Ana içeriğe geç
Kudbeddin Çelik
Kudbeddin ÇelikKöşe Yazarı

Başkasının hikâyesi

Biz insanlar, bilmeden, görmeden, tanımadan, tanık olmadan, şahitlik etmeden, yaşamadan, gerçek olup olmadığını bilmeden başkalarına bir etiket yapıştırır, onu…

Başkasının hikâyesi

Biz insanlar, bilmeden, görmeden, tanımadan, tanık olmadan, şahitlik etmeden, yaşamadan, gerçek olup olmadığını bilmeden başkalarına bir etiket yapıştırır, onu zihnimizde bir tanıma yerleştirir ve onun üzerinde davranışlarını okuruz.

Yaptığı eylemin neticesine göre değil, niyetini bilmeden, kafamızda oturttuğumuz şablona göre değerlendiririz onu.

Bu hikâyede olduğu gibi.

"Bir adam, komşusundan sürekli şikâyet ediyordu.

Ne kadar soğuk, neden kimseyle konuşmuyor, insanlara tepeden bakıyor. Diyordu.

Bir gün komşusu düştü. İlk yardıma koşan yine o adam oldu.

Yanındakiler şaşırıp sordular:

'Bunca zamandır senden şikâyet ediyordu. Şimdi yardımına ilk sen koştun?'

Adam cevap verdi:

'Ben sağırım. İnsanları çok az duyuyorum.' Demiş.

Bazen bir insanın davranışına anlam veremeyiz.

Ama bilmediğimiz bir hikâyenin üzerine kesin bir hüküm kurarız.

Bir insanı tanımadan davranışlarına anlam yüklemek, eksik bildiğimiz bir hikâyenin sonunu kendi düşüncemizle yazmaktır.

Her davranışın görünmeyen bir sebebi vardır muhakkak. Çoğu zaman gerçeğe değil, kendi yargışarımıza bakıyoruz. Oysa bilmediğimiz bir hayat, bilmediğimiz bir sebep olabilir.

Her gördüğümüz davranışın ardındaki hikâyeyi bilmiyoruz. Bu yüzden hüküm vermeden önce onu anlamaya çalışmak ve empati kurmak gerekir. Çünkü bazen yanlış tanıdığımız insan değil, onun hakkında kurduğumuz düşüncedir.

Hülasa, başkasının hikayesini bilmeden yorum yapmaktan, yargıda bulunmaktan, onu etiketlemekten, hakkında kanıya varmaktan, hüküm giydirmekten, onu bir kalıba sokmaktan ve onu bir tanımlamaya sığdırmaktan vaz geçmeliyiz.

 

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın