?>

Ahmaklığın portresi

Bülent Kaya

4 ay önce

İnsanlık tarihinin derinliklerine bakıldığında, en büyük yıkımların ardında hep o tanıdık ama bir o kadar da sinsi gölgeyi görürüz. Bir akşam vakti, pencereden dışarıdaki kalabalığı izlerken şu hüzünlü gerçek zihnime çarptı: Ahmaklık, kötülükten çok daha tehlikelidir. Kötülüğe karşı bir set çekebilir, onu zorla durdurabilirsiniz; ancak ahmaklığa karşı hiçbir savunma mekanizması yoktur. Ne kaba kuvvetin ne de en ikna edici kelimelerin bir faydası dokunur; çünkü ahmaklık, tedaviyi en baştan reddeden bir ruh hâlidir.

Büyük resmin ilk fırça darbeleri, ahmaklığın yalnızca bir zekâ sorunu olmadığını fısıldar bize. Ahmaklık, aslında çevre şartlarının bir sonucu olarak ortaya çıkan ahlaki bir kusurdur. Bu kişiler, kendi dünyalarının dar pencerelerinden bakarken her zaman kendilerini beğenir, hatta birer dâhi olduklarına inanırlar.

Oysa Einstein, “İki şey sınırsızdır: Evren ve insan aptallığı; ancak ilkinden o kadar da emin değilim,” der. Bu bağlamda, kibrin hüküm sürdüğü bir kimsede nitelik aramak, çölde su aramaya benzer; çünkü ahmaklık, özü itibarıyla nitelik barındırmaz.

Hikâyenin en can yakıcı kısmı ise ahmakların sarsılmaz inadıdır. Onlar asla şüpheye düşmez, kendilerinden her an emindirler. Fikirlerini değiştirmeye çalışmak, rüzgâra karşı şarkı söylemek gibidir; yalnızca zamanınızı ve umudunuzu yitirirsiniz. Egoları öylesine şişiktir ki, cehaletle karıştırılmaması gereken bu durum, onları her şeye cüret etmeye iter. Nitekim aptallık, anlık bir zekâ kaybı gibi görünse de aslında kalıcı bir karakter arızasıdır.

Eğer bir gün, sadece nezaketen bile olsa, kendinizi bu “ayak takımının” seviyesine indirirseniz, kendi sel kapaklarınızı açmış olursunuz. O akıntı, tüm insani değerlerinizi alıp götürür. Unutulmamalıdır ki aptallar, yanlış görüşleri, kibirleri ve rezillikleriyle insanı yanlış yönlendiren arızalı tiplerdir. Chamfort’un dediği gibi, “Hataların dörtte üçü aptallık menşeilidir.” Bu, yerinde ve düşündürücü bir tespittir. Onları arkadaş olarak kabul etmek, kendi ruhunuza ihanet etmektir.

Ahmaklığın portresi bize şunu öğretir: İnsan hem çok zeki hem de çok aptal olabilir; ancak ahmaklık bir yaşam biçimine dönüştüğünde, orada artık ne mantık ne de şefkat barınabilir. Bu duygusal karmaşanın içinde tek çaremiz, ahmakları oldukları gibi kabul edip onlardan uzak durmaktır; çünkü bu hastalıklı hâlin dünyada bir şifası yoktur. Unutmadan şunu da hatırlatmak gerekir: Aptallar, totolojiye tutkuyla bağlanırlar. Çünkü totoloji, düşünmeye gerek bırakmadan konuşma imkânı sunar. “Doğru olan doğrudur” ya da “Yanlış, yanlıştır” gibi ifadeler, hiçbir anlam derinliği üretmeden yalnızca sahte bir kesinlik hissi verir.

Ahmaklığın o geniş sözlüğünde mankafa, avanak, moron, güdük, budala, sarsak, dangalak ve daha niceleri yer alır. İsimler değişse de sonuç hep aynıdır: Aptallık zarar verir ve insanı utandırır. Kötülüğün temel nedeninin ahmaklık olduğu gerçeğiyle yüzleşmek ne kadar ağır olsa da, bir alçağa asla güvenmemeli; buna karşılık güvenilir olana her türlü desteği vermeliyiz.
YAZARIN DİĞER YAZILARI