“Ben elimi değil, bedenimi taşın altına koydum.” Sırrı Süreyya Önder
Barışın yaralı güvercinlerinden birini daha kaybettik.
Sırrı Süreyya Önder… Onu sadece bir milletvekili, bir yönetmen, bir şair, bir devrimci olarak tanımlamak eksik olur. O, bu coğrafyanın ortasında, çatışmalarla mayalanmış bir halkın barış umuduydu. Yalnızca elini değil, tüm bedenini taşın altına koydu. Barış sürecinin en çetin günlerinde, barikatların, tehditlerin, yalanların arasından yürüyüp geçti. Yüzünde hep ince bir tebessüm, dilinde her zaman derin bir hakikat vardı.
Çağımızın Nasrettin Hoca’sıydı. Hem güldürür, hem düşündürürdü. Kürt’ün, Türk’ün, Alevi’nin, Sünni’nin; sağcının, solcunun… kısacası bu toprakların her renginin gönlünde bir yeri vardı. Çünkü o kendini bir kimliğe hapsetmedi. O, halkın kalbinde şekillenen bir vicdandı. Onun için ne yazarsak yazalım, hep bir şey eksik kalacak.
O bir barış güvercinidir. Yaralıydı, evet. Ama uçmaktan, düşse de yeniden kalkmaktan, inadına umuttan vazgeçmedi.
Onun için barış bir ideal değil, bir zorunluluktu.
“Barışı görmeden ölmek yok,” derdi hep.
Şimdi o cümle, arkasında buruk bir boşluk bırakarak havada asılı kaldı.
Biz onunla yürüdüğümüz yolda, “Barışın iki güvercini: yaralı” demiştik.
Şimdi o güvercinlerden biri gökyüzüne süzüldü.
Ve biz geride kalanlar, daha da yaralıyız artık.
Sırrı Süreyya’nın gidişi zamansız. Çünkü bu ülkenin ona, onun diline, onun inadına, onun kahkahasına ihtiyacı vardı. O, Türkiye halklarına verdiği barış sözünü belki tutamadan gitti ama o sözü tutmak için her şeyini ortaya koyduğunu, ateşin içinden geçtiğini hepimiz biliyoruz.
Şimdi o büyük düş, bize emanet.
Onun inadı, bizim direncimiz olacak.
Onun türküsü, bizim yol haritamız.
Onun gülümseyişi, bir gün barış geldiğinde çocuklarımızın gözlerinde yankılanacak.
Sırrı Abi…
Sen bu ülkenin kalbine kazındın.
Sadece barışı değil, onurlu bir yaşamı savundun.
Tarihe barışın elçisi olarak geçtin.
Çocukların, torunların, bu halkın barışsever evlatları seni başı dik, gururla yad edecek.
Barışı seninle göremedik ama…
Senin hatıranla göreceğiz.
Bir gün bu ülkeye barış geldiğinde, senin adını ilk ağızdan biz anacağız.
Uğurlar olsun Sırrı Abi…
Barışa doğru uçan bir güvercin daha eksildi bu topraklardan.
Ama umut hâlâ kanat çırpıyor.