?>

Abdullah Öcalan ve PKK’nin feshi

Faysal Yaman

1 yıl önce

Ülke tarihinde yepyeni bir sürece giriyoruz. Halkımızı rahatsız eden yüzyıllık talihsiz bir dönemi geride bırakıyoruz. Osmanlının parçalanması ile başlayan ve Selanik dönmeleri tarafından ülkeyi kabusa çeviren süreç bir nebze aralanıyor.
Cumhuriyetle başlayan ve halkın dinine ve diline vurulan parangalar teker teker kırılıyor.
Din düşmanlığının çözülmesi ile başlayan süreç, dillerin özgürleştirilmesi ile bir çıkış buluyor. Bu süreç, insanlarımızı düşman kamplara ayırarak birbirine kırdırmak ve Müslüman birliğini parçalamak için oluşturulan sürecin bir parçasıydı. Türkiye de de ulus devlet bağlamında ırkçılığa dayalı, ve islama düşman bir sistem oluşturulmuştu. Millet, Necip Fazıl’ın dediği gibi “Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya” haline getirilmişti. İşte bu gün çözülmez yumak haline getirilen bu sorunlar törpülenerek çözüme kavuşturulmaya çalışılıyor.  Bunun en büyük adımı tabi ki Abdullah ÖCALAN’ın “Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.” açıklaması. Bu çok büyük bir karar. Başta bu kararların çok önemli ve değerli olduğunu belirteyim. Ardından da alınan bu kararı ve yapılan açıklamaları biraz irdeleyelim.
Öcalan; PKK’nin Kürt realitesinin inkarı ve özgürlükler konusunda yasaklardan kaynaklı oluşan zeminde doğduğunu belirtiyor. Bizce de bu tarihi bir gerçek. Eğer Kürt halkının inkarı ve dilinin yasaklanması olmasaydı değil PKK, Cumhuriyet tarihi boyunca var olagelen birçok sorun olmayacaktı veya oluşturulamayacaktı.
Yine Öcalan, reel-sosyalizmin çöküşü, kimlik inkarının çözülüşü, ifade özgürlüğünde sağlanan gelişmeler sonucunda PKK’nin anlam yoksunluğuna düştüğünü, dolayısıyla ömrünü benzerleri gibi tamamlamış ve feshini gerekli kılmıştır.” Diyerek çok önemli bir sonuca ulaşıyor. Burdan yola çıkarak hem Sosyalizme ve hem de PKK’ye ihtiyaç kalmadığını, itiraf ediyor. Böylelikle düşünce olarak Sosyalizmin ömrünü doldurduğunu anlamını kaybettiğini kabul ediyor. Kanımca Öcalan’ın bu değerlendirmesi PKK’nin feshinden bile daha önemlidir. Bunu çok önemsiyorum.
Yıllarca Kürt halkına empoze edilen, benimsetilmeye çalışılan Ataist, inkarcı ve din düşmanlığı anlayışının temeli olan sosyalist düşüncenin çöktüğünü ifade ederek aynı zamanda dini yok sayan, dinsizliği savunan akımlarında çöküşünü ortaya koyuyor. Ki kanımca bu bakış, halkımız için çok daha büyük ve önemli bir gelişmelerin yolunu açıyor.
Unutulmamalıdır ki; Müslüman Kürt halkı Sosyalist düşüncenin Kürt Kurtuluş mücadelesi ekseninde sürdürülmesi sonucunda tarihte hiç olmadığı kadar dininden, inancından, kültüründen, yaşam tarzından, töresinden, gelenek ve göreneklerinden uzaklaştırılmıştır. Umudumuz ve inancımız odur ki halkımız üzerine empoze edilen bu anlayışa da son verilmeli ve feshedilmelidir.
Öcalan’ın dikkat edilmesi gereken bir diğer değerlendirmesi “tarihsel ilişkiyi, kardeşlik ruhu içinde inançları da göz ardı etmeden yeniden düzenlemesini esas görev” olarak algılaması ve bunu “kardeşlik ruhu içinde inançları da göz ardı etmeden düzenleme isteğidir. Bu Öcalan aydınlanması açısından göz ardı edilemeyecek önemli bir gelişmedir.

Öcalan’ın halkımızın inançlarına karşı sürdürmüş olduğu düşmanlığın ortadan kalkması, İslam ve din düşmanlığının Kürt halkı arasında son bulması, kardeşlik ruhu içinde demokratik bir toplumun oluşmasını istemesi, bence gerçekten kendini aşmış bir gelişmedir. Ve aydınlanma açısından bir o kadarda önemlidir. Bu hakikat bilhassa üzerinde durulmalı ve önemsenmelidir.

Öcalan’ın şaşılası bir diğer değerlendirmesi ise “ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümlerin, tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamayacağını” benimsemesidir. Öcalan düşüncesinde meydana gelen bu değişim ilginç ve bir o kadar da önemlidir.
Ayrıca “Kimliklere saygının ön plana alınması, demokrasi dışı bir yolun olmadığının beyan edilmesi, demokratik uzlaşmanın temel yöntem olduğunun benimsenmesi, bu güne kadar savunmuş olduğu yol ve yöntemleri tamamen red etmesi anlamına gelmektedir. Ki bunlar bile başlı başına önemsenmesi gereken konulardır. 
Öcalan; bu güne kadar uygulanan hakaretvari yöntem yerine “Sayın Devlet Bahçeli'nin yaptığı çağrı, Sayın Cumhurbaşkanın ortaya koyduğu iradeyi ön plana çıkararak iltifatta bulunması ve de  silah bırakma çağrısında bulunması, bir de hayatı boyunca hiç yapmadığı bir şekilde tarihi sorumluluğu üstlenmesi” dahi bir devrim niteliğinde olup tamamen yeni bir iradenin sergilenmesidir.

Kanımca eğer bu yöntem hayata geçer ve de istenilen şartlar gerçekleşirse bir daha ki seçimlerde Öcalan ve tebasını Cumhur İttifakında yer almasına hiç şaşılmamalıdır.

Son olarak: Öcalan’ın Önderlik makamı olarak “kongrenizi toplayın ve karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.” Direktifi her şey için bir başlangıç ve yeni bir yol ayırımıdır.
Her ne şekilde olursa olsun karşılıklı olarak atılan bu adımlar ülkemiz ve siyasi tarihimiz için çok önemli ve büyük gelişmelerdir. Her ne kadar KCK ve uzantılarının kendini bundan beri tutup sadece Türkiye de savaşan PKK’nin feshedilmesi isteniyorsa da arzu ve temennimiz feshin KCK ve tüm unsurları ile birlikte uzantılarını da kapsaması, aldatmalardan uzak durulması, devletler arası oyunlara gelmeden Kürt,Türk, Arap, Acem kısacası tüm milletlerin İslami Kardeşlik Hukuku içinde barış ve huzur dolu bir yaşam sürdürmeleridir.  
Tabi ki sürecin nasıl devam edeceğini bilemiyoruz
Barış ve kardeşlik tarih boyunca insanlığın arzuladığı ve peşinde koştuğu ortamlardır. Temennimiz ülkemiz ve geleceğimiz için hayırlı yarınların olmasıdır.

Wesselam…

YAZARIN DİĞER YAZILARI