?>

Çürüdü

Siracettin Çekin

4 hafta önce

Bunu söylemek kolay değil. Ama bazı kelimeler vardır, dile gelmediğinde daha ağırlaşır. Susuldukça büyür, büyüdükçe derinleşir. Ve bir noktadan sonra artık mesele tek tek hatalar değil, bir anlayışın kendisi olur.

Çürüyen nedir biliyor musunuz?

Duvarlar değil… kurumların isimleri değil…

Çürüyen, o kurumların içini dolduran zihniyettir.

Devlet dediğimiz şey, yalnızca bir güç organizasyonu değildir. O, milletin ortak iradesinin kurumsallaşmış halidir. Bu yüzden devlet adına hareket eden her kim varsa, aslında bir emaneti taşır. Ama mesele tam da burada başlıyor: Emaneti güç zannedenler çoğaldığında, çürüme kaçınılmaz hale geliyor.
Bugün bazı yerlerde devlet otoritesi, olması gerektiği gibi koruyucu bir çerçeve olmaktan çıkıp, bir baskı aracına dönüşebiliyor. Devlet gücünü kullanan bazı aktörler, kendilerini halkın hizmetkarı değil; halkın üzerinde bir konumda görmeye başlıyor. Oysa bu, devlet fikrinin özüne aykırı bir sapmadır.

Daha da çarpıcı olanı şu:

Toplumda yaşanan büyük kırılmaların, derin yaraların ve tartışmalı olayların arkasına baktığınızda çoğu zaman karşınıza “sıradan insanlar” değil; gücü elinde bulunduranlar çıkıyor. Yani mesele sadece bireysel hatalar değil… sistemin içinde konumlanmış bir yanlış kullanım biçimi.

Bu noktada sıkça duyduğumuz bir söylem var:

“Devlet için yapıyoruz.”

Oysa burada ince ama hayati bir ayrım var. Devlet adına hareket etmek ile devleti kendine kalkan yapmak aynı şey değildir. Birincisi sorumluluk ister, ikincisi ise hesap vermekten kaçmanın yoludur. Ve ne yazık ki bugün bazıları, bu ayrımı bilinçli ya da bilinçsiz biçimde ortadan kaldırıyor.
Halkın iradesinden doğan bir gücün, yeniden halkın üzerine gölge gibi düşmesi…
İşte çürümenin en görünür hali budur.

Çünkü devlet, halkına rağmen değil; halkıyla birlikte vardır. Eğer bir noktada devlet adına konuşanlar, halkın sesini bastırmaya başlıyorsa, orada bir temsil krizi değil, bir anlayış krizi vardır.

En tehlikeli olan ise bu durumun zamanla olağan karşılanmasıdır.
“Bunlar olur” denmeye başlandığında, çürüme artık sadece bir sorun değil; bir alışkanlık haline gelmiştir.
Oysa mesele ne devleti yıpratmak ne de kurumları hedef almak.
Tam tersine, devleti asıl yıpratan şey; onu kendi gücünün aracı haline getirenlerdir.

Bugün yeniden hatırlamamız gereken basit ama güçlü bir gerçek var:

Devlet, kimsenin arkasına saklanacağı bir zırh değildir.

Devlet, herkesin önünde eşit durması gereken bir adalet terazisidir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI