Batman siyasetinin en belirgin sorunlarından biri, küçük partilerin birer kurumsal yapıdan çok, aşiret tarzı bir yönetim anlayışıyla varlığını sürdürmesidir. Liderin sözünün mutlak, yakın çevresinin görüşünün ise tartışılmaz kabul edildiği bu yapılar, siyaseti halkın iradesinden koparıp dar bir çevrenin çıkar hesaplarına sıkıştırıyor. Böyle bir düzende ne katılım olur ne de toplumsal karşılık.
Oysa siyaset, halkın tüm kesimlerini kucaklayan, farklı düşünceleri bir araya getiren bir ortak akıl zeminidir. Batman’da görüyoruz ki bazı küçük partiler, teşkilatlarını sadece akrabalık, dostluk ve yakınlık bağları üzerinden kuruyor. Bu durum, partiyi geniş bir tabandan mahrum bırakıyor, toplumun gerçek talepleri ise görmezden geliniyor. Eleştiri getirenler dışlanıyor, sorgulayanlar “hain” damgası yiyor. Halbu ki eleştiriyi kabul etmeyen bir anlayışın büyümesi, gelişmesi ve halka umut olması mümkün değildir.
Bu tabloyu daha net görmek için Batman’ın sorunlarına bakmak yeterli. İşsizlik her evin kapısını çalıyor, gençler göç ediyor, kadınlar yeterince temsil edilmiyor, şehir büyüyor ama düzenli bir gelecek planı yok. Halkın derdi bu kadar yakıcıyken, küçük partilerin kendi iç hesaplarıyla meşgul olması, sadece zaman kaybı değil aynı zamanda güven kaybıdır. Çünkü Batman halkı artık siyasetçinin samimiyetini sorguluyor.
Küçük partilerin en büyük yanılgısı, var olmayı başarı olarak görmeleridir. Birkaç yüz oy almak, tabela asmak ya da bir seçimde isminin yazılı olması siyaset değildir. Siyaset; halkın sorunlarını dillendirmek, çözüm üretmek ve bu çözümleri hayata geçirecek iradeyi ortaya koymaktır. Bugün Batman’da küçük partiler, bu sınavı veremediği için kalıcı bir etki yaratamıyor.
Biz siyasetçiler için en temel görev, “yakın çevre”yi değil, halkı merkeze almaktır. Eğer siyaseti kişisel dostluklara, aile bağlarına ya da dar bir grubun çıkarına indirgersek, toplumdan koparız. Batman gibi çok kimlikli, çok kültürlü bir şehirde bu anlayışın tutunma şansı yoktur. Batman halkı, geçmişten bugüne bu tür denemeleri gördü ve sandıkta net bir şekilde cezalandırdı.
Unutulmamalıdır ki, siyasetin asıl gücü farklı fikirleri kucaklamaktan gelir. Bir partinin büyüklüğü tabelasından değil, topluma kattığı değerlerden ölçülür. Eleştiriyi kabul eden, liyakate önem veren, farklı sesleri kucaklayan yapılar kalıcı olur. Aksi halde küçük partiler kendi içine kapanır, toplumla bağı kopar, sadece kendi yakın çevresine konuşur. Bu da onları siyaset sahnesinde yalnızca bir dipnot haline getirir.
Sonuç olarak; Batman siyasetinin geleceği, küçük partilerin bu dar kalıpları aşmasına bağlıdır. Halkın güvenini yeniden kazanacak olan, aşiret tarzı yönetim değil, katılımcı, şeffaf ve samimi bir siyaset anlayışıdır. Siyaset halk içindir; halkı dışlayan hiçbir yapı, kalıcı başarı sağlayamaz. Bizim görevimiz de tam olarak bu gerçeği unutmadan, halkın sesini siyaset kürsüsüne taşımaktır.