?>

Mezopotamya’nın kalbine bir yolculuk

Selim Toprak

1 yıl önce

Kış ayları geldi mi, adeta kendi dünyama çekilirim. Hareket alanım daralır; zamanımın büyük kısmını evimde, kitapların satır aralarında kaybolarak ya da sevdiğim filmleri izleyerek geçiririm.
Fakat geçtiğimiz günlerde, bu rutini kıran, yüreğimi ısıtan bir yolculuğa çıktım. Beni evimden çıkaran, o iki can dostum Bayram ve Veysi oldu. Telefonla aradıklarında, “Artık çıkma vakti gelmedi mi, seni biraz doğaya çıkaralım,” dediklerinde bu teklife hayır diyemedim.

Yolculuğumuz Midyat civarına doğruydu. İlk durağımız, Midyat’a bağlı Sılhe, yani Barış köyü oldu. Bu köyde, tarihi tam olarak bilinmeyen, ama yüzlerce yıllık geçmişi her taşında hissedilen bir manastırı ziyaret ettik. Manastırın sessiz avlusunda dolaşırken, zaman adeta durdu. Bize manastır hakkında bilgi veren din adamları Edip ve Davut, içtenlikleriyle ruhumuza dokundular. Güler yüzleri ve samimi misafirperverlikleri için kendilerine teşekkür ederek köyden ayrıldık.

Rotamızı İdil yönüne çevirdik. İdil yolu üzerinde, adını son zamanlarda sıkça duyduğum yeni açılan bir pizza salonuna uğrayacaktık. Midyat-Cizre yolu üzerinde, İdil’e yakın, İdin köyü civarında çölde yükselen bu mekan, yalnızca bir pizza salonu değil, bir cesaret hikayesiydi. Süryani genç girişimci Daniel, harcadığı emek ve yüreğiyle adeta çölde bir vaha yaratmıştı.

Köyünden getirdiği on kadına ve erkeğe iş imkânı sunmuş, onlara sosyal alanlar açmış, hem ekmek kapısı hem de umut olmuştu. Daniel ile kısa ama derin bir sohbetimiz oldu. İşin zorluklarını, müşteri potansiyelini sordum. Gözleri umutla parlıyordu:

“Biz yeni bir işletmeyiz, kadim Mezopotamya lezzetleriyle dünya mutfağını harmanlıyoruz. Farklı tatlar sunmak istiyoruz. Gelenler memnun ayrılıyor. Ustalarımız Avrupa’da bu işi öğrendi, Akdeniz’in tatil beldelerinde deneyim kazandılar. Şimdi bu bilgi ve lezzeti kendi topraklarımızda halkımıza sunuyoruz. Cizre’den, Şırnak’tan, Midyat’tan, Mardin’den, Batman’dan pizza yemeye gelenler var. Temiz havası, bakir doğası ve mutfağımızın eşsiz lezzetleriyle müşterilerimizi mutlu etmeye çalışıyoruz.”

Danyal’ın cesareti, emeği, toprağına olan sevgisi beni derinden etkiledi. O çölde sadece pizza değil, bir umut yeşertmişti.

Pizzamızı yedikten sonra bu defa rotamızı, Ezidi inancının önemli yerleşim yerlerinden biri olan Mağara Köyü’ne çevirdik. Köy, geçmişte boşaltılmış olsa da, tarihi dokusu ve ibadet yerleri hâlâ dimdik ayaktaydı. Taşların dili vardı sanki, bize yılların hikâyesini fısıldıyordu. O an, bu köyü bu kadar geç keşfetmiş olmama hayıflandım. Her köşesinden tarihin fısıltıları yükseliyordu. Bol bol fotoğraf çektim; her karede hem hüzün hem de hayranlık saklıydı.

Gün batarken Batman’a dönerken, yüreğimde hem huzur hem de minnet vardı. Bu güzel yolculuğa rehberlik eden sevgili Bayram ve Veysi’ye içten teşekkür ettim. Onlara, “Arada böyle tekliflerinizi bekliyorum,” dedim gülümseyerek.
Bazen insan, çıkmaz sandığı kapıların ardında bambaşka dünyalar buluyor. O gün Mezopotamya topraklarında gezerken, hem geçmişin izlerini hem de geleceğe dair umutları gördüm. Ve bir kez daha anladım ki, dostlarla çıkılan yollar sadece mesafeleri değil, ruhları da aydınlatır.
YAZARIN DİĞER YAZILARI