?>

Şehrin hafızasında bir savunma duvarı: İsmail Baysal

Selim Toprak

4 hafta önce

Bazı isimler vardır…

Sadece oynadıkları futbolla değil, temsil ettikleri değerlerle bir şehrin hafızasına kazınırlar.
 İşte Batman Petrolspor denildiğinde akla gelen o karakterli, o dimdik duruşlardan biri: İsmail Baysal…
Onun hikâyesi yalnızca bir futbolcunun kariyeri değildir.

Bu hikâye; Batman’ın futbolla nefes aldığı, tribünlerin umutla dolduğu, “Petrolspor efsanesi”nin yazıldığı yılların ta kendisidir.

Sahada bir savunmacıdan fazlasıydı o…

Rakip forvetler için aşılması güç bir duvar, takım arkadaşları için güvenin adıydı. Oyun zekâsı, zamanlaması ve hava toplarındaki hâkimiyetiyle sadece topa değil, oyunun kaderine müdahale eden bir isimdi.

Ama onu asıl büyüten şey, ayağındaki krampon değil; yüreğindeki aidiyetti.

Çünkü o, formasını sadece taşımazdı… O formanın ağırlığını bilirdi.

***

Petrolspor’un altın yıllarında, 2. Lig’de fırtına gibi estiği o dönemlerde, Batman Stadı’nın tozunu yutan herkes onu iyi hatırlar. Terinin son damlasına kadar mücadele eden o karakter, tribünlerin gönlünde yerini çoktan almıştı.

Sonra bir gün, yol onu komşu şehre götürdü…

Elazığspor formasıyla yeni bir sayfa açtı.

Bu bir ayrılık değildi aslında…

Bu, Batman futbolunun kalitesinin başka şehirlere taşınmasıydı.
1975-76 sezonunda Elazığ’da sahaya çıktığında, sadece bir transfer değildi o; bölgenin yetiştirdiği bir değerin temsilcisiydi. Daha büyük beklentiler, daha sert rekabet… Ama o yine aynıydı: Disiplinli, sağlam, güvenilir.

Ve en önemlisi…

Nereye giderse gitsin, “bizim İsmail” olarak kaldı.

***

Onu anlatırken sadece sahayı konuşmak eksik olur.
Çünkü bu hikâye biraz da köklerle ilgilidir…
Aslen Mardinli… Ama çocukluğu, gençliği Batman’da geçen bir hayat.
Ve o hayatın en önemli figürlerinden biri: merhum babası Amo Eshad…

Batman Belediyesi’nde zabıta memuru…

Ama onu tanıyanların hafızasında başka bir yönü daha var: Tavla ustalığı.

Öyle bir ustalık ki…

Kolay kolay kimse onu yenemezdi.

Yense bile hikâye bitmezdi. Çünkü o masa, rakibini mutlaka yenene kadar kalkmazdı.
Tavlayı koltuğunun altına koyup öyle uğurlardı rakibini…

Demek ki mücadele bazen öğrenilmez…

Bazen genlerle gelir.

İşte o mücadele ruhu,

İsmail Baysal’a…

Ve ağabeyi, merhum futbolcu Rasim Baysal’a miras kaldı.

***

Bugün dönüp baktığımızda görüyoruz ki;

bazı insanlar sadece futbol oynamaz…

Bir şehrin karakterini sahaya yansıtır.

İsmail Baysal da işte tam olarak buydu:
Kırmızı-beyaz renklere gönül vermiş bir şehrin sessiz kahramanı…
Savunmanın adı, mücadelenin simgesi, vefanın yaşayan karşılığı…
Merhum Amo Eshad’a ve Rasim abiye Allah’tan rahmet diliyorum.
Sevgili İsmail abime ise sağlık ve huzur dolu uzun bir ömür…

 Çünkü bazı isimler unutulmaz…

Bazıları ise şehrin hafızası olur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI