Batman genç nüfuslu bir kent.
Kentin en büyük sosyal aktivitesi spordur.
Bir dönemler 4 profesyonel takıma sahip olan Batman’ın elde sadece 1 profesyonel takımın kalması Batmanlı gençlerin hayalini de yarıda bırakıyor.
Batman takımlarının kadrolarını Batmanlı futbolcular oluşturuyordu.
Örneğin, Batman yetiştirdiği Orhan Kapucu, Mehmet Gönülaçar, İlhan Erken ve Yunus Emre Konak gibi isimlerle adından söz ettiren bir kent oldu.
Ancak kentin tek bir profesyonel takıma düşmesi, birçok gencin hayalini gerçekleştirmesini zorlaştırıyor.
Bir sporcunun memleketinde desteklenmesi, sadece o bireye değil, tüm gençliğe “bak, ben de yapabilirim” duygusu verir.
Batman’ın gençleri bunu hissetmediğinde, hayalleri kırılıyor ve belki de ileride yıldız olacak onlarca yetenek kaybediliyor.
Semt sahalarında başlayan yetenekler, yeterli destek bulamadıklarında başka kentlere transfer olmak zorunda kalıyor. Bu durum, toplumsal motivasyona büyük zarar veriyor.
Oysa bu başarılar yerelde beslenerek büyür.
Bu kentin yetenekli sporcuları kendi memleketlerinde değer görmezse nerede değer görecek? Bir sporcunun başarısı sadece bireysel azmiyle değil, arkasındaki toplumsal destekle de şekillenir. Ancak ne yazık ki birçok şehirde kendi içinden çıkan değerler, dışarıdan biri kadar kıymet görmez. Kendi kentinin formasını terleten sporcular; yeterince tanınmadığında, desteklenmediğinde, yalnız bırakıldığında sorulması gereken en temel soru şudur: Bu kentin sporcuları kendi memleketlerinde değer görmezse, nerede değer görecek?
Yerel yöneticiler, basın organları ve halk, çoğu zaman ulusal ya da uluslararası başarılara odaklanır. Oysa bu başarılar, yerelde filizlenen emeklerin ürünüdür. Mahalle arasındaki toprak bir futbol sahasında başlayan hikâyeler; yeterince sahip çıkıldığında dünya çapında yankı bulabilir. İşte Tüpraş sahasından çıkan Yunus Emre Konak bir örnek. Ancak bu destek verilmeyince, yetenekler ya başka şehirlere göç eder ya da heba olur gider.
Bir sporcunun memleketinde kıymet görmesi, sadece o birey için değil, o kentin tüm gençliği için bir umut olur. Küçük bir çocuk, aynı sokakta büyüyen abisinin yerel takımla başarısını görürse, hayal kurmaya cesaret eder. Ama değer verilmezse, sadece bir değil, belki de yüzlerce potansiyel yıldız sönüp gider.
Artık bu döngüyü kırmanın zamanı gelmedi mi? Kendi değerlerimize sahip çıkmak, yerel sporcularımızı tanımak, desteklemek ve onurlandırmak; sadece vicdani değil, toplumsal bir sorumluluktur. Unutmayalım, bir sporcunun başarısı yalnızca onun değil, tüm kentin başarısıdır...
Ancak bu potansiyel halkla, kurumlarla, basınla birleştiğinde gerçek bir enerjiye dönüşebilir.
Eğer “Batmanlı futbolcuya sahip çıkma” kültürü oluşturabilirsek, sadece orada duran bir genç değil, Batman kazanır.
Kendi evladına sırtını dönen şehir olmayalım!..