Kölelik bir insanlık suçu ama maalesef bu suç yüzyıllardır kapitalistler tarafından işleniyor.
Buna rağmen kimse çıkıp “köleliğe son” diyemiyor!
Neden?
Çünkü devletler kapitalistlerle işbirliği yapıyorlar da ondan.
TÜPRAŞ’a ait 4 rafineride ortalama 6 bin işçi görev yapıyor.
Batman Rafinerisinde ise bu sayı 650 olarak belirlenmiş verilen aylık maaşlar ise 22 bin ila 35 bin TL bandında.
Toplu İş görüşmelerinde işçiye verilecek maaş zammı yüzde 16’da sınırlı tutulunca Petrol-İş Sendikası buna karşı çıkarak en az yüzde 85 zam oranı istedi.
Durum böyle olunca görüşmeler tıkandı ve sendika bazı kararlar aldı.
TÜPRAŞ bildiğiniz gibi; Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşu ve Avrupa’nın yedinci, Dünya’nın ise 36. büyük rafineri şirketi.
Koç Holding’e ait bu kuruluşun yıllık net kârı 18,3 milyar TL ama işçi ücretleri gerçekten açlık sınırının çok altında…
Peki, Koç Holding her yıl kâr rekoru kırarken emekçiye neden bu kadar az para veriyor?
İşçiler emekten gelen güçlerini neden kullanamıyor?
Grev hakları neden ellerinden alınmış durumda?
Çünkü TÜPRAŞ stratejik önem kapsamına alındığı için burada görev yapan emekçilerin bu hakları ellerinden alınmış durumda, ayrıca toplu iş sözleşmeleri de 2 yıldan 3 yıla çıkarılmış.
Durum böyle olunca ve işveren pazarlığa oturunca da bu durumu kendi lehine çevirip, emekçiyi sömürüyor.
Emekçinin sırtından milyarlarca lira kazanan TÜRAŞ işçiyi adeta bir köle gibi sömürüyor.
Grev hakları ellerinden alınan TÜPRAŞ çalışanları, sendika öncülüğünde günde iki saat işe geç giderek durumu protesto ediyor ama bunun işverene karşı etkili olacağını hiç sanmıyorum.
İşi gücü para kazanmak olan kapitalist sermayenin stratejik konum ve önem kapsamındaki rafineri mevzuatını kendi lehlerine kullanmaları büyük bir fırsatçılık olmakla birlikte, devletin buna seyirci kalması da çok daha vahim!
Bu hayat pahalılığında büyük risk altında tehlikeli görevlerde canlarını hiçe sayarak çalışan emekçi TÜPRAŞ çalışanlarına yönelik sömürü düzenini kınıyor ve kölelik düzenine son verilmesini istiyoruz.