Batman’ın “kasaba” kokan toprak yollarından, petrol ışıklarıyla aydınlanan şehir yıllarına uzanan hikâyesinde bazı isimler vardır ki; onlar sadece bir insan değil, bir dönemin ruhudur.
Mehmet Alptekin…
Nam-ı diğer Pışo Mehmet…
Onu anlatmak, aslında 1950 sonrası Batman’ın sosyal mayasını anlatmaktır. Çünkü o; sokağın nabzını tutan, TPAO’nun gölgesinde büyüyen yeni şehrin heyecanını yaşayan ve yaşatan adamlardandı.
1974–1975… Bir Gençlik Yangını
Onu ilk tanıdığım yıllar 1974–1975 okul dönemleriydi. Türkiye’nin çalkantılı, ideallerin sloganlara karıştığı, gençliğin sokaklarda ses aradığı zamanlar…
O yıllarda öğrenci hareketleri memleketin dört bir yanında yükselirken, Pışo Mehmet de o ateşin içindeydi. Sadece bir katılımcı değil, ön saftaydı. Nerede bir hak arayışı, nerede bir boykot, nerede bir yürüyüş varsa o en öndeydi.
Yılmadı. Geri adım atmadı.
Bir boykot sırasında gözaltına alındı, kısa süreli bir cezaevi süreci yaşadı. Ama o günler onu korkutmadı; bilakis daha da pişirdi.
O, gençliğini korkusuz yaşamış bir delikanlıydı. Yiğitti. Duruş sahibiydi. İnandığı davanın arkasında dimdik duran bir devrimciydi.
Mahallenin Abisi
Merhum babası Mahmut Amca devlet memuruydu; aslen Urfa Siverekliydi. Yedi çocuklu bir ailenin en bıçkın delikanlısı Mehmet’ti. Ama o “bıçkınlık”, hoyratlık değildi. O mahalle kültürünün içinden gelen, adalet duygusuyla yoğrulmuş bir kabadayılıktı.
Mahallenin abisiydi.
Kimin başı sıkışsa Mehmet oradaydı.
Haksızlığa uğrayanın yanında, mazlumun önünde, zalimin karşısında…
O dönem Batman’da “abi” olmak bir unvan değildi; bir sorumluluktu. Ve o sorumluluğu layıkıyla taşıdı.
TPAO Yılları ve Emek Mücadelesi
Sonraki yıllarda Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı bünyesinde çalışmaya başladı. O yıllarda TPAO’da çalışmak, sadece bir maaş kapısı değil; Batman’ın modernleşme hikâyesinin bir parçası olmaktı.
O, işine bağlıydı. Disiplinliydi.
Ama suskun değildi.
Sendika içinde aktifti. Emekçinin hakkını savunan bir duruş sergiledi. Gençlik yıllarındaki hak arayışı, iş hayatında da devam etti. Farklı dönemlerde farklı mücadeleler verdi ama özü hiç değişmedi:
Adalet.
Nüktesiyle Şehri Isıtan Adam
Onu sadece mücadele adamı sananlar eksik tanır.
Pışo Mehmet bir ortama girdi mi, hava değişirdi.
Hazırcevaptı. İnce zekâlıydı. En sert tartışmayı bile bir espriyle yumuşatırdı. Kimseyi incitmeden lafı yerine oturturdu.
Batman’ın eski ailelerini, Raman Dağı’ndaki ilk petrol kuyularını, kahvehane anılarını, Site günlerini öyle bir anlatırdı ki; dinleyenler adeta siyah-beyaz bir filmin içine girerdi.
O, yaşayan bir arşivdi.
Sözlü tarih kütüphanesiydi.
Erken Gelen Veda
Ve sonra…
O güzel yürekli kabadayı, genç sayılacak bir yaşta hayata gözlerini yumdu.
Batman’da bir çınar devrildi denildi.
Ama aslında devrilen bir ağaç değil, bir dönemin sesi, kahkahası ve cesaretiydi.
Ardında servet değil; insan biriktirmişti.
Mal değil; hatıra bırakmıştı.
Bugün yaşı belli bir olgunluğa erişmiş herkese sorsanız, mutlaka bir “Pışo Mehmet anısı” anlatır. Çünkü o, bir insanın ömrünün uzunluğuyla değil; bıraktığı izin derinliğiyle ölçüldüğünü kanıtladı.
Ve Şimdi…
Pışo Mehmet…
Mahallenin abisi,
Öğrenci hareketlerinin öncüsü,
Emekçinin sesi,
Batman’ın neşesi…
Sen bu şehrin hafızasında yaşıyorsun.
Kahvehane sohbetlerinde, eski okul anılarında, TPAO koridorlarında, bir boykot gününün sloganında…