Gel,
bağ bozumu vakti
Hasretler hasat edildi
Bir bakış uzaklığı mesafeler
Kumrular eve dönüyor
Çocuklar okula
Bak, Eylül de geldi
Bir sen gelmedin
Adle Lina…
Şairin dediği gibi eylülde geldi. Tüm ihtişamıyla. Tüm görkemiyle. Tüm güzellikleriyle. Tüm incelikleriyle. Okulu Müjdeleyen yüzüyle. Şiir kokan yanıyla..
Her şehirde bereket var. Nergis kokan bir iklim. Caddeler boyu yeşeren çiçekler. Okullarda cıvıl cıvıl kuş sesleri. Ve çocuklar, yarınlarımızın umudu.
Hoş geldin Eylül!
Nazlı bir mısra gibi yürüyorsun düşlerimizin bozkır yamaçlarına.
Hoş geldin Eylül!
Sevdalı bir türkü gibi yankılanıyorsun
İçimizin hasretli bağrında.
Hoş geldin Eylül!
Seninle kavuştuk çocuklarımıza
Ömrümüzün körpe kuzularına
Güneşli sabahlarımıza.
Sen geldin
Büyüdü duvar dibindeki kavak ağaçları.
Budandı özlemin sineye batan dikenleri.
Seninle sevindi öğrencilerine hasret öğretmenler.
Okullarımız, sınıflarımız, içimiz şenle doldu.
Bir yığından ibaretmiş okullar, öğrenciler olmayınca.
Bir duvardan, bir betondan yapılarmış. Mat, donuk, tatsız ve tuzsuz...
Öğrencilerle, öğretmenlerle anlamlıdır tüm binalar. Tüm bilgi yuvaları. Tüm eğitim evleri. Tüm sevgi konutları.Tüm taştan mektepler. Tüm tuğladan okullar.
Okullar bir bahçedir ve öğrenciler bu bahçenin binbir çiçeği, binbir kokusu, binbir güzelliğidir. Bin bir düş, bin bir umut, binbir mutluluktur öğrenci. Yarındır. Gelecektir. Sabahtır. Aydınlıktır.
Ruhu ve zihni ilimle donatılan, kalbi, vicdan ve merhametle yoğrulan her çocuk bu ülkenin kaderidir aslında. Bugün büyüttüğümüz bu fidan, yarın bize yaşam için ihtiyaç duyduğumuz yemişi verecektir. O şuur ve farkındalıkla eğitelim biz yavrularımızı.
Hoş Geldin Eylül!
Geldin ve okullarda çiçekler yeşeriyor şimdi.