Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından demokratik birtakım haklar kullanıldı hepsine eyvallah, ancak şu boykot işi bayağı komik ve çocuksu…
Yasalar çerçevesinde taşkınlık yapmadan her türlü eylem hakkını kullanırsın eyvallah, ama esnafa halka zarar verecek her hangi bir eyleme kimse onay vermez.
Halk bir bütündür.
Dün başkasına oy veren, yarın sana verebilir, öyle nefret duygularını artıracak her türlü harekte karşıyız.
Nihayetinde işin ucunda halk ve garibim esnaf var.
Boykot listesinde olan firmalarda size oy veren çalışan yönetici veya emekçi yok mu?
Bunları mağdur etmenin ne anlamı var?
Ekonominin çarpıklığından söz edenler ekonomiyi baltalıyor. Muhalefet çözüm üretecekken çözümsüzlük üretiyor.
Bunlarda bir üst akıl yok mu?
Oturup istişare edin ve bu işten vazgeçin.
Haklı iken haksız duruma düşmeyin.
Şimdi sizlere daha ilginç bir şey söyleyeyim; Muhalefet iktidara yakın firmalara boykot çağrısı yapıp, ayrımcılık yapıyor.
Peki, iktidar da çıkıp; muhalefete yakın firmaları boykot ederse ne olacak? Bunun mantığını bana biri çıkıp anlatabilir mi?
Siyaset kurumu öyle basit bir kurum değil, yarın kim bilir belki siz ülkeyi yönetme şansı bulabilirsiniz, yani ayrımcılıkla mı ülkeyi yöneteceksiniz?
Barış sürecinde de muhalefet topyekûna olumlu bir tavır sergileyemedi. Mansur Yavaş’ın ‘pamuk şekeri’ mevzusunu Kürt halkı ‘hakaret’ olarak kabul etti. Bu öyle basit bir mevzu değildi. Hatta çıkıp; “hakkınızı helal edin” dediler.
Hem bir halkı hakir görüp, kirli bir dil kullanacaksın hem de çıkıp, ‘hakkınızı helal edin’ diyeceksiniz. Allah’ım, bu ne yaman çelişki? Kusura bakmayın Kürt halkı sizin oyuncağınız değil hakkını da helal eden bir Kürt’e rastlamadım!
Bakın barış sürecinde de muhalefet iyi bir duruş sergileyemedi. Kendini sol görüşlü diye lanse eden bir partinin halkların kardeşliğinden, özgürlüklerden rahatsız olması kendini inkar anlamına gelir.
Ya Kemalistlere ne demeli? Onlar dünden razı; ezelden beri Kürt halkına zaten ikinci sınıf insan gözü ile bakıyorlar, Kürtlere verilecek kültürel hak ve özgürlüklere ilk başta onlar karşı çıkar.
***
Cumhurbaşkanı aday oylaması ise zamansız ve acele alınmış bir karar, seçimlere 3 yıl var adamı şimdiden aday diye vitrine koyuyorsun. Demirel’in dediği gibi; ‘siyasette bir gün bile çok uzun bir süre” tecrübeli siyasetçiler bir günde bile her şeyin değişebileceğini söylerken bunlar 7 Mayıs 2028’de yapılacak seçimden söz ediyorlar! O güne kadar siyasette neler olur neler..? O tarihe kadar ölümüyüz sağmıyız belli değil.
Ya erken kurultay meselesi, o da tam bir muamma. Mahkeme son genel kurul seçimlerine şaibe karıştı diye iptal ihtimaline karşı alınmış stratejik bir karar.
Sonuç itibarı ile; siyaset zor bir zenaat herkes yapamaz, büyük bir ciddiyet gerekli. Ak Parti’nin 22 yıldır iktidarda kalabilmesinde muhalefetin payı yatsınamaz bir gerçek.
Başarılı olmak istiyorsanız mutlaka bir duruşunuz olmalı.