Batman’dan kaçmak gerekiyordu. Bizi yaz mevsiminden nefret etmeye yemin etmiş sıcaklardan… Ve ben kaçtım. Nereye mi? Denizin üzerine kurulmuş, çayın başkenti, yeşilin cenneti Rize’ye.
350 bin nüfuslu bir şehir. Yani Batman’ın yarısı kadar. Ama insan kendini yarım hissetmiyor. Aksine, yağmurla tamamlanıyor.Rize öyle bir yer ki; gökyüzünden su, yeryüzünden çay fışkırıyor.
“Denizin üstüne imar yapılmaz” diyen müteahhit Rize'yi görse, başka bir boyuta geçer, level falan atlar.
Rize’ye ‘türbanlı şehir’ yakıştırması yapılmış ama asıl başörtüyü bulutlar takmış.
Erdoğan’ın doğduğu topraklar…
Çayın Türkiye ile ilk tanıştığı yer.
Rize…
ANADOLU BASINI, RİZE’DE ÇAY MOLASI VERDİ
Geçtiğimiz günlerde 17 ilden 30 gazeteciyle Anadolu Basın Buluşmaları için Rize’deydik. Organizasyonun fikir babası Güneydoğu Anadolu Gazeteciler Federasyonu Başkanı Mehmet Çelik, ev sahibi ise Rize Valiliği ve Rize Aktif Gazeteciler Derneği Başkanı Mustafa Bayrak’tı.
Sağ olsunlar…
Muhteşem bir 3 gün geçirmemizi sağladılar.
Rize Valisi İhsan Selim Baydaş ve Belediye Başkanı Rahmi Metin, bizleri güzel bir akşam yemeğinde ağırladı. Menüde enfes ızgaralar, Rize’nin doğal güzellikleri, ekonomiye katkısı, yerel basının geleceği ve gazetecilik etiği vardı.
Meğer Rize sadece çayı değil, sohbeti de demliyormuş.
BATMAN’IN ATBAŞI İLE RİZE’YE GÖNÜL KÖPRÜSÜ KURDUK
Batman Çalışan Gazeteciler Derneği Başkanı Ercan Atay, yanına kültürel mirasımızı da alıp gelmiş:
Atbaşı Figürü.
Bu hediye sadece iki kenti değil, doğu ile kuzeyin kültürel bağlarını da birleştiren sembolik bir jest ve gönül köprüsüydü.
MIHLAMA, FINDIKLI SÜTLAÇ VE BALIK: İŞTE BENİM MEST OLDUĞUM YER
Rize’nin mutfağı da manzarası kadar renkli…
Pileki Mağarası Restoranı’nda kavurinti dedikleri (fasulye kavurma) mezesini tadarken ve kara lahana sarmasının üzerinde yoğurdu gezdirirken bir yandan aşağı vadileri izliyorum.
Yağmur, bizi ıslatmaya kararlıy.
Ben de zaten dünden razıydım.
Akan makyajım ve bozulan saç fönüm umrumda mı? Tev…
Kendimi yağmur damlalarına teslim ettim.
Batman’ın güneşinde pişeceğime, Rize’nin yağmurunda sırılsıklam olurum daha iyi...
Fındıklı’da bizim Beyaz Su’yu andıran manzarasıyla bizi ağırlayan Abu Restoran’da çılgın aşçı Fatoş Kartal’ın mıhlamasını tattım. Öyle uzuyor ki, biraz zorlasan diğer ucu Batman’a ulaşır.
Lezzetli bir balık, mısır ekmeği ve kızarmış dondurma, değmeyin keyfime…
Fatoş Hanımın enerjisi ise ‘maşallah’ı hak etti.
ÇAYIN BÜYÜCÜSÜ: ZİHNİ DERİN
Bir çay fabrikasına gittik:
Zihni Dere Çay Fabrikası.
Müdür Ülkü Yılmaz ve Pazarlama Daire Başkanı Erdal Özbey, çayın hikayesini anlattı.
Fabrikanın emekçi kadınları ile kucaklaştık, çayın yolculuğunu izledik.
Ama benim kafada bir soru:
Zihni Derin kim?
Buyurun kısa bir Zihni Derin özeti:
Muğlalı.
Ziraat mühendisi.
Batum’a gitmiş, çaya bakmış.
“Bu iş Rize’ye yakışır” demiş.
Geri gelmiş.
Elinde bir tutam fide ve umut. Rize’ye çayı kazandırmış.
E tabi bize de sabah kahvaltıları ve dost sohbetlerinin olmazsa olmazını…Bugün kendisi hayatta olmasa da Rize’de cadde, okul ve fabrikalarda adı yaşatılıyor.
DEVASA BİR ÇAY BARDAĞININ YANINDA MİNİ MİNNACIK KALDIM
Şehrin merkezinde bir heykel var. Ama öyle böyle değil!
Dev bir ince belli çay bardağı.7 katlı bina büyüklüğünde. İçinde müze, tepesinde kafe, gece ışıl ışıl…Yani bir çay bardağının içinde hem geçmişe yolculuk hem manzaraya karşı çay keyfi.Ben tam “Bu ne güzel iş” derken, kafamda şimşekler belirdi:
Batman’a dev bir atbaşı heykeli yakışmaz mıydı?
Düşünsenize…7-8 katlı binaya tekabül eden petrol temalı dev bir Atbaşı Heykeli.İçinde Petrol Müzesi, tepesinde nane sele pişirip kahvaltı servisi yapan bir kafe.Neden olmasın?
Bence güçlü idarecilerle bu proje tutar ve Batman’a da vizyon katar.
AYDER YAYLASI MUHTEŞEMDİ
Ayder Yaylası’nda yeşile doydum.
En az 10 günümü burada rahatlıkla geçirebilirim desem, inanır mısınız?
İnanın.
Çamlıhemşin ve Fırtına Deresinin atmosferine hayran kaldım.
Kıble Dağı'nda sis denizinin büyüleyici görüntüsüne tanıklık ettim.
GÖZÜMÜZ DE GÖNLÜMÜZ DE DEMLENDİ
Çay tarlalarına girdim.
Emekçi kadınlar artık yeni nesil makinelerle topluyor çay yapraklarını.
Eşlik ettim.
Etmeye çalıştım.
Belki makineyi iyi çalıştıramamış olabilirim ama çok fazla keyif aldım.
Çayın ne kadar büyük emekler içerdiğini bir kez daha anladım.
Etkinlik boyunca yalnız gazetecilik konuşmadık. Karadeniz insanının içtenliği, yağmurun huzuru, doğanın yeşili hepimize iyi geldi. Rize, çayıyla gönlümüzü, sohbetiyle de ruhumuzu rahatlattı.
Ve kürkçü dükkanı Batman’a geri döndüm. Ama bir yanım hâlâ Rize’de, yağmurun altında ıslanıyor, çayın buharıyla ısınıyor, çay toplalarında kadınlarla çalışıyor, mıhlamanın uzayan ipini hâlâ çözemiyor haldeyim…