?>

Yüreğimiz yanıyor…

HASAN GÖKER

4 ay önce

Batman’ın gündemine her baktığımızda içimizi acıtan haberlerle karşılaşıyoruz.

Neredeyse her gün bir trafik kazası…

Bir sokak olayı…

Bir başka gencin uyuşturucunun karanlığına sürüklendiği haberi…

Ve insan ister istemez durup kendine şu soruyu soruyor:

Bu şehir ne yaşıyor?

 Biz neyi kaybediyoruz?

Artık acı haberler sıradanlaştı. Bir can kaybı haberi görüyoruz, içimiz burkuluyor ama sonra bir yenisi geliyor. Oysa kaybettiğimiz her can sadece bir sayı değil. Trafik kazalarında yitirilen hayatlar birer istatistikten ibaret değil. Her biri bir evin ocağını söndürüyor, bir annenin yüreğini dağlıyor, bir babanın umutlarını yarım bırakıyor, kardeşlerin ömür boyu taşıyacağı bir eksikliğe dönüşüyor.

Bir an düşünelim…

Sabah “akşam görüşürüz” diye evden çıkan bir evladın bir daha dönemediği evler var bu şehirde. Kapısı bir daha aynı şekilde açılmayan evler… Sofrasında bir sandalyesi hep boş kalan aileler…

Peki ya sokaklar?

Asayiş olayları, kavgalar, şiddet…

İnsan kendi mahallesinde tedirgin yürür mü?

Çocuğunu sokağa gönderirken endişe duyar mı?

Ne yazık ki bugün Batman’da birçok aile bu duygularla yaşıyor. Sokakların güven vermediği, huzurun her geçen gün biraz daha eksildiği bir tabloyla karşı karşıyayız.
Ama belki de en can yakan mesele gençlerimiz…
Daha hayatın başında olmaları gereken, hayal kurmaları, üretmeleri, umutla yarına bakmaları gereken gençlerimiz uyuşturucunun karanlığına sürükleniyor. Bu sadece bireysel bir sorun değil; bu, toplumun tamamını ilgilendiren derin bir yara. Çünkü kaybolan her genç, kaybolan bir gelecek demektir.
Uyuşturucu sadece bir bedeni değil; bir hayatı, bir aileyi, bir mahallesi olan şehri zehirliyor. Gençlerimizi bu karanlığa iten sebepleri görmezden gelemeyiz. İşsizlik, umutsuzluk, sosyal alan eksikliği, ilgisizlik… Bunların hepsi bu acı tablonun parçalarıdır.
Değerli sanatçı Ahmet Kaya’nın dizelerinde yankılanan o cümle bugün belki de her zamankinden daha anlamlı:

“Göğsümüz daralıyor, yüreğimiz yanıyor…”

Gerçekten de öyle. Yaşananlar karşısında sessiz kalmak mümkün değil. “Keşke”lerle dolu cümleler kuruyoruz:

Keşke olmasaydı…

Keşke bu kadar ağır olmasaydı yaşadıklarımız…

Keşke gençlerimizi kaybetmeseydik…

Ama artık sadece keşke demek yetmiyor.

Bu şehir acılarla değil, umutla anılmalı.

Gençlerin hayallerini büyüttüğü,

Yolların can almadığı,

Sokakların korku değil huzur verdiği bir Batman istiyoruz.
Bunun için de sorumluluk sadece bir kurumun, bir kesimin değil; hepimizin omuzlarında. Ailelerin, yöneticilerin, sivil toplumun, öğretmenlerin, muhtarların, mahallelerin… Herkesin bu gidişata “dur” deme sorumluluğu var.

Çünkü bu şehir hepimizin.

Ve yüreğimiz daha fazla yanmasın istiyoruz.

V

YAZARIN DİĞER YAZILARI