Batman’ın mazisinde bir sevda var, yarım kalmış bir hikâye…
Adı Batman Petrolspor.
Yıllar geçse de bu şehrin insanı unutmadı o kırmızı beyazlı formaya duyduğu sevgiyi. Tribünlerde coşan çocukları, stadyumdan dönerken boynunda atkısıyla hayal kuran gençleri…
Herkesin kalbinde ayrı bir yeri vardı bu takımın.
Ama zamanla yalnızlaştı.
Sahipsiz kaldı.
Hep bir sahip çıkılmayı bekledi.
Ve nihayet bir aile çıktı ortaya; kimsenin yapamadığını yaptı, bu hikâyeyi yeniden yazmak için elini değil, gövdesini taşın altına koydu.
Evet, Nasıroğlu ailesinden bahsediyorum.
Batman Petrolspor’u adeta küllerinden yeniden doğuran, şehre umut aşılayan, halkın yıllardır özlemini çektiği başarıyı getirmek için hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan bu aileye sadece teşekkür mü borçluyuz?
Hayır, çok daha fazlasını…
Çünkü bu başarı sadece onların değil. Eğer bu takım şampiyon olursa, eğer önce Trendyol 1. Lig’e, sonra Süper Lig’e çıkarsa… Bu sadece futbolcunun, kulüp başkanının ya da teknik direktörün zaferi olmayacak. Bu, bir bütün olarak Batman’ın zaferi olacak.
Düşünün: 1 Haziran’da Kayseri’de oynanan play-off finalinde 30 bine yakın Vanlı ve Batmanlı taraftar şehre akın etti. Kayseri’deki esnaf iki günde milyonlarca liralık kazanç sağladı. Oteller doldu, restoranlar taştı, ekonomi canlandı.
Peki, biz neden bunu kendi şehrimizde yaşamayalım? Batman neden kazanmasın?
Birlik olursak, destek olursak; Batman’da da oteller dolar, lokantalar müşteri ağırlar, taksici kazanır, çay ocağı kazanır, küçük esnaf kazanır. Petrolspor’un başarısı demek Batman’ın kalkınması demek.
Ama bu yürüyüş sadece Nasıroğlu ailesinin omuzlarında kalırsa, bu başarı yarım kalır.
Şimdi sormak gerekiyor:
Batman’da iş yapan, büyük yatırımlara imza atan, bu şehirden kazanan diğer iş insanları nerede?
Yarın şampiyonluk geldiğinde reklamlarını yapacak olan kurumlar, şampiyonluk tırına adını yazdırmak için sıraya girecek olanlar, neden bugün sessiz?
Şimdi değilse ne zaman?
Evet, Nasıroğlu ailesinin imkânları herkeste yok. Ama mesele sadece para değil. Mesele niyet, gönül koymak, katkı sunmak. Kimsenin milyonlarca lira vermesine gerek yok. Küçük katkılarla büyük işler yapılabileceğini zaten gösterdiler.
O zaman gelin, somut katkı yolları ortaya koyalım:
BATSO (Batman Ticaret ve Sanayi Odası), Petrolspor’un sezon içindeki 3–5 deplasman masrafını üstlensin.
Batman Ticaret Borsası, takıma katkı sağlamak adına bir futbolcunun transfer ücretini karşılasın.
MÜSİAD ve ASKON gibi iş adamları dernekleri, sezona ve devre arasına özel, kulübün ihtiyacı olan forma ve antrenman malzemelerini temin etsin.
Batman’daki güçlü iş insanları, kulübün sezon öncesi ve devre arası kamp masraflarına sponsor olsun.
Lojistik sektöründe yer alan firmalar, takımın şehirler arası ulaşımına katkı sunsun.
Otel sahipleri, kamp dönemlerinde takıma konaklama desteği versin.
Küçük işletmeler, “Biz de varız” diyerek kulübün günlük giderlerine katkı sağlasın vs vs...
Unutmayalım; bu katkı Nasıroğlu ailesine değil, Batman’a verilmiş bir katkı olacak. Bu takım bizim, bu şehir bizim, bu hayal hepimizin.
Ve elbette, birkaç söz de büyük kamu kurumlarına:
TPAO, TÜPRAŞ, BOTAŞ gibi Batman’dan milyarlar kazanan kurumlar... Diğer şehirlerin takımlarına sponsorluk verirken neden Batman hep görmezden gelinir? Bu topraklardan kazandığınızı bu topraklara geri vermek vefa değil midir?
Bazılarının “Aman Harun Katmaz boş yazıyorsun. Kimse destek vermez.” dediğini duyar gibiyim...
Evet, belki haklısınız. Ama destek sadece satırlarda aranmaz. Bu çağrı, yazıdan öte bir toplumsal sorumluluk çağrısıdır. Eğer bu yazıyı okuyan Batmanlılar sadece okumakla yetinirse, hiçbir şey değişmez.
Bu soruyu sadece ben değil, her Batmanlı sormalı artık.
Hatırlayın, eski Valimiz Sayın Hulusi Şahin, “Petrolspor’a destek olacak mısınız?” sorusuna şöyle cevap vermişti:
“Önce halk sahip çıksın.”
İşte mesele burada düğümleniyor. Eğer bu halk bu takıma sahip çıkarsa, inanın o zaman Batman için taş üstüne taş koyan çok olur.
Ama önce biz istemeliyiz. Basınımız çağrı yapmalı, tribünler dolmalı, sosyal medya ayağa kalkmalı. Hep birlikte bu kıvılcımı büyütmeliyiz.
Çünkü bu sadece bir futbol mücadelesi değil. Bu bir şehrin onuru, prestiji, geleceği.
Ve unutmayalım:
Bu sezon şampiyon olursak, yükseliş süreci devam eder, Nasıroğlu ailesi daha da motive olur. Van, Siirt, Diyarbakır, Elazığ gibi şehirlerin yaşadığı Süper Lig heyecanı artık bizim de gerçek hedefimiz haline gelir.
Ama Allah korusun, eğer bu sezon başarılı olunamazsa ve bu aile “Tek başımıza nereye kadar?” diyerek geri çekilirse… Petrolspor için gerileme dönemi başlayabilir. Böyle de bir tehlike var !