Her söz bir iz bırakır; ya bir yürek yarasına merhem olur ya da bir vicdan yarasına tuz… Bugün, bu köşede ilk adımı atarken taşıdığım en büyük sorumluluk, sözün bu yükünü adaletle taşımaktır.
Batman Sonsöz Gazetesi çatısı altında yazmaya başlamak, yalnızca bir yazarlık meselesi değil; hakikatin, adaletin ve milletin sesi olma niyetidir. Bu satırlarda gündemi, siyaseti, tarihi, kültürü ve toplumsal vicdanı sadece konuşmakla kalmayacak; onları tartacak, sorgulayacak, gerektiğinde cesurca eleştirecek, gerektiğinde sabırla inşa edeceğiz.
Yaşadığımız çağ, bilgi bolluğu içinde bilgelik kıtlığı çekiyor. Herkesin konuştuğu ama çok az kişinin gerçekten dinlediği, hakikatin sesi yerine yankıların egemen olduğu bir dönemdeyiz. Bu köşe, işte tam da bu gürültüde bir suskunluğu bozmak, sessiz kalan hakikatleri dillendirmek için var olacak. Çünkü biz biliyoruz ki; gerçeği söyleyenin sesi kısılırsa, yalanlar daha gür çıkar.
Ve elbette bu yazılar, yıllardır kalbimde özel bir yer edinen, dostluğunu, derdini ve umudunu yakından tanıdığım Batman’ın ruhunu da taşıyacak. Dicle’nin kıyısında büyüyen çocukların hayallerini, Hasankeyf’in taşlarına sinmiş tarihini, bu şehrin sessizliğindeki derin hikâyeleri kaleme almak, benim için bir görev değil, bir borçtur. Batman sadece bir şehir değil; vicdanın, direnişin, sabrın ve umudun adıdır. Bu yüzden bu köşe, aynı zamanda Batman’ın sesi olacak.
Bu yazılar, bir tarafgirliğin değil, bir hak arayışının dili olacak. Yeri geldiğinde iktidarı da muhalefeti de sorgulayacak; halkın, insanın ve insanlığın yararını her şeyin önünde tutacaktır. Hangi ideolojik çerçeveden bakılırsa bakılsın, adaletin ve vicdanın terazisinde herkes eşittir.
Bu köşe; ne alkışa yazılacak, ne de korkuya susacaktır. Çünkü söz, suskunluğun giyinmiş halidir bazen. Ve biz, medeniyetimizin mirasını taşıyan, bu coğrafyanın dertleriyle dertlenen insanlar olarak; susarak değil, konuşarak iyileşeceğiz. Her yazı, bir hatırlatma olacak: Kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi ve nereye gitmek zorunda olduğumuzu hatırlatacak.
Bu vesileyle, bana bu imkânı sunan değerli gazetemizin sahibi Sayın Ercan Bey’e teşekkür ediyorum. Bilmenin, yazmanın ve konuşmanın sorumluluğunu omuzlarımda taşıyacağımın bilincindeyim. Bu köşeyi bir düşünce alanı, bir sorgulama zemini ve ortak bir vicdan platformu olarak görmek istiyorum.
Ve siz değerli okuyucularımıza bir söz veriyorum:
Her yazımda adaletin sessizliğini duymaya, milletin sesine kulak vermeye ve hakikatin izini sürmeye devam edeceğim. Her kelimede vicdanı, her cümlede umudu ve her paragrafta inancı diri tutacağım.
Çünkü bazen bir kelime, bir çağın vicdanıdır.
Ve belki de bir çağ, tek bir cümleyle değişir.