Fener Alp’in Satırlarında Nefes Almak
Elime değil, yüreğime düştü o kitap: “Strazburg’da Dört Saniye"
Bir solukta okudum ama o soluk, sıradan bir nefes değildi.
Her dizede ciğerlerime çektiğim hava değişti sanki —
içim ferahladı, ruhum tazelendi.
Fener Alp’in şiirleri, insana iyi gelen bir şey;
oksijen gibi, can suyu gibi, umut gibi…
Ben Fener’i tanıdığım günden beri biliyorum:
O, yüreği deniz kadar derin,
bir çocuk kadar saf,
bir dost kadar vefalı bir insan.
Yanımda, kalbimde, hep sevgiyle, sessizce var oldu.
Onu anlatmak zor; kelimeler dar geliyor,
ama anlatmadan da olmuyor…
Çünkü Fener Alp yalnızca bir şair değil:
Batman Devlet Hastanesi’nde hayat kurtaran bir anestezist,
ışıklar sönse bile sahneyi aydınlatan bir tiyatro insanı,
kameranın ardında duygulara yön veren bir yönetmen,
ve en çok da kelimeleri çoğaltan, kalpleri onaran bir şair.
“ Strazburg’da Dört Saniye"yi okurken bazen gülümsedim, bazen yutkundum.
Her dizesinde bir insan nefesi, bir yaşam izi var.
O kitap, yalnızca bir şiir kitabı değil;
insanın kendine, acısına, sevgisine tuttuğu bir aynadır.
Ben okurken içimde bir yer ısındı,
kelimeleri yüreğime işledi.
Henüz okumayanlara gönülden söylüyorum:
Okuyun…
Çünkü “Strazburg’da Dört Saniye”, sizi kendinize götürecek,
kalbinizin kapısını aralayacak bir yolculuktur.
Ve şimdi diyorum ki:
Yolun, kalemin, yüreğin hep aydınlık olsun sevgili Fener Alp.
Senin dizelerinle nefes almak,
bu hayatta güzel bir ayrıcalık…
Şairin kimliği kayıtlarda eksik,
doğum tarihi defterin boş bir sayfasına yazılmış.
O, annesinin rahminden değil, kelimelerin rahminden doğdu.