?>

Anayasa Mahkemesi ve hukuk sistemimiz

Faysal Yaman

1 yıl önce

Geçen haftalarda Anayasa Mahkemesinin 63. Kuruluş Yıldönümü kutlandı. Anayasa
Mahkemesi Başkanı Kadir ÖZKAYA açılış konuşması yaptı. Peşinen belirteyim ki konuşmanın büyük bölümü ilkeli ve evrenseldi. Hak ve adalet konusu bolca işlenmişti. Kanımca taktire şayan bir konuşmaydı. Konuşma metni Kültür ve inancımızla da iç içeydi.  
Sayın Cumhurbaşkanım” denilerek başlıyor, birinci dereceden yönetim kademesine hak ve adalet anlatılıyordu. Yapılan tavsiyeler yapıcı, birleştirici ve aydınlatıcıydı. Hedefin  “Üzüm yemek” olduğu “Bağcıyı dövmek” olmadığı açıkça belli oluyordu.
Sayın ÖZKAYA “Hukukun üstünlüğünden” bahsediyordu. “hukukun üstünlüğü ve adalet idealini hep birlikte bir kez daha dile getiriyoruz.” Diyordu. Bu önemli bir hatırlatmaydı. “Bireysel hakları daha etkili korumak” gerektiğini vurguluyordu.
Adalet; bir şeyi yerli yerince yapmak, her şeyi yerli yerine en uygun şekilde koymak, herkese hakkı olan şeyi vermektir.” diye tanımlıyor “Toplumun huzuru, iç barışı, refahı ve güvenliği için adalet vazgeçilmez bir unsurdur.” diyordu. “Adaletli toplumlarda huzur ön plana çıkar ve insanların birbirlerine olan güveni artar. Dolayısıyla toplumun düzeni ile bireylerin haklarının korunmasında en önemli etken adalettir.” diyerek adaletin toplumsal önemini vurguluyordu.  Bunlar gerçekten önemliydi.   
Yargı içinde “Ortak toplumsal kimliği oluşturan ilke ve değerlerin en önemli güvencesi, bağımsız ve tarafsız bir yargıya yargının bağımsızlığını da “bağımsız ve tarafsız hâkimlerin varlığına bağlıyordu. Hakkın ayakta tutulmasının ve adaletin sağlanmasının hâkim ve savcıların elinde olduğunu belirtiyordu. Hâkim ve savcıların herhangi bir dışsal etki altında kalmadan, çekinmeden, endişe duymadan, tarafsız bir tutumla pozitif hukuk düzeninin öngördüğü çerçeve içinde özgürce karar vermelidirler.” Diyordu.
Konuşmanın devamında “Arkadaşları aleyhine ya da sevmedikleri, düşman olarak gördükleri kişiler lehine de olsa her daim adaleti ayakta tutmalıdırlar. Hiçbir zaman hakkı (adaleti) kendi keyfî arzularına uydurmaya kalkışmamalıdırlar. Herkesi daima hakka çağırmalı ve hakla hükmetmelidirler. Dolayısıyla bir topluluğa olan kinleri ve hırsları onları adaletsizliğe sevk etmemelidir. Hiçbir neden, hâkim ve savcıları, hakkı ayakta tutmaktan asla alıkoymamalı, adaletsiz davranmaya yöneltmemelidir.” diyerek hakkın üstünlüğüne vurgu yapıyor, hak ve adaletin ayakta kalmasının önemini belirtiyordu.
Bu anlatılanlar gerçekten önemliydi. Adaletin olmadığı yerde de kargaşanın olacağını açık ve net olarak ortaya koyuyordu. Bunlar önemli ilkelerdi. Kargaşanın önlemesi için adalet terazisi daima hak ve haklıyı gözeterek kullanılmalı ve daima adaletle hükmedilmelidir.”  Diyordu. Bu söylemler gerçekten önemliydi.
Ben bunları önemsiyorum. Bu konuda kendimden örnek vermek istiyorum. haklı iki ayrı teftiş kararı ve üç ayrı madde ile haklı bulunduğum, Bakanlık Müfettişlerince haklılığımın onaylandığı, Hukuk Mahkemesince haklılığım ispatlandığı bir davadan İdare Mahkemesinden bir türlü sonuç alamıyorum. Davam devam ediyor.

