Her şehrin bir vicdanı vardır. Bazen bu vicdan, bir gazetenin manşetinde yankılanır, bazen bir köşe yazısında, bazen de kameranın arkasındaki sessiz bir çabanın içinde dile gelir. Yerel gazeteler bu vicdanın sesi, gözü, kulağıdır. Batman’da bu sesi en içten şekilde duyuran yerlerden biri kuşkusuz Son Söz Gazetesi’dir. Ama bazen o gazetenin mutfağında bir yürek çıkar ki, yaratıcılığıyla, samimiyetiyle, cesaretiyle sadece bir gazetenin değil, bir şehrin, hatta bir bölgenin kalbine dokunur. İşte Serhat Aslan tam da böyle biri.
Serhat henüz 24 yaşında. Batman’ın merkez köyü Receban doğumlu. 11 kardeşin sondan ikincisi. Sessiz, utangaç, içine kapanık biri gibi görünse de sokağa çıktığında adeta başka birine dönüşüyor. Röportaj yaptığı sokaklarda etrafını sevenleri sarıyor, kamerasını görenin yüzünde bir tebessüm oluşuyor. Onu tanıyan herkes için Serhat bir gazeteciden çok daha fazlası. O, halkın sesi, çocukların abisi, sokakların yoldaşı.
İlk zamanlar onun sokakta para topladığını gördüğümde içten içe yadırgamıştım. “Gazeteci mi bu, dilenci mi?” diye düşündüğüm olmuştu. Ama sonra niyetinin ne kadar saf, ne kadar içten olduğunu görünce utandım. Meğer Serhat, sokaklardan topladığı o paraları tek bir kuruşuna dokunmadan biriktiriyor, sonra da mendil satan, sakız satan, okula gidemeyen çocuklar için harcıyormuş. Kimine kırtasiye alıyor, kimine üst baş. Geçtiğimiz bayramda, hayranlarının hediye ettiği yüzlerce kehribar tespihi satıp, onunla sokak çocuklarının bayramlıklarını alan da oydu.
Bu şehirde gazetecilik sadece haber peşinde koşmakla olmaz. Sokakta olmak, halkın nabzını tutmak, yeri geldiğinde bir çocuğun gözyaşını silmek gerekir. Serhat bunu yapıyor. Sadece başarılı bir gazeteci değil; hümanist, vicdanlı, yüreği sevgiyle atan genç bir adam. Batman’ın sokakları onunla daha sıcak, daha umutlu.
İyi ki varsın Serhat Aslan. Aynı gazetede seninle çalışmak bir onur. Sokakların sesi, halkın vicdanı olmaya devam et. Çünkü bu ülkenin senin gibi genç, dinamik, vicdanlı gazetecilere çok ihtiyacı var.