?>

Kırmızı alarm!

Hatice Türkan

10 ay önce

Bugün de Batman’ın 49 dereceyi bulan sıcağından merhaba…

Hissedilen sıcağımız 55 falan.

Benim hissettiğim ise abartısız 65…

Bu sıcaklık, normal değil.

Bu yaşadığımız şey; sıcaklık değil, başka bi’ şey…

Meteoroloji de felaket tellallığı yapıyor:

Sıcaklar 10 derece daha artacak!

Ne olacak yani, gökyüzünden üstümüze üstümüze ateş topları mı gelecek, ben anlamadım!
Şimdiki sıcağın bir üstü, başka türlü mümkün değil çünkü…
Bilmem farkında mısınız ama sıcaklar hayat kalitemizi epey düşürdü.

Çay ve Türk kahvesi içmek bile işkenceye dönüştü.

Herkeste yorgun ve bitkin bir hâl…

Şahsen benim çalışasım yok, röportajlara ve dergiye kısa molalar bile verdim; bu, benim için kıyametin kopması gibi bi’ şeydi…

Ben bu yaz ölmezsem, başka hiçbir zaman ölmem diyorum; arkadaşlarım ciddiye almıyor beni.

Ama ciddi ciddi sorguluyorum:

Bu kadar sıcak olmak zorunda mı?

Bu şiddette bir sıcağın anlam ve önemi var mı?

Neden Batman?

Neden biz?

Coğrafya kader mi?

Neden Allah’ım, neden???

Kimisi de “Sıcak olmasa üzümler nasıl şerbetlenecek?” deyip teselli etmeye çalışıyor beni.

Cevabım hazır:

Üzüm de olmayıversin canım, çok da şart mı?
Şahsen bu kavurucu sıcaklar karşısında pekmezden bile vazgeçmeye hazırım…

Kimisi de diyor ki:

“Batman’da geçirdiğimiz günler cehennemdeki günlerimizden düşecek mi?”

Kesinlikle öyledir, benim şüphem yok.

Yoksa bu kadar sıcağı yaşamamızın başka ne türlü bir açıklaması olabilir ki?
Denizi olan bir şehirde sıcaklar keyiflidir; kumsalda güneşlenip yanarsın, bronz ten ayarına kavuşursun.
Bizim gibi kuru, kurak ve çorak bir şehirde ise sıcaklar işkencedir efendim.
Parmak arası terlik ve şortla sokağa çıkmanın ayıp sayıldığı bir şehirdeyiz…

Demem o ki, bu sıcaklar bize fazla…

Hani yemyeşil ağaçlardan üstümüze üstümüze yayılan rüzgâr esintisi?

Hani sıcak havaya rağmen altına sığınıp sıcak çayımızı yudumlayabileceğimiz ağaç gölgeleri?

Neredeler?

Doğa bize bağıra bağıra diyor ki:

Etme, bulma dünyası…

Eee Batman büyüyor efendim.

Nüfusumuz 700 binlere yaklaştı, maşallah…

Araç sayımız haddinden fazla.

Betonlaşma desen, ülkedeki enflasyon ile yarışır hızda…
Tüm bunlara karşılık ağaç sayımız ise devede kulak.
Üç beş ağacın bir arada bulunduğu sokaktan geçiyorsun, hafif esinti…
O zaman anlıyorsun ağaçların önemini…

Yağmurlu havada şemsiyemle koşarken “Yağmur berekettir” deyip mutlu olmayı özledim ben…

Yağmurda fönüm bozuldu, makyajım aktı diye ağlayıp zırlamak bana göre değildi hiçbir zaman.
Soğuk kış günlerinde, kapalı havalarda, gökyüzünde şimşekler çakarken, üşüye üşüye sade Türk kahvemi yudumlamayı severim ben.
Yağmur değsin ve saç fönüm bozulsun…
Hiç sorun değil, dağınık saçı daha çok severim.
Makyajıma yağmur değsin, aksın, bozulsun…

No problem, üşenmeden yine tazelerim…

Yani ben kış kadınıyım kardeşim.
Bu yüzden bu sıcaklar bana çok ama çok fazla.

“Hep sitem, hep sitem… Var mı çözüm önerilerin?” diyenler için de birkaç cümle hazırladım:

*Batman’da tez elden olağanüstü sıcak hava hâli ilan edilmesini,

* Batman il genelinde acil alarm verilmesini,

* Tüm kurum, kuruluş ve işletmelerde esnek çalışma sistemine geçilmesini,

*  Batman’da ağustos ayında tüm hanelerin klimadan kaynaklı elektrik giderlerinin yüzde 50 oranında silinmesini,

* Kentin 4 ana noktasına dev pervaneler kurulmasını, 7/24 kentin tamamına serin hava püskürtülmesini öneriyor ve izninizle bu önerilerimi oy birliğiyle kabul ediyorum.

Bu önerilere itiraz edenlere ise koca bir teessüf gönderiyor, kavurucu sıcaklarda mutluluklar diliyorum.
YAZARIN DİĞER YAZILARI