?>

Batman okuyan bir kent mi?

HASAN GÖKER

1 ay önce

Her şehir, bağrından çıkan isimlerle anılır. Kimi sanatla, kimi siyasetle, kimi de bilimle…
Batman ise son yıllarda yetiştirdiği değerli akademisyenlerle adından söz ettiriyor.
Bu isimlerin başında ise hiç kuşkusuz Prof. Dr. Yusuf Baran geliyor.

Batman’ın mütevazı sokaklarından çıkıp uluslararası bilim dünyasında saygın bir yere ulaşmak kolay değil. Ama Yusuf Baran’ın hikâyesi, tam da bu zorluğun nasıl aşılabileceğinin canlı bir örneği. Azimle, disiplinle ve en önemlisi hayal kurmaktan vazgeçmeyerek…

Bugün İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Rektörü olarak görev yapan Baran, sadece akademik başarılarıyla değil; vizyonuyla, gençlere açtığı yollarla ve bilimi topluma yayma çabasıyla da dikkat çekiyor. Onun başarısı, bireysel bir yükselişten çok daha fazlasını ifade ediyor.

Ama onu farklı kılan bir başka yön daha var: Halkla kurduğu güçlü bağ. İzmir’de sadece akademik kimliğiyle değil, sahadaki varlığıyla da tanınıyor. Şehrin sokaklarında, etkinliklerinde, gençlerle buluşmalarda sık sık yer alıyor. Yerel basında çıkan haberlerde, İzmir’in dört bir yanında halkla iç içe görüntülerine rastlamak mümkün. Bu yönüyle Baran, “ulaşılmaz” bir rektör profilinin aksine, toplumla temas eden, dinleyen ve paylaşan bir yönetici portresi çiziyor.

Geçtiğimiz günlerde kendisiyle yaptığımız bir sohbet ise bu hikâyeye bambaşka bir anlam kattı. Memleketten yaklaşık 1600 kilometre uzakta, İzmir’de bir araya geldiğimiz o sohbetin konusu yine Batman’dı. Konu dönüp dolaşıp memleketin yetiştirdiği okumuş insanlara geldiğinde, ikimizin de yüzünde aynı gurur vardı. Batman gençliğini konuştuk; hayallerini, mücadelesini, potansiyelini…
En çok da İzmir’deki üniversitelerde okuyan Batmanlı gençlerin sayısının artmasından duyduğumuz memnuniyeti paylaştık. Farklı kampüslerde, farklı bölümlerde ama aynı memleket sevdasıyla okuyan yüzlerce genç… Bu tablo, sadece bir göç hikâyesi değil; aynı zamanda bir yükselişin, bir dönüşümün işaretiydi.
Nitekim gurbette yaptığımız sohbetlerde de bu tablo artık başkalarının dikkatini çekiyor. Geçen gün bir arkadaş grubunda duyduğum sözler oldukça anlamlıydı:

“Bravo Batmanlılara… Ne kadar çok okuyan genç var. Hasan, sen paylaştıkça da görüyoruz, bahsettikçe de duyuyoruz.”

Bu cümle aslında sadece bir övgü değil; aynı zamanda Batmanlı gençlerin sessiz ama güçlü yükselişinin dışarıdan nasıl göründüğünün de bir ifadesi.

Çünkü mesele sadece bir makam sahibi olmak değil… Mesele, o makama hangi değerleri taşıdığınızdır. Yusuf Baran, bulunduğu her platformda bilimin evrenselliğini savunurken, geldiği toprakları da unutmayan bir duruş sergiliyor. Bu da onu sıradan bir akademisyenden ayıran en önemli özelliklerden biri.

Batman gibi genç nüfusu yüksek bir şehir için böyle rol modellerin önemi büyük. Çünkü gençler, kendilerine benzeyen hikâyelerde umut bulur. Yusuf Baran’ın hikâyesi de tam olarak böyle bir umut taşıyor: “İmkânsız” denilen yolların aslında kararlılıkla aşılabileceğini gösteriyor.

Bugün belki birçok genç, imkânsızlıkları gerekçe gösteriyor. Oysa Batman’dan çıkıp dünya çapında bilim insanı olabilen bir örnek varken, bahaneye yer kalmıyor. Bu yüzden Yusuf Baran’ın hikâyesi sadece bir başarı öyküsü değil; aynı zamanda bir sorumluluk çağrısıdır.

Kendi şehrimizin değerlerini tanımak, sahip çıkmak ve onların izinden yürümek… Belki de en büyük kalkınma hamlesi tam olarak burada başlıyor.

Unutmamak gerekir:

Bir şehir, yetiştirdiği insanlar kadar büyüktür.
YAZARIN DİĞER YAZILARI