Bu ülkede yaşıyorsan, yıllarca bütün acılara rağmen barışı savunuyorsan, barışın adının geçtiği her sivil toplum kuruluşunda gönüllü aktivist olarak yer alıyorsan…
O zaman kalemine düşen her kelimeyi de defalarca tartmak zorunda kalıyorsun. İşte bu yazıyı yazarken ben de çok düşündüm.
Geçen gün, evime dönerken Batman’ın en büyük ve en kalabalık caddesinde kocaman bir bilbord dikkatimi çekti. Durup uzun uzun baktım.
“Batman Trabzonspor Futbol Okulu.”
İlk anda zihnimden geçen şey şu oldu: Türkiye’de ırkçılığın en yoğun hissedildiği bir ülkede, bir Kürt şehrinde Trabzonspor’un futbol okulunun açılması… Ne kadar büyük bir tezat!
Ama sonra geçmişi hatırladım. Yıllar önce yine Batman’da Trabzon asıllı bir eğitimci, “Trabzonlular Derneği” kurmuştu. Şimdi açık mı bilmiyorum ama o çaba da dostluk ve kardeşlik adına atılmış kıymetli bir adımdı.
Ben, ömrüm boyunca barışı kutsamış bir insanım. Bu nedenle, Batman’da Trabzonspor adına açılan bu futbol okulunu yürekten kutluyorum. Çünkü dostluk, çünkü kardeşlik, çünkü barış…
Şimdi kendi kendime soruyorum:
Ya Trabzon’da bir Amedspor, bir Vanspor ya da bir Petrolspor futbol okulu açılsaydı, Trabzon halkı nasıl karşılardı?
İşte asıl mesele de burada gizli.
Umut ediyorum ki bu girişim, yıllardır toplumumuzu zehirleyen ırkçılığa, şovenizme, ayrımcılığa ders olacak bir örnek olur. Çocukların top peşinde koşarken öğrenmesi gereken en önemli şey, bir forma renginin değil, dostluğun ve kardeşliğin değeridir.
Yürekten dilediğim şudur:
Bu küçük adım büyüsün, yaygınlaşsın, bu ülkeye barışın, kardeşliğin, dostluğun ışığını taşısın. Belki de bugün Batman’da açılan bu okul, yarın ülkenin dört bir yanında barışın simgesi olur.
Çünkü bizler, bütün yaralarımıza rağmen, hâlâ barışa inanıyoruz.