?>

Göbeklitepe ve gizemli sırları

Faysal Yaman

1 yıl önce

Şanlıurfa’ya 15 km mesafede tarihin sıfır noktası olarak tanımlanan bir “GÖBEKLİTEPE’miz var. Asıl ismi “GİRÊ MİRADA” Türkçesi “DİLEK TEPESİ. Tarihten beri kutsal bir yer. Yapılan Arkeolojik kazılar sonucunda tarihi değiştirecek önemli bir tapınağa rastlanmış. Üstelik bu tür yapılar sadece Göbeklitepe de değil, civar yerlerde de bulunuyor. Örneğin Kerboran/Dargeçitte küçük bir benzeri BONCUKLU TEPE bulunmuş.  
Radyocarbon testler sonucunda on iki bin yıllık bir geçmişe sahip olduğu ortaya çıkmış. Bu bilinen Dünya Tarihinin yeniden tanımlanması demek… Malum Milli Eğitimde bizlere verilen tarih bilgilerinde MÖ 4000 tarihinin ötesi karanlık dönem olarak geçiyor.
İşte tam da bu nokta da Göbeklitepe’nin önemi müthiş artıyor. Çünkü arkeolojik veriler var olan tarihi yerle bir ediyor. İnsanlık tarihini 12000 yıl geriye götürüyor.
Göbeklitepe insanlık için sıfır noktası olmasa da sıfır noktasında tarihi bir nokta olarak karşımızda duruyor. Bu nedenle Göbeklitepe çok büyük bir fonksiyon üstleniyor.
12 000 yıl önce insanlar ibadet etmek için komplike yani birçok oda ve alanı bulunan, çeşitli şekillerde yapılmış, anlaşılması zor bir yapıyı meydana getirmişler. Yapılan bu tapınak, ibadethane tarihin en ilginç bir o kadar da anlaşılması güç yerlerinden biri. Tapınağın etrafı irili ufaklı birçok odadan oluşuyor. Mezopotamya’nın tam merkezinde, geçiş güzergahının ortasında inşa edilmiş qadim bir yer…

Şaşılacak şekilde müthiş öğeler barındırıyor. Bir o kadar da muazzam işaretlerle dolu mistik bir ibadet merkezi…

İbadethane; Üç bölümden meydana gelen T şeklinde dikili ikili taşlardan meydana gelen üç merkezden oluşuyor. Her merkezde birbirine bakan iki taşın etrafında daire şeklini almış çıkık burunlu on iki taş sütun var. Her iki taş sütunun ortasında ibadet için seccade şeklinde oluşturulmuş yassı taşlar var. Mümkündür ki bu dikili taşlar yaratılış ile ilgili çözümlenmemiş bir şeyleri temsil ediyor. Astronomik açıdan bir yılda on iki ay olması veya saatlerin 12 ile sınırlandırılması gibi bazı astronomik gerçeklere işaret ediyor olabilir.
Aslında tarihte bazı objelerin doğada bulunan biçimleri şematikleştirilerek betimlenebiliyor. Buna stilize etmek deniliyor. Bu dikili taşlarında bazı şematik betimlemelerde bulundukları muhakkak...
Dikili taşların etrafında sunak ve kurban kesim yerlerini andıran alanlar var. Hatta yemek yapılma yerleri mevcut. Bu kısımlarda öküz, koyun ve domuz gibi hayvanların figürleri bulunuyor. Yan taraflara doğru uzanan küçük hücreler bulunmakta. Yani alan ortak ve ferdi olarak ibadet etmek, inzivaya çekilmek, adak adamak ve kurban kesmek için oluşturulmuş gibi görünüyor.  
Bazı arkeologlar tarafından bu taşların insan şekline benzetildiği iddia ediliyorsa da betimlemeler insanı anımsatmıyor. Çünkü diğer üçboyutlu işlenmiş hayvan motiflerine baktığımızda sanatsal olarak çok ileri bir seviye de.
Dikkatimi çeken bir diğer önemli nokta ise Göbeklitepe tapınağında hiçbir şekilde putların bulunmaması… Evet, şekiller, figürler vb. işlemeler var ama bunlarda tamamen o bölge de yaşayan canlıları tasvir ediyor. Boğa, Koyun, keçi, akbaba, ördek, yılanlar ve domuzlar gibi…
Aynı şekilde Göbeklitepe’nin toprakla örtüldüğü ifade ediliyor. Tarihte belge ve delillerle ortaya konmuş bir Nuh tufanı var. Mezopotamya bölgesi incelendiğinde büyük bir toprak örtüsü ile kaplı ki bu da Nuh tufanı sonucunda gerçekleşmiş olma ihtimali büyük. Göbeklitepe’yi örten de bu tufan olabilir.
Şimdi sıkı durun… Önemli bulduğum ve inandığım ilginç bir bilgiyi söyleyeyim. Göbeklitepe de taşların yönünü pusula ile kontrol ettiğimde gördüm ki Merkezi oluşturan dikili büyük iki taşın yönü sıfır sapma ile kıble’yi yani Kabe’yi gösteriyor. Tüm dikili ikili taşların yönü istisnasız kıble’yi gösteriyor. 

Evet, taşların yönü yani kıblesi hiç şüphesiz ve tereddütsüz Mekke’ de bulunan Kabe, yani kıblemiz. Bu durum tespit ettiğim en heyecan verici bir bilgi…

Meseleye bu mantıkla baktığımda Göbeklitepe de ki ibadethane Kabe’yi kıble edinmiş. Ki bu nedenle de Göbeklitepe’ye Tarihin sıfır noktası diyemiyorum. Ama Tarihin sıfır noktası olan Kabe’nin uzantısı olarak görüyorum. Kabe’nin etrafında var olan insanlık tarihinin serüveni ve yayılması Göbeklitepe de tezahür etmiş. Ve de Göbeklitepe bağımsız olmadığı gibi kıble olarak belirlediği Allah’ın Evi Kabe’ye bağlı bir ibadet merkezi olarak devam etmiş gibi duruyor.

Yani uzun sözün kısası Göbeklitepe Kıblesi Kabe olan bir ibadethane…

Bütün bunlar ve kazılarda ortaya çıkarılan anıtsal mimari, Göbeklitepe'yi eşsiz ve özel bir yer kılıyor. Bu nedenle de Unesco tarafından 2018 yılında listeye alınmıştır.

Ancak inançlı ve düzgün akideye sahip Arkeologlar tarafından incelenmeye ihtiyaç var. Yalnız burası mı? Tabi ki tüm Arkeolojik araştırmaların bu gözle incelenmesi gerekiyor…

Wesselam…

YAZARIN DİĞER YAZILARI