Geçtiğimiz sezon 80 puan topladık, ama şampiyon olamadık.
Evet, yanlış duymadınız: 80 puan…
Lig tarihine baktığınızda, böyle bir puanla şampiyon olamamak neredeyse istisna.
Ama biz bunu iliklerimize kadar yaşadık.
Şimdi size geçen sezonun gerçek şampiyonlarını söyleyeyim:
Teknik ekip, futbolcular, büyük taraftar ve bu sezon güçlü bir kadro kurarak umutları tazeleyen Nasıroğlu ailesi.
Teknik heyet, sahada ne gerekiyorsa yaptı.
Oyuncular, yüreklerini ortaya koydu.
34 maçta 26 galibiyet kolay alınmaz.
Taraftar mı?
İçeride dışarıda, yağmurda çamurda, deplasmanda tribün kapısında…
Hep takımının yanındaydı. Sesiyle, yüreğiyle itici güç oldu.
Ve yönetim…
Belki de kulüp tarihinin en istikrarlı dönemini yaşattı.
Ödemeler gününde yapıldı, kadro baştan ayağa güçlendirildi.
Futbolcuların kafasında tek bir şey vardı: Saha!
Bu istikrarın mimarı olan Nasıroğlu ailesine yürekten teşekkür etmek gerek.
Kulüp artık ayakları yere basan, profesyonel bir yapıya kavuştu.
Ama yetmedi…
Çünkü futbolda sadece iyi takım, iyi futbol, iyi yönetim yetmiyor.
Şampiyon olmak istiyorsan iki kadro kurmak zorundasın:
Birincisi sahada ter döken futbolcu kadrosu!
İkincisi ise saha dışında mücadele edecek güçlü bir strateji ekibi!
Bu ikinci ekip ne yapacak?
Adaleti savunacak.
Rakiplerin kurduğu lobilerin karşısında dimdik duracak.
Hakem atamalarını dikkatle takip edecek.
Disiplin kurullarında kulübün hakkını arayacak.
Gerekirse yumruğunu masaya vuracak!
Federasyonla, diğer kulüplerle, gerekli tüm kurullarla sağlam diyaloglar kuracak.
Kısacası; masa başında da güçlü olacak.
Aksi halde ne oluyor?
Sezon boyunca gördük.
Her rakip bize karşı play-off finali havasında oynadı.
Aynı takımlar, en büyük rakibimiz karşısında ise adeta dostluk maçı oynadı.
Ne mücadele var, ne direnç… Sanki bir el, sahayı önceden şekillendiriyor.
Bu tesadüf değil!
Futbol artık sadece 90 dakikadan ibaret değil.
Saha dışı faktörler, bazen sonucu daha çok belirliyor.
Biz sahada emeğimizle, alın terimizle varız.
Ama masa başında eksik kalırsan, emeğine sahip çıkmazsan, kupaya sadece uzaktan bakarsın…
Bu yüzden sadece transfer listesi hazırlamak yetmez.
Saha dışı strateji de bu sezonun en büyük yatırımı olmalı.
Çünkü biz geçen yıl aslında futbolun şampiyonuyduk.
Ama masa başında yalnızdık.
Ve futbolda bazen masa, skor tabelasından daha belirleyici olabiliyor.
Teknik heyetimiz, oyuncularımız, taraftarımız… Sahada savaşıyor.
Bu kez masa başında yalnız kalmamalılar.
Yönetimimizin görevi artık çok net:
Bu örnek saha içi duruşunu, aynı kararlılıkla saha dışına taşımak!
Gelecek sezon Urfa-Elazığ lobisine karşı bizim de güçlü bir duruşumuz olmalı.
Pozitif ayrımcılık yapın demiyorum ama en azından hakkımızı koruyun, emeğimizi kimseye çiğnetmeyin.
Adaletli bir lig olursa, biz zaten şampiyon oluruz.