?>

Medeniyet insanla başlar

Siracettin Çekin

2 ay önce

Akşam saatlerinde şehir kalabalığın içinde yürürken insan bazen kendini değil, içinde yaşadığı zamanı düşünür. Kalabalıkların arasından geçerken bir soru zihne takılır: Bu kadar insanın olduğu bir yerde, insanlık neden bu kadar az hissediliyor? İşte tam bu noktada bir düşünce beliriyor: Medeniyet dediğimiz şey aslında ilerlemiyor, sadece şekil değiştiriyor; ama insan geride kalıyorsa, o medeniyet gerçek anlamda yükselmiyor.
Bugün “gelişmişlik” dediğimiz kavramı çoğu zaman teknolojiyle, şehirlerle ve hızla ölçüyoruz. Daha yüksek binalar, daha hızlı araçlar, daha güçlü sistemler… Ancak gözden kaçırdığımız bir şey var: Bu gelişmelerin merkezinde olması gereken insan, giderek bu sistemlerin bir parçasına dönüşüyor. Yani medeniyet büyüyor gibi görünürken, insanın iç dünyası daralıyor.
Tarih boyunca kurulan büyük medeniyetlere bakıldığında ortak bir özellik dikkat çeker: Hepsi insanı merkeze almıştır. Adalet, merhamet, ahlak ve anlam arayışı bu yapıların temelini oluşturmuştur. Çünkü medeniyet sadece maddi bir birikim değil, aynı zamanda bir değerler bütünüdür. Bu değerler zayıfladığında ise en güçlü yapılar bile ayakta kalamaz.

Bugün yaşadığımız kırılma tam da burada başlıyor. Modern dünya bireyi özgürleştirirken onu yalnızlaştırdı. İletişimi artırırken anlamı azalttı. Her şeyi hızlandırırken insanın ruhunu geride bıraktı. Artık insanlar birbirine daha yakın ama kalpleri daha uzak. Bu durum, medeniyetin dışarıdan güçlenirken içeriden zayıfladığını gösteriyor.

Bu tabloyu Türkiye üzerinden düşündüğümüzde ise daha kritik bir gerçek ortaya çıkıyor. Türkiye, köklü bir medeniyet mirasına sahip bir toplumdur. Ancak aynı zamanda modern dünyanın hızına da ayak uydurmaya çalışan bir ülkedir. İşte bu iki durum arasında kurulan denge, Türkiye’nin geleceğini belirleyecek en temel meseledir. Eğer bu topraklar, geçmişin değerlerini sadece nostalji olarak hatırlayıp bugüne taşıyamazsa, medeniyet iddiası da zayıflar.

O halde mesele sadece kalkınmak, büyümek ya da gelişmek değildir. Asıl mesele, nasıl bir insan yetiştirdiğimizdir. Çünkü adalet duygusu zayıfsa, merhamet yoksa, vicdan geri plandaysa; kurulan hiçbir sistem uzun vadede ayakta kalamaz. Medeniyet dediğimiz şey, en temelde insanın kalitesidir.

Sonuç olarak şu gerçeği görmek zorundayız: Eğer insanı yeniden merkeze almazsak, kurduğumuz hiçbir medeniyet kalıcı olmayacaktır. Türkiye için de asıl mesele budur. Ya insanını güçlendirerek kendi medeniyet çizgisini inşa edecek ya da başkalarının kurduğu düzenin içinde yönünü arayan bir toplum olarak kalacaktır. Çünkü medeniyet, insanla başlar…

Ve insanla ayakta kalır.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI