Gazetemizin son sayısında üç köşe yazarımız, bu toplumun kanayan yarasını sayfalarına taşıdılar.
Bu yazıları okuduğumda içimde bir şey koptu.
Çünkü bu mesele, sadece bir annenin dramı değil, hepimizin vicdanının imtihanıdır.
Ben de, bu yarayı gündemde tutmak ve içimde büyüyen o insanî vicdan borcunu bir nebze olsun hafifletmek için bu satırları yazıyorum.
Bazen bir kitapta, bazen bir gazetenin manşetinde öyle bir satırla karşılaşırsınız ki; o kelimeler bir hançer gibi saplanır kalbinize. Defalarca okursunuz, her seferinde içiniz biraz daha yanar. İşte ben de geçenlerde, sosyal medyada karşıma çıkan bir annenin feryadında bunu yaşadım.
Öyle bir çığlık ki bu…
Bir annenin yüreği paramparça olmasa, sokak ortasında ciğerini söküp çıkarırcasına öyle haykırabilir mi?
Bir anne, kendi acısını, kendi utancını bir kenara bırakıp, “Yalnızca benim değil, hepimizin çocukları kurtulsun!” diye bağırıyorsa… O bağırış hepimize emanettir artık.
Devletin, yetkililerin duyması için…
Toplumun vicdanını sızlatmak, uyuyan kalpleri uyandırmak için…
Batman’ın Seyitler Mahallesi’nde yükselen o çığlık, sadece o annenin değil, bu topraklarda çocuk büyüten herkesin yüreğine düşmüş bir ateştir. O annenin sesi, kendi çocuğunun değil, hepimizin çocuklarının yıkımına isyanıdır.
Ben bu satırları yazmasam, yıllardır savunduğum insan haklarına, özgürlük mücadelesine ihanet etmiş gibi hissederdim. Çünkü bu mesele, sadece onun değil, hepimizin meselesidir. Bu yazı, benim kalemimden çıkıyor belki; ama sesi, vicdanı olan herkesin sesi olsun.
Başta anne babalar, öğretmenler…
Ama yalnız onlar değil: Devletin tüm yetkilileri, yerel yöneticiler, bütün sivil toplum kuruluşları, tüm siyasi partiler…
Ne olur, dünya görüşünüz, parti renginiz ne olursa olsun, şu kanayan yarada birleşin. El ele verin. Bir anne bağırıyorsa, sadece kendi evladı için değil, toplumun vicdanı için bağırıyordur.
Bugün o annenin yüreği yanıyor.
Ama unutmayın: Yarın hangi kapıya ateş düşer, bilemeyiz.
Bugün Batman’da yükselen o çığlık, yarın sizin evinizin duvarlarına çarpabilir.
Batman Çevre Gönüllüleri’nin öncülüğünde yapılan basın açıklamasına, o annenin yüreğinden kopup gelen haykırışa bin selam olsun. Onların sesi bize ulaştıysa, onu duymazdan gelmeyelim. Biz de o sesi büyütelim, çoğaltalım, umut yapalım.
Haydi… Geç olmadan!
Hep birlikte el verelim.
Bir annenin çığlığı karanlığa değil, umuda dönüşsün.