Zonguldak’ın Alaplı ilçesinde mevsimlik fındık işçilerine yönelik gerçekleştirilen taşlı saldırı, ne yazık ki toplumsal bünyemize kazınmış cehaletin ve nefretin en çıplak göstergelerinden biri olmuştur.
Memleketinden, ailesinden uzakta, yalnızca helal bir lokma ekmek kazanmak amacıyla yüzlerce kilometre yol kateden gençlerin ve emekçilerin hedef alınması; hiçbir vicdana, töreye veya hukuk anlayışına sığmaz.
Bu saldırı sadece bireylere değil, toplumsal barışımıza ve insanlık onuruna yapılmıştır.
* Cehalet ve Irkçılığın Beslediği Nefret: Cehalet, toplumsal korkuları ve önyargıları manipüle ederek ırkçılığı doğurur. Bu coğrafyanın tarihsel birikimini ve kardeşlik bağlarını hedef alan emperyalist odakların ve onların piyonlarının en çok sığındığı liman işte bu cehalettir. Kasalı araçların arkasındaki savunmasız insanlara taş yağdıran zihniyet, bu kışkırtmanın acı bir sonucudur.
* Hukuk Devleti ve Adalet: Ortada iddia edilen bir suç veya uyuşmazlık varsa, bunun muhatabı taşlar ve sokak linçi değil; jandarma, polis ve mahkemelerdir. Can kastı taşıyan bu tür eylemler adli çerçevede en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Adalet Bakanlığı’nın olaya ilişkin soruşturma başlatmış olması olumlu bir adım olsa da, toplumsal vicdanın tatmini faillerin en ağır yaptırımlarla karşılaşmasıyla mümkündür.
* Caydırıcı Yasa İhtiyacı: "Terörsüz Türkiye" vizyonunun ve toplumsal huzur arayışının kritik bir evreden geçtiği bu günlerde, bu tür provokasyonların önünü kesmek milli bir sorumluluktur. Irkçılık, nefret söylemi ve etnik ayrımcılığa karşı spesifik ve caydırıcı yasal düzenlemeler derhal yürürlüğe konmalıdır.
Alaplı’da yaşananlar bir daha tekrarlanmaması gereken acı bir derstir. Ekmek kavgasındaki mevsimlik işçilerin can güvenliğini sağlamak, cehaletle eğitim üzerinden, ırkçılıkla ise tavizsiz hukuk kuralları üzerinden mücadele etmekle mümkündür.

Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir