Batman’ın kalbi, her zaman Gülistan Caddesi’nde atardı.
Şehrin nabzı burada tutulur, esnafın sesi burada duyulur, gençlerin adımları burada yankılanırdı. Fakat son zamanlarda Gülistan, sadece alışverişin değil, kiraların da zirve yaptığı bir caddeye dönüştü. Artık bu sokakta sadece fiyatlar değil, duvarlar da yükseliyor; küçük esnafın önüne görünmez bir duvar örülüyor.
Bugün Gülistan Caddesi’nde bir dükkan kiralamak isterseniz 100 bin liradan başlayan rakamlarla karşılaşırsınız. Bazı noktalarda bu rakam 400–450 bin lirayı buluyor. Daha birkaç yıl önce 30 bin lira kira ödeyen bir işletme, bugün aynı yer için 120 bin lira talebiyle karşı karşıya. Üstelik bu sadece bir iki örnek değil; cadde boyunca yayılan bir dalga. “Domino etkisi” denen tam da bu: Bir dükkanın kirası yükselince, yanındaki, arkasındaki, hatta sokağın diğer ucundaki dükkan bile bundan etkileniyor.
Elbette her artışın bir gerekçesi var. Gülistan, Batman’ın ticari ve sosyal hayatının kalbi. Lokasyon değeri yüksek, yaya trafiği yoğun. Fakat bu gerçek, kiralardaki kontrolsüz artışı meşrulaştırmıyor. Çünkü mesele sadece bir cadde değil, bir şehir meselesine dönüşmüş durumda. Kiraların artışı, esnafın kazancını değil, yükünü artırıyor. Birçok işletme “kira ödemek için çalışır” hale geldi. Caddenin geçmişten bugüne gelen o canlılığı, yavaş yavaş tabelaların söndüğü, vitrinlerin kapandığı bir sessizliğe dönüşüyor.
Bu artışların altında yalnızca ekonomik sebepler değil, psikolojik ve toplumsal etkenler de yatıyor. Mülk sahipleri artan maliyetleri bahane ederken, kimi zaman “değerlenme” beklentisiyle kirasını iki katına çıkarıyor. Enflasyonun baskısı, maliyetlerin yükselmesi, yatırımcıların rant beklentisi birleşince ortaya bir “kiralar medeniyeti” çıkıyor. Fakat bu medeniyetin içinde, adaletin sesi duyulmaz hale geliyor.
Sorunun bir diğer yönü, sosyal doku üzerindeki etkisi. Gülistan Caddesi, Batman’ın kimliğinin bir parçasıdır. Burada yıllardır aynı yerde çay demleyen, aynı rafta ürününü satan insanlar vardı. Onlar sadece esnaf değil, bu şehrin hafızasıydı. Şimdi o insanlar bir bir gidiyor. Yerlerini büyük zincirler, yüksek sermayeli işletmeler alıyor. Cadde modernleşiyor belki ama ruhunu kaybediyor. Çünkü bir şehri şehir yapan sadece binalar değil, o binaların içindeki insanların hikayesidir.
Peki çözüm ne? Öncelikle meseleye sadece piyasa mantığıyla bakmamak gerekiyor. Yerel yönetimler, esnaf odaları ve mülk sahipleri ortak bir denge kurmak zorunda. Kira artışları için belirli bir “endeks sınırı” getirilebilir. Ayrıca küçük esnafı destekleyen kira kooperatifleri veya devlet destekli ticari alan fonları oluşturulabilir. Çünkü serbest piyasa, kontrolsüz bırakıldığında, en zayıf halkayı ezer.