?>

Türküm doğruyum Müslüman’ım

Faysal Yaman

1 yıl önce

Çoğu zaman toplumsal değerlendirmelerde bulunurken “Müslümanlar şunları şunları yapıyor.” diyerek eleştiride bulunuyoruz. Beraberinde de kendimizden emin bir şekilde “Avrupa da insanlar yalan atmaz. doğru, dürüst, çalışkan vs. vs. dir” diyerek bir kıyasta bulunuyoruz.
Kendimizce bir ölçü koymuşuz. “Yalancılık, sahtekârlık, dolandırıcılık, ikiyüzlülük, ahlaksızlık, çıkar ve menfaatçilik gibi ne kadar olumsuz hareket varsa hepsini Müslümanlarda buluyoruz. Ne yazık ki çoğu zaman söylenenlerde haklılık payı bulunuyor. Bu tür toplumsal yozlaşmaya katılmamak mümkün değil… Ama bunların akabinde “Müslümanlar şöyle, Müslümanlar böyle” gibi kabahati İslam’a ve Müslümanlığa bağlayınca işte orada durmak gerekiyor.
Bazı gerçeklerle yüzleşmek lazım… Ülkemiz de nüfusun yaklaşık yüzde 99'u Müslüman ve bunun yaklaşık yüzde 77.5'i Sünni mezhebine mensup. Bu göreceli olarak doğru... Bunun ne kadar doğru olduğunu tartışmak gerekiyor. Bu değerlendirmelerin gerçeği yansıtmadığı veya geleneksel olarak soydan kaynaklı bir değerlendirme olduğu muhakkak.
Konuyu netleştirmek için öncelikle Devletin Yönetim Şekline bakmak gerekiyor.

Türkiye Devleti kesinlikle İslam’la yönetilmiyor. Bir din devleti değil. Bir islam devleti hiç değil. Herhangi bir mezheple yönetilen bir devlette değil. Ne Sünni bir devlet, ne de Şafii bir devlet. Şii veya Alevi hiç değil…

Türkiye Cumhuriyeti devletinin yönetim şekli Atatürk milliyetçiliğine bağlı, laik, demokratik, sosyal bir hukuk devletidir. Anayasamız “Askeri Darbe Anayasasıdır. Medeni Kanunumuz İsviçre’den alınmıştır. Hukuk kanunlarımız İtalyan kanunudur. Ceza Kanunumuz, Alman ceza kanunundan alınmıştır.  

Avrupai düşünce ve yaşam tarzı, bizler için model olarak sunulmuştur.

Batının bilhassa Fransa ve Avrupa’nın yaşam tarzı bizler için yaşam tarzı olarak seçilmiştir.  Avrupalılaşmak, Avrupalılar gibi giyinip kuşanmak, onlar gibi yaşamak, onların fikir, düşünce ve yaşam tarzlarını hayatımıza uygulamakla emrolunmuşuz.
Geçmiş tarihimiz; kökten silinmiş, yok sayılmış, kötü görülmüş, gericilik ve yobazlık olarak tanımlanmıştır. Yüzyıldan fazla bir zamandır, bin dört yüz yıllık geçmişimiz, kültürümüz, inançlarımız, yaşam tarzımız hor görülmüş, yasaklanmıştır. Netice de geçmişimize düşman hale getirilmişiz. Yüzyıldan fazla bir zamandır. İsmimiz Müslüman olmasına rağmen gayri müslim ilkelerle yönetilip yönlendirilmişiz.

İslama ve Müslümanlığa düşman bir nesil olarak yetiştirilmişiz.

Yüzyıldan fazla bir zamandır. Bizlerle savaşan, ülkemizi işgal eden, vatanımıza el koyan, bölen, parçalayan, ülkemizi kendi aralarında paylaşan, yeraltı ve yürüstü zenginlik kaynaklarımızı sömüren, çalan, zorla alan, bizlerle her türlü düşmanlıktan geri kalmayan İngiltere, Fransa, İsrail, Yunanistan, Amerika gibi ülkeleri baş tacı yapıp onlara teslim olmuş, onlara boyun eğmişiz.
Anayasayı savunanların deyimi ile “Anayasal düzenimiz, hukuk sistemimiz, toplumsal yapımız ve toplumsal tercihlerimiz yönünden şeriat taleplerinin bir geçerliliği yoktur.  Devletin rejimi ve Cumhuriyetin niteliklerini Türk Halkı içselleştirmiş ve yaşam biçimi olarak benimsemiştir,” denilerek halkın yaşam tarzının nelerden ibaret olduğu açık bir şekilde ortaya konmuştur.

Bizler yüzyıldan fazla bir zamandır islam’ın temel hukuku olan ŞERİAT’e düşman olarak yetiştirilmişiz.

Yüzyıldan fazla bir süredir. En basit şekliyle “Türküm, doğruyum” denilerek tüm ırkların Türkleştirildiği ve de başka ırkların “Türküm” diyerek her sabah yalan atmasının zorunlu olduğu… “Doğruyum” diyerekte yalanının “doğru” olarak benimsetildiği birbirine zıt ve çelişkilerle dolu yüzyıllık bir eğitimden geçirilmişiz.
Yüzyıldan fazla bir zamandır dinimiz, inancımız, horlanmış, eğitimimiz, edebiyatımız, sanat alanlarımız, sinemalarımız, tiyatrolarımız islam ve Müslümanlığın düşmanlığı ile yoğrulmuştur. Önderimiz, liderimiz Hz Muhammed (sav) olmaktan çıkarılmış, Kurani Kerim; Arapoğlunun sözleri olarak tanıtılmış, Allaha, Resulüne ve islama hakaret mübahlaştırılmış bir toplum haline getirilmişiz.

Bunların sonucu olarak islam’dan uzak, Müslümanca yaşamayan ama ismi Müslüman olan bir toplum meydana getirmişiz. Çok şükür!!!...

Türk olmayanlara “Türküm” dedirtip, “doğruyum” diye ekletince doğruluktan uzaklaştırdığımız gibi; Müslüman olanları da islam’dan uzaklaştırarak “Müslümanım” diyen ama hakikatte Müslüman olmayan bir toplum meydana getirmeyi başarmışız. Böylelikle Müslüman toplumun; kişiliğini, karakterini, inancını, Müslümanlığını, kaybettirmişiz. Sonuçta Müslümanlıktan uzak ne olduğu belirsiz bir toplum meydana getirmişiz.
Hal bu iken yaptığımız yanlış ve kötü davranışları neden İslam’da ve Müslümanlarda buluyoruz?
Bunların nedenini Devletimizin yönetim şekline ve Eğitim sistemimizde aramamız gerekmiyor mu?   
Wesselam…
YAZARIN DİĞER YAZILARI