Batman Mahkemesi, Diyarbakır Mahkemesi ve neredeyse Gaziantep’in tüm mahkemelerini dolaşarak toplamda 19 idari Mahkeme, birde 3 tane Hukuk Mahkemesi sonucunda hala hangi mahkemede muhakeme edileceği ile ilgili bir karara ulaşılamaması yargı sisteminin hangi durumda olduğunu ve ne tür bir yargı ile karşı karşıya olduğumuzu anlamak açısından önemlidir.

Son mahkemede ile dosyanın “Görevli Mahkemenin belirlenmesi için Başkanlar Kuruluna gönderilmesi” yargının durumunu gözler önüne sermesi açısından önemlidir.
2020 yılında açtığım dava, dört yıl sonra Teftiş Kararı eksen alınarak,  “ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir." Deyip hiçbir gerekçe göstermeden itirazımın ret edilmesi hukukun ortaya konması açısından manidardır.
Diğer yandan beş yıldır süren davamın görevli mahkemesinin bulunamaması mahkemelerin durumunu anlamak açısından önemlidir. Üstelik Hem kanun, hem yönetmelik, hem mevzuat ile ortada olan, hem iki ayrı teftiş kararı ve üç ayrı madde ile haklılığı ispatlanan, hem de Bakanlık müfettişlerince onaylanan, bir de Hukuk mahkemesince kazanılan bir mahkemenin 19 mahkeme dolaştıktan sonra hala görevli bir mahkeme bulunmaması, yargı ile hak ve hukuk hakkında ne durumda olduğumuzun açık göstergesidir.
Bu durumda Anayasa Mahkeme Başkanı Sayın Kadir ÖZKAYA’nın dediği gibi tabi ki kargaşanın oluşması ve Devlete olan güvenin sarsılması kaçınılmazdır. Güçlü olanın veya arkası güçlü olanın haklı, gücü olmayıp, arkası olmayanların, haksız duruma düşebildiği bir hak arama ortamında devletin zarar görmesi kaçınılmazdır. Kişilerin şahsi kaprisleri nedeniyle Devlet yapısına zarar vermeleri önlenmelidir.
Anayasa Mahkemesi Başkanının “haksız olduğu halde haklıymış gibi kavga çıkaranlara, hukuku kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak isteyenlere, hakkı olanı değil kendinden yana olanı adalet sananlara da hiçbir zaman hiçbir koşulda prim verilmemelidir. Daima hakka uyulmalı, hak ayakta tutulmalıdır. Yapılan iyilik veya kötülüğün hardal tanesi ağırlığında bile olsa, bir kayanın içinde saklı da olsa, yahut göklerin veya yerin herhangi bir noktasında bile bulunsa, bir gün mutlaka karşımıza çıkacağı ve bizden bunun hesabının sorulacağı unutulmamalıdır.” Şeklindeki açıklamalarını önemsiyorum.
Yine aynı şekilde Sayın ÖZKAYA’nın “bir gün mutlaka mizan kurulacak, bütün defterler dürülecek, hesabı bizlerden sorulacak. Hal böyle olunca o günler gelmeden bugünün kıymetini bilelim, uygulamada adalet ve hukuk devleti ilkesine ilişkin kazanımlarımızı titizlikle muhafaza etmeye çalışalım.
Yapılan zulümlere gözlerini ve vicdanlarını kapatanlar, zalimlere destek olanlar, sahip oldukları güce güvenerek adaleti hiçe sayan davranışlarını sürdürmekte ısrarcı olanlar, bebeklere, çocuklara, kadınlara zulüm yapanlar, yaptıkları zulmün yanlarına kalacağını sanmamalıdırlar.” Şeklindeki açıklamalarını doğru buluyor, Allah’ın hesabı soracağı günden sakınmamız gerektiğine inanıyorum.
Yoksa bazıları bu hesap gününün geleceğine inanmıyorlar mı ki bu kadar cesur ve pervasızca haksızlık etmeye devam ediyorlar?

Wesselam

YAZARIN DİĞER YAZILARI