?>

Bayramı Kutlayabilmek…

Selim Toprak

3 ay önce

Hayatım boyunca bayram yaklaştığında içimde garip bir heyecan başlar.
Çocukluğumdan beri bayram, bizim için sadece bir takvim günü değil; aile olmanın, bir araya gelmenin, aynı sofrada buluşmanın adıdır.
Biz Batman’da üç kardeşiz. Yıllardır her bayram birimizin evinde toplanır, bayramı ailece birlikte geçiririz. Anne ve babamızdan öğrendiğimiz örf, adet ve kültürle büyüdük. Global dünyada toplumlar hızla değişirken, birçok değer de ne yazık ki yavaş yavaş kayboluyor.
Biz ise o değerler kaybolmasın diye, imkânlarımız ölçüsünde bu geleneği yıllardır yaşatmaya çalışıyoruz.
Ama hayat bazen insanın içindeki bayram sevincini susturur.
16 Mart 1988’de Halepçe’de yaşanan katliamı hatırlıyorum. Yaklaşık beş bin insanın kimyasal gazlarla katledildiği o kara gün… O yıl içimden bayram kutlamak gelmemişti. Kapıma bir karton asmıştım. Üzerinde şu cümle yazıyordu:
“Yanı başımda bir soykırım yaşanırken, vicdani ve insani olarak bu bayramı kutlamak içimden gelmiyor.”
Aradan yıllar geçti. Takvimler 2026’yı gösteriyor. Ama bugün de içimde bayram sevinci yok.
Çünkü bir yanda ekonominin dibe vurduğu, insanların ekmeğe muhtaç hale geldiği bir ülkede yaşıyoruz. Mutlu bir azınlığın dışında, milyonlarca insan geçim derdiyle boğuşuyor. Emekliler perişan halde. Hele ki çocuk bayramına yaklaşırken, birçok ailenin çocuklarını sevindirecek imkânı bile kalmamış.
Diğer yanda ise yanı başımızda savaşlar var. Emperyal güçlerin gölgesinde önce Suriye, şimdi İran ve Ortadoğu’nun birçok yerinde insanların hayatı altüst oluyor. Savaşın acısı, yoksulluğun ağırlığı ve adaletsizliğin gölgesi bu coğrafyanın üzerinden hiç eksik olmuyor.

Oysa bayram; sevgi demektir.

Barış demektir.

Kardeşlik demektir.

Bayram; küslerin barıştığı, insanların birbirine sarıldığı, birlik ve beraberliğin yeniden hatırlandığı günlerdir.
Peki tüm bunlar yokken, içimizde bu duygular yeşermiyorken bayramı nasıl kutlayabiliriz?

Kadın cinayetlerinin olmadığı,

Gençlerimizin uyuşturucu batağında kaybolmadığı,

Sokakların korkuyla değil umutla dolduğu,

Savaşların değil barışın konuşulduğu bir ülke ve bir dünya özlemiyle…
İşte o gün geldiğinde gönül rahatlığıyla diyeceğim ki:

“Bayramınız kutlu olsun.”

YAZARIN DİĞER YAZILARI