Arkadaşlar şöyle bir oturun bakalım, kafanızı ellerinizin arasına alın düşünün ama iyi düşünün.
Orta yerde büyük bir sorun var, teşhis doğru ama uygulamada bir yanlış var gibi.
Öncelikle, Uyuşturucu sadece kentimizin bir sorunu değil, ülkemizin sorunu da değil, küresel bir sorun.
Ayrıca her kafadan bir ses çıkıyor.
İlgisi olan, olmayan herkes manşetlere çıkıp ahkam kesiyor.
Tabiri caiz ise ağzı olan konuşuyor.
Konuşmayan tek kurum ya da kişiler bu konunun uzmanları, ilgili ve sorumlu kişiler.
Evet, yanlış duymadınız boynuna kartı asan konuşuyor narkotik uzmanlar konuşmuyor.
Ayrıca konuşurken STK, akil adamlar, kanaat önderleri ve bazı sivil toplum örgütleri suçlanıyor hem de acımasız bir biçimde.
Memlekette ne olsa STK’lar vay be bunlar ne kadar da önemli be etkili kuruluşlar. Baksana küresel bela olan madde bağımlılığı meselesini Batmanda ki STK’lar çözecek.
Güler misin?
Ağlar mısın?
Bunlar ne yiyor, ne içiyor?
Ne kafadarlar?
İnanın anlamıyorum.
Valilik bu konuda bir takım çalışmalar başlattı, konu ile ilgili bilgilendirme toplantısı düzenledi. İyi hoşta, toplantı dedikleri organizasyonda kimler vardı?
Vali Yardımcıları, emniyet, jandarma bazı kurum yetkilileri ve gazeteciler.
Çıkan sonuç neydi peki, orta yerde ciddi anlamda ne tedbirler öngörüldü?
Sadece bir iki metruk bina için yıkım kararı alındı o kadar.
Bunu Belediye de yapabilirdi?
Valilik ve Belediyeyi aynı irade yönetiyor. Bundan kolay ne var?
Bunu allayıp-pullayıp kamuoyuna servis yapmanın ne anlamı var?
Reklamları geçin bu iş gerçekten çok ciddi.
Herkes kurtlarını döktü, manşetlere çıktılar, boy gösterdiler etrafa caka attılar. Aferin, bunda bir sakınca yok ancak hedef gerçekten şaşıyor.
Batman’a iyilik yapmak istiyorsanız öncelikle susacak ve işin uzmanlarını konuşturup, onları dinleyeceksiniz.
Bu iş çok hassas, teknik ve önemli bir mevzu. İçişleri Bakanlığı narkotik çalışmalara büyük önem veriyor, seçilmiş kişiler ABD başta olmak üzere yurt dışımda eğitim görüyorlar. Hatta Asya ve Ortadoğu ülkeleri ülkemize personel gönderip, narkotik çalışmalarla ilgili kurs görüyorlar.
Ülkemizdeki dolayısı ile kentimizdeki uyuşturucu bağımlılığı ile ilgili olarak herkes gerçekçi konuşmalı, Türkiye’nin dünya uyuşturucu trafiğinin tam ortasında olduğunu, uyuşturucu baronlarının, silah kaçakçılarının ve uluslararası ajanların nasıl diplomatik dokunulmazlık zırhı ile korundukları, yavru vatan Kıbrıs’ta onlara nasıl vatandaşlık verildiğini, yurt dışına ellerini kollarını sallayarak nasıl çıktıklarını, tutuklu olmalarına rağmen, tartışmalı tahliye kararları ile adaletten nasıl kaçtıklarını bilmeyen mi var? Tüm bunları şu cahilliğimiz ile bilmemize rağmen hala yetkililerin ve bir takım odakların bu meseleyi anlamamazlıktan gelmeleri size mantıklı geliyor mu?
Bakın sizlere yakın tarihimizde yaşanan ibretlik ve ibretlik olduğu kadar vahim bir olayı aktarayım;
-“18 Temmuz 2024 tarihinde Interpol’ün kırmızı bültenle aradığı Bolle Jos (Tombul Jos) lakaplı Joseph Johannes Leijdekkers liderliğindeki uyuşturucu kartelinin Türkiye’de yakalanan yönetici ve üyelerinin yargılandığı davanın 15 tutuklu sanığının tümünü tahliye eden İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Oktay Açar ve mahkeme üyeleri Arzu A. ile Veysi G., HSK tarafından açığa alındı!
Meslekten ihraçları istenen Hakimlerin HSK tarafından hazırlanan raporda ayrıca 730 bin Dolar karşılığında tahliye kararı verdikleri iddiası da yer almıştır!”
Tahliye kararı verilen uyuşturucu baronları da aynı gün Türkiye’den firar etmişlerdir.
Şimdi gelelim asıl meselemize; Polis yakalıyor birileri bırakıyor!
Bir kapıdan girip, diğer kapıdan çıkıyorlar. Durum böyle olunca uyuşturucu ile nasıl mücadele edeceksin?
Sizlere de bu durum ilginç gelmiyor mu?
Önemli olan sivrisinekleri öldürmek değil, bataklığı kurutmaktır.
Bu işin çözümü çok basit ama maalesef hedef saptırılarak dikkatler başka yöne çevrilmek isteniyor. Bazı medya mensupları! da buna maalesef alet oluyor!
Sen uyuşturucuyu piyasaya sokmalarına göz yumarsan madde bağımlısı genç sayısında tabi ki artış olur. Bu pisliği ortadan kaldırmak için devletin uyuşturucu politikasında gerçekçi reformlar yapması gerekiyor. Bu iş ne senin ne benim ne de STK’ların işi…
Son olarak size soruyorum; meselemiz sadece uyuşturucu mu?
Gençleri, aileleri bitiren, facialara neden olan YASA DIŞI BAHİS’e ne demeli?
İban kiralama ve banka kartı kiralama işine ne demeli?
Bundan neden kimse bahsetmiyor?
Bunun için de bir yuvarlak masa toplantısı yapın da görelim…