Acelen neydi iki gözüm, daha yolumuz vardı…
Her ölüm erkendir bilirim,
Ama senin gidişin…
Daha güneş yeni doğmuştu yüzüne Mustafa,
Daha çocukluk gülüşün kurumamıştı bakışlarında.
Sen vardın;
Elinde kitap,
Kafanda memleket,
Yüreğinde halkın sevdasıyla
Petkop’un tezgâhında kasiyer,
Ama hepimizden bilge, hepimizden yiğittin.
Sakalın tüy gibi,
Ama gözlerin dağ gibi…
Hesap makinesinde parmakların şimşek gibi oynar,
Dostun cebini, yüreğini bir solukta hesaplardın.
İşçiye omuz, esnafa umut, yoldaşına sırdaş oldun.
Sevgiyle yürürdün kalabalıklarda
Ve kalabalıklar sana sevdalıydı Mustafa.
Petkop kapanınca,
Sen düşmedin.
TPAO’da üretime girdin,
Ama senin üretimin her zaman
Umuttu, direnişti, hak arayışıydı.
Sonra sendika…
Sonra siyaset…
Sonra zindanlar, gözaltılar,
Bir milletin sırtına çöken zulümle
Bir ömür cebelleşmek…
Sen yılmadın Mustafa,
Senin yüreğine baskı sökmedi.
Derman oldun bir ömrün çilesine,
Sükût oldun arkadaşının yasına…
Ama kardeşinin, yoldaşlarının
Şahadetleri için yandığında
Dayanmadı kalbin…
Biriktirdin acıyı içte içte
Ve en sonuncusunda
Bir kuş gibi
Kanadın kırık düştün yere…
Yokluğun çöküverdi omzumuza,
Batman’ın sokakları sessiz şimdi,
Bir sandal eksik barikattan
Bir yürek eksik miting alanından…
Ey sevdiğimiz kardeş,
Ey yoldaş,
Acelen neydi?
Daha söyleyecek sözümüz vardı.
Daha yürüyecek yolumuz,
Yatışacak hesaplarımız,
Kuruyacak gözyaşlarımız vardı…
Şimdi seni anarken
Bir kitap düşüyor elimizden,
Bir hesap tutmuyor artık,
Bir şehrin ışığı eksik
Ve bir halkın duası eksik değil ardında.