?>

Çeteler ve toplumsal gerçeklik

Siracettin Çekin

7 saat önce

Son yıllarda ülkemizin birçok şehrinde, mahalle aralarında ve sokak başlarında giderek daha fazla duyduğumuz bir kavram var: sokak çeteleri. Neredeyse her gün gazete manşetlerinde, televizyon haberlerinde veya sosyal medya paylaşımlarında bir çete operasyonu, gözaltı ya da tutuklama haberiyle karşılaşıyoruz. Elbette güvenlik güçlerinin yürüttüğü başarılı operasyonlar önemlidir. Ancak asıl sorulması gereken soru, bu yapıların neden bu kadar yaygın hale geldiğidir.

Şunu özellikle belirtmek gerekir ki, devletin ve güvenlik güçlerinin bu yapılarla mücadele etmediğini söylemek haksızlık olur. Ancak kanımca bugün karşı karşıya bulunduğumuz tablo, mücadelenin yalnızca operasyonlarla çözülemeyecek kadar derin bir noktaya ulaştığını göstermektedir. Çünkü her operasyonun ardından yeni bir çete haberiyle karşılaşmak, sorunun kaynağına daha fazla eğilmemiz gerektiğini ortaya koymaktadır.

Hiçbir toplumda suç örgütleri bir gecede ortaya çıkmaz. Çeteler, çoğu zaman toplumsal sorunların, ekonomik sıkıntıların ve gelecek kaygılarının büyüdüğü dönemlerde kendilerine yaşam alanı bulurlar. Gençlerin umutsuzluğa sürüklendiği, işsizliğin arttığı ve sosyal bağların zayıfladığı ortamlarda suç örgütleri daha kolay taraftar kazanır. Bu nedenle mesele yalnızca güvenlik boyutuyla ele alınamayacak kadar derindir.

Bugün sokaklarda gördüğümüz tablonun arkasında ekonomik şartların etkisini görmezden gelmek mümkün değildir. Benim kanaatime göre çetelerin güç kazanmasının en önemli nedenlerinden biri, toplumun belirli kesimlerinde giderek artan ekonomik sıkıntılardır. Geleceğe dair umutların azaldığı dönemlerde bazı gençlerin yanlış yapılara yönelmesi daha kolay hale gelmektedir. Elbette hiçbir ekonomik zorluk suçu meşrulaştıramaz; ancak kötüleşen ekonomik koşulların suç oranlarını artıran önemli faktörlerden biri olduğu da inkâr edilemez.

Bunun yanında aile yapısındaki değişimler, eğitimde yaşanan sorunlar, sosyal ve kültürel faaliyetlerin yetersizliği gibi etkenler de çetelerin yayılmasına zemin hazırlamaktadır. Bir gencin kendisini toplumun bir parçası olarak hissedememesi, aidiyet duygusunu yanlış yapılarda aramasına neden olabilmektedir. Çeteler çoğu zaman bu boşluğu kullanarak gençleri kendi çevrelerine çekmektedir.
Devletin güvenlik güçleri suç örgütlerine karşı önemli mücadeleler vermektedir. Yapılan operasyonlar bunun açık göstergesidir. Ancak bana göre asıl başarı, gözaltı ve tutuklama sayılarını artırmaktan çok, gençlerin suç örgütlerine yönelmesini engelleyecek sosyal ve ekonomik şartları oluşturabilmektir. Çünkü bir çetenin dağıtılması kadar, yenisinin ortaya çıkmasını önlemek de önemlidir.

Toplum olarak önümüzde duran mesele sadece bir güvenlik sorunu değil, aynı zamanda ekonomik, sosyolojik ve kültürel bir meseledir. Sokaklarımızın güvenli kalmasını istiyorsak, nedenleri doğru analiz etmeli ve çözümleri yalnızca sonuçlara değil, sorunların kökenine yöneltmeliyiz. Kanımca bugün yapılması gereken en önemli şey, gençlere umut verecek bir gelecek inşa etmek ve onları suç örgütlerinin cazibesinden uzak tutacak güçlü sosyal politikalar geliştirmektir. Çetelerin olmadığı, gençlerin geleceğe umutla baktığı bir toplum ancak bu anlayışla inşa edilebilir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI