?>

Onurlu bir yaşam için

Siracettin Çekin

8 ay önce

Geçtiğimiz hafta kaleme aldığım “Valiliği Taşlayalım” başlıklı ironik yazı, beklenmedik bir yankı uyandırdı.

Yazının ardından, toplumun farklı kesimlerinden gelen sesler dikkat çekiciydi: Kimileri ironideki hakikati fark edip takdir etti, kimileri de samimiyetle eleştirdi. Bu farklı tepkilerin ortak paydası, aslında şehirdeki vicdanın hâlâ diri olduğunu göstermesiydi. Her satır, bu halkın susmadığını, hâlâ adalete inandığını kanıtlıyordu.

Zamanın ruhu, insanları sessizliğe alıştırdı. Doğruyu bilen konuşmaz, yanlışı gören görmezden gelir oldu. Oysa bir toplumun çöküşü, önce kalplerde başlar. Montesquieu, “Bir devletin temeli adalettir.” derken sadece hukuk sistemini değil, insanın içindeki ölçüyü kasteder. Adalet kayboldu mu, huzur da gider. İşte bu yüzden şehirler, taşla değil; vicdanla büyür.

Cemil Meriç’in ifadesiyle, “Hakikati haykırmak cesaret ister, çünkü hakikat yalnız bırakır insanı.” Doğruyu söylemek alkış getirmez, bazen bedel ödetir. Ama bu bedel, bir toplumun geleceğine ödenen en değerli katkıdır. Siyaset, işte bu noktada anlam kazanır. Çünkü siyaset, bir kürsü değil; halkın sesini taşıyan bir vicdandır.

Bugün şehirlerde bir arayış var. Herkes adalet isterken, adil olmayı göze alamıyor. Değişimden söz ediliyor ama değişimin yükü paylaşılmıyor. Onurlu bir yaşam, tam da bu ikiyüzlülüğe direnmekten geçer. Emek vereni alkışlamak, hatayı örtmek yerine düzeltmek, kişisel çıkar yerine toplumsal faydayı gözetmek… Bunlar bir siyasetçinin değil, bir insanın asıl sınavıdır.

Bir kentin kaderi, yönetenle yönetilen arasındaki güven bağıyla yazılır. “Valiliği Taşlayalım” yazısındaki ironi de aslında bu güvene bir gönderme idi. Çünkü her toplumda, çalışkan olan bazen rahatsızlık kaynağı sayılır; oysa gerçek rahatsızlık, tembelliğin sessizliğindedir. Bu şehir artık çalışkanlığı ödüllendiren, emeği gözeten bir bilince uyanıyor. Bu uyanış, bir liderin değil, bir toplumun başarısıdır.

Siyaset, bir makam arayışı değil; bir sorumluluk duygusudur. Halkının değerini, emeğini, adaletini koruyan her siyasetçi, sadece bugünü değil yarını da inşa eder. Onurlu bir yaşam, bu duruşun adıdır. Kimi zaman yalnız bırakır, kimi zaman eleştiriyi getirir; ama sonunda toplumun hafızasında yerini doğruluk belirler.

Bugün görülen tablo umut verici. İnsanlar artık yönetilmekten çok anlaşılmak istiyor. Bu sessiz talep, bir vicdan çağrısıdır. Çünkü umut, hâlâ adaletin yaşadığı yerdedir. Bir şehirde hakikat konuşuluyorsa, orada onurlu bir yaşam yeşerir. Ve bu çağın en kıymetli direnişi, vicdanı diri tutmaktır.

Yorgun vicdanların çağında, susmamak en büyük onurdur.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI