışan yüz binlerce liralık elektronik cihazın da can damarıdır. Ancak şebekede yaşanan ani voltaj dalgalanmaları ve yüksek gerilim sıçramaları, bir anda oturma odanızdaki televizyondan mutfaktaki buzdolabına, kombiden bilgisayara kadar tüm cihazları tek bir saniyede kullanılamaz hale getirebilmektedir.

Asıl adaletsizlik ve hukuki çıkmaz ise tam da bu noktada, cihazlar yandıktan sonra başlamaktadır.

BAĞLARKEN ŞARTSIZ, SORUMLULUKTA MAZERETLİ

Elektrik dağıtım şirketleri, aboneye hizmet sunmaya başlarken veya abonelik sözleşmesi imzalarken bina veya dairede bir gerilim koruma rölesi ya da iç tesisat güvenlik donanımı olup olmadığını sorgulamaz. Elektrik enerjisi, mevcut tesisat üzerinden aboneye sunulur ve faturalandırma kesintisiz devam eder.

Ancak ne zaman ki şebeke kaynaklı bir dalgalanma veya aşırı gerilim nedeniyle abonenin binlerce liralık cihazı zarar görse ve konu yargıya taşınsa, dağıtım şirketlerinin savunma mekanizması anında devreye girer: “Abonenin iç tesisatında gerilim koruma rölesi veya Kaçak Akım Rölesi (KAR) eksiktir.”

Abonelik tesis ederken “kaliteli ve kesintisiz enerji sunma” yükümlülüğünü üstlenen dağıtım şirketleri, iş zararı tazmin etmeye gelince faturayı abonenin tesisatına kesmeyi bir gelenek haline getirmiştir.

BİLİRKİŞİ CENDERESİ VE HAKİMİN ÇARESİZLİĞİ

Uyuşmazlık mahkemeye veya Tüketici Hakem Heyeti'ne taşındığında ise süreç aboneler için adeta bir hukuk labirentine dönüşür. Mahkemeler, teknik detay içeren bu konularda doğal olarak dosya kapsamını teknik bilirkişilere tevdi eder.

Ne var ki; dosya üzerine inceleme yapan bazı teknik bilirkişiler, şebekenin sunduğu enerjinin standartlara (örneğin nominal gerilim toleranslarına) uygunluğunu derinlemesine sorgulamak yerine, kestirme bir yolla abonenin iç tesisatındaki eksik koruma donanımlarına odaklanır. Dağıtım şirketinin sunduğu enerjinin kalitesi veya şebekeden kaynaklanan anlık darbe gerilimleri arka plana atılarak, koruma rölesi bulunmayan abone kusurlu veya müteferrik kusurlu ilan edilir.

Teknik alana girmeyen hakimler de dosyadaki bilirkişi raporunu esas alarak karar vermek durumunda kaldığından, hak arama mücadelesine giren vatandaş; hem yanan cihazının zararıyla baş başa kalmakta hem de mahkeme masrafları, vekalet ücreti ve bilirkişi giderlerini ödeyerek tabiricaizse Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmaktadır.

HİZMET KALİTESİ SORUMLULUĞU ÖN CÜMLE OLMALIDIR

Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği ve ilgili mevzuat uyarınca dağıtım şirketleri; kullanıcılara standartlara uygun, kaliteli ve kesintisiz elektrik enerjisi tedarik etmekle yükümlüdür. Şebekede meydana gelen ani gerilim yükselmeleri veya nötr kopması gibi ağır şebeke arızalarının sorumluluğunu, sırf abonenin panosunda ilave bir koruma cihazı yok diye tamamen tüketiciye yüklemek hukuki hakkaniyetle bağdaşmaz.

Dağıtım şirketleri, sundukları enerjinin kalitesinden birincil derecede sorumludur. İç tesisattaki koruma ekipmanları, abonenin kendi cihazlarını ek olarak emniyete alma tercihidir; ancak bu durum, dağıtım şirketinin şebekeden standart dışı ve yıkıcı gerilim gönderme hakkı olduğu anlamına gelmez.

Adaletin tecellisi ve tüketicinin korunması için, yargı süreçlerindeki teknik bilirkişilerin olaya sadece "iç tesisat eksikliği" penceresinden bakmayı bırakıp, şebeke çıkış noktalarındaki enerji kalitesini ve dağıtım şirketinin tüzel sorumluluğunu tarafsızca değerlendirmesi elzemdir. Aksi halde, elektrik faturasını son kuruşuna kadar ödeyen vatandaş, dağıtım şirketlerinin sistemik hatalarının bedelini kendi cebinden ödemeye devam edecektir.

Okur görüşleri
1 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster1 yorum