Batman’ın bir gerçeği var: Bu şehir sadece kendi sınırları içinde değil, Türkiye’nin dört bir yanında iz bırakıyor. Özellikle de okumuş, kendini yetiştirmiş insanlarıyla…
Bugün dönüp baktığımızda, Türkiye’nin birçok kentinde Batmanlı bir doktora, bir Hakime, bir Savcıya, bir Akademisyene rastlamak artık şaşırtıcı değil. Diğer illerdeki Hastanelerde şifa dağıtan hekimlerimizin bazıları Batmanlı. Üniversitelerde kürsü başında ders anlatan, bilim üreten Rektörlerimiz, Akademisyenlerimiz var. Sağlık sektöründe hastane sahibi olan girişimcilerimiz, adaletin terazisini tutan Hakim ve Savcılarımız, Kamunun farklı kademelerinde görev yapan memurlarımız… Ve elbette Vali, Vali Yardımcıları, Kaymakamlarımız da bu başarı zincirinin gurur dolu halkaları arasında yer alıyor.
Hepsi bu şehrin evladı.
Belki yıllar önce bu şehirden ayrıldılar. Kimi eğitim için, kimi iş için, kimi de hayallerinin peşinden… Ama gittikleri her yerde Batman’ın adını da kalplerine kazıdılar. Çalışkanlıklarıyla, dürüstlükleriyle, azimleriyle sadece kendilerini değil, memleketlerini de temsil ettiler.
Bugün bir hastanede “Nerelisiniz?” sorusuna, gözleri parlayarak “Batmanlıyım” diyen bir Doktor…
Bir mahkeme salonunda adaleti temsil eden bir Batmanlı Hakim…
Bir üniversitede gençlerin yolunu aydınlatan bir Akademisyen…
Bir ilçede halkın yanında, görevini büyük bir sorumlulukla yürüten bir Kaymakam…
Bir ilin yönetiminde adaleti ve hizmeti temsil eden Vali ya da Vali Yardımcısı…
Bunların her biri, bu şehrin görünmeyen ama en büyük hazinesidir.
Batmanlılar dışarıda büyük işler başarıyor. Ve bu başarılar tesadüf değil. Yokluk içinde büyüyen, zorluklara rağmen yılmayan, okuyan ve mücadele eden bir neslin eseridir.
Elbette sadece doktorlarımız, yöneticilerimiz değil… Mühendislerimiz, öğretmenlerimiz, iş insanlarımız, sanatçılarımız… Hepsi Batman’ın farklı yüzlerini Türkiye’ye taşıyor, her başarıda bir parça memleketimizi hissettiriyor.
İşte bu yüzden, Batmanlıların dışarıdaki itibarını gördükçe insanın içi kabarıyor. Gurur duymamak mümkün değil. Ve gözler doluyor; hem gurur hem de özlem…
Ama burada önemli bir soru var:
Bu kadar değerli insan yetiştiren bir şehir, kendi içinde de aynı başarı hikâyelerini yazabiliyor mu?
Belki artık yapmamız gereken şey, dışarıya verdiğimiz bu güçlü insan kaynağını, kendi şehrimizin gelişimi için de daha fazla kullanmak… Bağları koparmamak, aksine güçlendirmek…
Çünkü Batman sadece göç veren değil, aynı zamanda geri dönenlerin de şehri olmalı.
Unutmayalım:
Bir şehrin en büyük zenginliği ne petrolüdür ne toprağı…
Onu asıl değerli kılan, yetiştirdiği insanlardır.
Ve Batman, bu konuda gerçekten zengin bir şehir.