Ana içeriğe geç
Kudbeddin Çelik
Kudbeddin ÇelikKöşe Yazarı

Beklenti boşluğu etkisi

Okulda, öğrencilerin akademik başarısında fark yaratan, onların sosyal ve duygusal becerilerini geliştiren, neredeyse gece gündüz vaktini öğrencilere harcayan…

Beklenti boşluğu etkisi

Okulda, öğrencilerin akademik başarısında fark yaratan, onların sosyal ve duygusal becerilerini geliştiren, neredeyse gece gündüz vaktini öğrencilere harcayan, sürekli gönüllü kurslarla öğrencileri sınavlara hazırlayan, etkinliklerle dil, özgüven, sosyal ve kişisel becerilerini geliştiren, maddi ve manevi olarak her zaman onların yanında duran, öğrencileri çok seven, öğrencilerin de onu çok sevdiği, iletişimi güçlü, alan bilgisi yüksek, mesleki donanıma sahip rol model bir öğretmenim: " Hocam, samimi olarak size bir şey söylemek istiyorum. Siz gerçekten rol model aldığımız bir eğitimcisiniz. Sizin öğrenciler için yaptığı fedakarlıklar, belki kimsenin yapamacağı şeylerdir. Ben öğrenciler için eskiden sizin yaptıklarınızdan daha fazla şeyler yaptım. Neredeyse tüm hayatımı onlara adadım. Okulda, evde, dışarda, hep onlara daha faydalı olmak için çalıştım. Onların başarılı olması için elimden gelen her şeyi yapmaya gayret ettim. Ben hepsini gerçekten çok seviyordum. Ama nedense mezun olduktan sonra hepsi bambaşka bir kişiliğe dönüşüyor. Ve bir gün olsun biri arayıp hocam nasılsınız bile demiyor veya emekleriniz için teşekkür ederim diye bir kısa mesaj dahi atmıyor. O yüzden soğudum. Eskisi gibi olamıyorum onlara karşı.

 Siz bu heyecanı nasıl koruyorsunuz diye sordu?

Dedim ki, ben öğrenciler veya herhangi biri beni sevsin, övsün, görsün, taltif etsin, alkışlasın diye yapmıyorum bunları. İlki, ben öğretmenliği çok seviyorum. Eğitim benim hayatımın kalbi. İkincisi, işimi iyi yapmak benim beklenti içinde olmamdan değil, işimi iyi yapmak karakterimin gereği olduğundandır. Hiç kimseden bir beklentiye girmediğim için işimi her zaman severek yapmaya devam ediyorum, Dedim.

Öğretmeni iyi tanıdığım için içten ve samimi olduğunu biliyorum. Birilerinden övgü ve alkış almak için görevini layıkıyla hatta çok daha fazlasıyla yapmıyordu. Kişiliği gereği yapıyordu ve öğretmenliği çok seviyordu. Ama onu hayalkırıklığına uğratan şey öğrencilere karşı oluşturduğu beklenti boşluğuydu.

Hepimiz hayatta diğerlerine karşı yargılar geliştiriz. Öğretmenler, öğrencilerin çok daha başarılı olmasını bekliyor.

Aileler, çocukların daha çok onların istediği gibi davranmasını. İnsanlar birine yaptığı iyiliği başka bir şekilde görmek istiyor çoğu zaman. Kişilere, durumlara, olaylara olmasından daha fazla ya da olduğundan daha az anlam yükleriz. Bazen çok abartır, bazen de gereksiz yereriz. Bu iki uç arasındaki mana boşluğu bizi hayal kırıklığına uğratıyor. O yüzden sorun her zaman karşımızdaki insan değildir.

Bazen sorun, gerçek ile beklentimiz arasında inşa ettiğimiz anlam mesafesidir. Buna biz beklenti boşluğu diyoruz.

Bir insanı olduğu haliyle kabul etmek yerine, zihnimizde onunla ilgili bir figür oluştururuz. Nasıl konuşmalı, nasıl davranmalı, ne kadar başarılı olmalı, ne kadar ilgili olmalı, ne zaman aramalı, zaman sormalı. Hangi kıyafetleri giymeli, hangi kitapları okumalı, ne tür müzik dinlenmeli, nelerden hoşlanmalı. Nasıl bir nasıl bir çocuk, nasıl bir öğrenci, nasıl bir öğretmen, nasıl bir insan… Yaptığımız kalıplara, kafamızdaki şemalara otursun istiyoruz.

Sonra onun gerçekliği ile zihnimizdeki kişi arasındaki fark büyüdükçe üzüntümüzde de büyür, hayal kırıklığımız da.

Ne çocuklarımız ne de herhangi biri bizim beklentilerimizi taşımak için yaşamıyor. Özellikle eğitimde aileler çocukları için öğretmenler öğrenciler için fazlasıyla beklenti boşluğu oluşturuyor. Ben senden daha fazla bekliyorum, sen daha iyisini yapabilirsin, senin gerçek potansiyelin bu değil, istersen ve çalışırsan yapabilirsin, ben sana güveniyorum gibi telkinler, öğrencilerin ders çalışmaya motive etmek yerine ailesinin ve öğretmenlerin beklentilerini yerine getirmeye iter.

Yine aileler kendi yaşamadığını çocukları yaşasın ister. Ya da çocukların isteği yerine kendinin arzu ettiği alanlara yönlendirirler. Çocuk, mühendislik okumak ister, aile illa tıpa göndermeye çalışır. Böyle olunca istek ile gerçeklik arasındaki mesafe genişliyor. Ve beklentiler karşılanmayınca daha çok üzülüyorlar.

Belki de çocuğumuz başarısız değil, bizim başarı tanımımız fazladır.

Belki de öğrencimizin potansiyeli düşmemiştir, bizim beklentimiz yükselmiştir.

Belki de arkadaşımız değişmemiştir, biz ondan çok farklı bir şeyi beklemişizdir.

 

O yüzden mutlu olmak için ve daha fazla hayal kırıklığına düşmemek için zihnimizde  beklenti ile gerçeklik arasındaki alanı daraltmalıyız.

Çünkü herkesin hayat hikayesi birbirinden farklıdır. Herkes heybesinde kendine ait bir yaşantıyı taşır. Hayat, bizim yazdığımız senaryoya göre oynanmıyor. Herkesin korkuları, hayalleri, kişiliği farklıdır. O yüzden insanları gerçek haliyle kabul edelim. Ve hiç kimseye kendi beklentilerimize göre bir elbise dikmeyelim.

Kısacası iyi bir eş, iyi bir arkadaş, iyi bir öğretmen, iyi bir anne-baba olmanın en önemli yönlerinden biri, insanları görmek istediğimiz gibi değil, onları olduğu gibi görmek ve kabul etmektir.

 

 

 

 

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın