Merhaba sevgili okur…
Bayram yazısı yazmak, köşe yazarlığının şanındandır.
Bu yüzden yine bir bayram klasiğiyle birlikteyiz.
Bu bayram da yine duygular dört mevsim…
Şairin;
‘yaprak döker bir yanımız,
bir yanımız bahar bahçe’ dediği yerdeyiz.
Kürt sorununun çözümü için ‘hiç olmaz’ dediğimiz bir anda atılmaya başlanan adımlar, gündemimizi birden değiştirdi.
Sonra peşinden, İmamoğlu’nun tutuklanması ile başlayan sokak eylemleri gelişti.
Herkesin aklında tek bir soru;
Yarın ne olacak?
Dilerim; bir an evvel aydınlık yarınlara uyanırız.
Ve dilerim; sükunetin, barışın, hoşgörünün ve adaletin hakim olduğu günler çok yakındadır.
Batman’da ise yaşam, son haftalarda stabil.
Bayramı bayram gibi yaşamayı seven bir memleketimiz var, çok şükür.
Dünya yansa, o bayram sofraları kurulacak, bayram ziyaretleri yapılacak.
Sanırım bu memleketin ruhuna işlemiş bazı gelenekler, örf ve adetler…
Bunun güzel bir kaç yanı var elbette.
Mesela, aynı duygular etrafında birleşebilmek için fırsat oluyor bayramlar.
Aynı heyecana uyanıyoruz, şehircek.
Zamanın olabildiğince hızlı aktığı ve bazen kendimizi dahi bize unutturduğu günlerde; bize birbirimizi hatırlatıyor bayramlar…
Bu duyguyu başka bir şeyde yakalamak çok zordur.
Ve ilginçtir, her bayram içimize doğan bir his var, diyor ki “Güzel günler kapıda….”
Sanki her şey tazeleniyor ve iyi şeyler başlıyor gibi...
Bu yüzden seviyorum bayramları.
Ve özellikle bayram sabahlarını…
Sabahın 7’sinde elinde şeker torbası ile kapıya dayanan bayramlık çocuklar, umudumu arttırmaya yetiyor benim. Hepsinin gözlerinde koca bir sevinç…
Evlerden pişen bayram yemekleri…
Masaları süsleyen onlarca çeşit çikolata… Biliyorsun ki bu gün, o bildiğin günlerden biri değil…
Günler öncesinden bayrama özel yapılan temizlikler dahi havamızı değiştirmiş oluyor, mesela.
Evlerde aylarca biriken kötü enerjilerin silinip gittiğini ve mis gibi bayram enerjisinin yayıldığını hisseden bir tek ben olamam, değil mi?
Ben her bayram olduğu gibi, bu bayramı da iyi duygularla karşılamaya hazırım.
Siyah midi boy elbisem, krem blazer ceket ve siyah topuklu stiletto kunduralarımı kombinler, sabah kahvaltımı yaparken muhtemelen 5-10 defa kapıya koşup çocuklara bayram şekerlerini ikram ederim.
Sade kahvemi ise gazete ofisinde içerim.
Gazetemize gelen çocuklara gül lokumu ve bayram harçlığı dağıtırım yine.
Gelen misafirlerimiz olur, çayımız tazelenir durur.
Evinde yaptığı sütlaçla gazetemize gelen kadınlar olur, bayramlaşırız.
Kapımızda duran koca çınarın gölgesine iki koltuk atar, bayramlaşmaya gelen değerli okurlarımızla muhabbetin dibine vururuz.
Bayramı, bayramın ruhuna uygun kutlamak, adettendir.
Sonraki gün her şeyin kaldığı yerden devam edeceğini ve o güzel faytonun bal kabağına dönüşeceğini bilsek bile…