Hayat insana bazen geriye dönüp aynaya bakmayı öğretir.
O aynada unvanlar değil, geride bırakılan izler görünür.
Yıllar önce Batman TED Koleji’nde, Atatürk İlköğretim Okulu’nda ve Batman’ın birçok okulunda halk oyunları eğitmenliği yaptım. Yıllarca yüzme antrenörlüğü yaptım. Batman Kültür Sanat Derneği’nde fotoğraf kursları düzenledim. Onlarca, yüzlerce öğrenci yetişti bu şehirde.
Bugün yaşım yetmiş…
Ve hâlâ telefonum çalıyor.
“Hocam nasılsın?” diye soranlar var.
İşte insanın gerçek serveti budur.
Öğrencilerimin içinde ahde vefayı bilen o kadar çok güzel insan çıktı ki… Ama biri var; onu yazmasam eksik kalır.
İş insanı İbrahim Ertuğrul… Bizim deyimimizle İbocan
İbocan,yıllarca abisiyle birlikte bir telekomünikasyon şirketi kurarak bu ülkenin iletişim ağına emek verdi. İşini büyüttü, sorumluluk aldı, üretti. Ama hayat ona ağır bir sınav sundu. Abisi amansız bir hastalığa yakalandığında, hiçbir tereddüt etmeden her şeyi bir kenara bıraktı. Aylarca hastane koridorlarında refakatçilik yaptı.
Bir gün abisinin saçları döküldüğünde, ona moral olsun diye kendi saçlarını da sıfıra vurdu.
Bu, kitaplarda yazmayan bir kardeşliktir.
Bu, parayla ölçülmeyen bir insanlıktır.
Abisi iyileştikten sonra İbo Bursa’ya yerleşti, yeni bir hayat kurdu. Ama Batman’ı ve dostlarını hiç unutmadı. Ne zaman Batman’a gelse mutlaka beni arar. Bir gününü ayırır. Her özel günde arar, sorar. Bir büyüğe karşı sorumluluğun, bir dosta karşı vefanın en güzel örneğini sessizce sergiler.
İşte bu yüzden diyorum ki;
Mühim olan ne olduğun değil, nasıl bir insan olduğundur.
Makamlar geçer, paralar biter, alkışlar susar…