Şöyle arkamıza yaslanıp, ailemizle, dostlarımızla, çocuklara harçlık vererek, misafirlerimize şeker ikram ederek, güzel bir bayramın tadını ve keyfini çıkaralım çünkü; Artık Terörsüz bir Türkiye’de yaşıyoruz.
Mutluyuz, huzurluyuz bundan böyle kardeş kardeşi vurmayacak, gencecik insanlar ölmeyecek, Analar-Babalar ağlamayacak.
Adına ne derseniz deyin isterseniz ‘barış süreci, isterseniz çözüm süreci, isterseniz Terörsüz Türkiye’ ne derseniz deyin. Bir gerçek varsa o da; 47 yıl sonra bu beladan kurtulacak olmamız.
Herkes çıkmış bu meselenin bir ucundan tutuyor ve kendine göre yorumlamaya çalışıyor. Çıkarları bir kenara bırakıp, daha akılcı ve daha mantıklı düşünüp, öyle hareket etmeliyiz.
Birilerini veya belli bir zümreyi suçlamak illada bir ‘bit yeniği var’ demek asla ve asla doğru değil.
Eğer bu ülkede barış, kardeşlik ve huzur isteniyorsa herkes elini taşın altına koymalı. Hiç ummadığımız siyasi kişilikler elini taşın altına koydu ve “yeter artık” dedi. Bunu yermek yerine herkes alkışlamalı. ‘Olmadı, çıkar var, bu işin sonu hüsran’ demek ülkemize ve insanlarına yapılabilecek en büyük kötülük ve züldür…
Peki, yeni süreçte bizleri ne bekliyor? Öncelikle genel bir af gündemde, akabinde anayasada bazı maddelerde değişiklik ve yeni bazı maddeler daha eklenecek. Kayyımlar yerini seçilmiş Belediye Başkanlarına bırakacaklar. Anadilde eğitim başta olmak üzere bazı haklar ve taleplere bir şekilde yanıt verilecek. Cumhurbaşkanlığı görevi için iki dönem ortadan kaldırılacak vesaire… vesaire…
***
Gelelim PKK’nin kendini feshetmesine; herkes bu söylemi tasfir etmeye çalışıyor. Kendini tasfiye etti, silahları bıraktı ama silahlar ve mühimmatlar ne zaman teslim edilecek. Bu konuda gerekli yol haritası elbette ki önceden çizilmiş durumda kimse endişe etmesin bu mesele dünün meselesi değil, iki yıllık plan çerçevesinde kapalı kapılar ardında taraflarla yapılan müzakereler sonucu burya kadar gelindi.
Hiç düşündünüz mü; İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya neden bu görev tevdi edildi? Hafızalarınızı biraz tazeleyelim;
-Bakan Yerlikaya 1997-2000’li yıllarda Şırnak Valiliği görevini üstleniyordu. 1999 yılında çözüm süreci çerçevesinde Habur’da seyyar mahkemelerin kurulması ve PKK’lilerin yurda girişlerinin sağlanmasını koordine ediyordu. Yani; anlayacağınız bu konuda tecrübeli ve daha ılımlı bir bürokratın bakan yapılması bir üst aklın eseri idi ve Terörsüz Türkiye süreci 2 yıl öncesinden başlamıştı. Fitili yakmak ise sayın Devlet Bahçeli’ye düşmüştü ve her şeye rağmen barış adına meşaleyi Mecliste yakmasını bilmişti. Eğer gerçekten de barış çabaları amacına ulaşılırsa sayın Bahçeli’nin adı tarihe altın harflerle yazılmış olacak.
Buradan barış elçisi merhum Sırrı Süreyya Önderi’de rahmet ve minnetle anıyoruz. Barış adamı eninde sonunda ülkemize barışı getirdi ama kendi gitti. Kendi değimi ile;
“İyiler bu Dünyadan erken göçer.” Sırrı abi; bu halk seni asla unutmayacak bilesin.
Evet…
47 yıl aradan sonra belki de ilk kez bu denli huzurlu ve mutlu bir biçimde bayrama giriyoruz.
Harçlıkları enflasyona göre ya da EFE-TÜFE’ye göre artırın beyler çocuklara karşı ayıp oluyor. Her şeye zam yapılıyor bayram harçlığına zam yapılmıyor. Çocukları mutlu edin ki Bayram olduğunu anlayıp doyasıya eğlensinler.