Kış sert geçti, evet. Soğuk oldu, doğru.
Ama Batman’da gelen doğal gaz faturaları artık soğuğu değil, adalet duygusunu üşütüyor.
Bir şehir düşünün…
Asgari ücretle geçinen ailelerin, emeklilerin, esnafın aynı faturaya bakıp aynı cümleyi kurduğu bir şehir:
“Bu rakam gerçek olamaz.”
Ama ne yazık ki gerçek.
Batman’da son aylarda gelen doğal gaz faturaları, sadece bir tüketim bedeli değildir. Bu faturalar, gelir ile gider arasındaki uçurumun belgesidir. Aynı metrekare, aynı kombi, aynı kullanım… Ama gelen rakamlar neredeyse iki katına çıkmış durumda. Üstelik bu artış, sessiz sedasız; izahsız, açıklamasız.
Sormak gerekiyor:
Bu şehirde insanlar mı fazla yakıyor, yoksa sistem mi fazla yazıyor?
Batman, sanıldığı gibi lüks tüketimin merkezi değil.
Burada insanlar evini sauna gibi ısıtmıyor. Çocuk üşümesin diye açılan kombi, yaşlı hasta titremesin diye yükseltilen bir derece… Hepsi bu. Ama faturalar, sanki villalarda, havuzlu evlerde yaşayan bir şehir varmış gibi geliyor.
Asıl sorun sadece rakamlar değil.
Sorun, denetimsizlik, şeffaflık eksikliği ve yerel gerçeklerin yok sayılmasıdır.
Doğal gaz bir lüks değil, temel ihtiyaçtır.
Temel ihtiyaç üzerinden bu kadar ağır bir ekonomik yük bindirmek, sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmaz. Kaldı ki Batman gibi gelir seviyesi belli, iklim şartları ortada olan bir şehirde bu faturalar artık “ödenebilir” olmaktan çıkmıştır.
Bir annenin mutfakta kombiyi kısmak ile çocuğunun hasta olması arasında tercih yapmak zorunda kaldığı yerde, bu sadece enerji politikası değildir; bu sosyal bir sorundur.
Yetkililere soruyorum:
– Ölçüm mü yanlış?
– Tarifeler mi adil değil?
– Yoksa vatandaşın sesi mi duyulmuyor?
Batman halkı sadaka istemiyor.
İndirim lütuf değil, haktır.
Şeffaf fatura, anlaşılır hesaplama, adil tarife talep ediyor.
Bugün bu faturalar konuşulmazsa, yarın bu şehirde insanlar ısınmayı değil, hayatta kalmayı hesaplamak zorunda kalacak.